Ed Kashi: Hastalıkların, Sorunların ve Durumların Fotoğrafçısı

/

Ed Kashi, kendisini fotoğrafçılığa adayan, fotoröportaj ve belgesel fotoğrafçılığı ile üretilen fotoğrafların insanların fikrini ve dünyayı değiştirebileceğine inanan bir fotoğrafçıdır. Bu hedefe ulaşabilmek için fotoğraf, film ve sosyal medyayı kullanmaktadır. Deneyimlerini açmış olduğu görsel öykü anlatma, insan hakları ve dünya medyası konularını içeren workshoplarında meslektaşları ile paylaşmaktadır. 2010 yılından beri VII Photo üyesidir ve 2015 yılında hibrid öykü anlatımı ile üretmiş olduğu kısa film ve belgesellerle Yılın Multimedia Fotoğrafçısı olmasının yanı sıra birçok ödül almıştır. Fotoğrafları ise birçok koleksiyona (örn. Permanent Collection, SF MoMA, CA; George Eastman House; International Center of Photography, NY vb.) kabul edilmiştir. Dokuz kitap yayınlamıştır, kısa film ve belgeselleri bulunmaktadır. Bu çalışmada özellikle sağlık ile ilgili çalışmalarına yer verilmiştir.

Kronik Böbrek Yetmezliği

Yapmış olduğu fotoröportajlar arasında kronik böbrek yetmezliği (KBY) hastaları ile ilgili yapmış olduğu çalışmalar dikkat çekicidir. KBY böbrek işlevlerinin aylar, yıllar içerisinde kaybı ile kendini gösteren kronik bir hastalıktır. Mutlak bir çözümü olmasa da böbrek nakli en uygun çözümler arasındadır. Ancak donör (verici) bulmadaki sıkıntılar, az gelişmiş ülkelerde tıp teknolojisinin gelişmemiş olması ya da sosyal güvenlik sorunları, bu çözümü olanaksız hale getirmektedir. Hemodiyaliz ise diğer bir çözümdür. Ancak bunun için de iyi bir hemodiyaliz alt yapısı gerekmektedir. Bu da yine çok maliyetli bir hizmettir. Başka bir çözüm ise hemodiyaliz cihazının olmadığı yerlerde uygulanan periton diyaliz yöntemidir. Ancak bunda da, bu işlem evde yapılsa bile solüsyonların maliyetleri bulunmaktadır. Aksi takdirde KBY hastaları kısa sürede vefat edeceklerdir.

Rakamlara bakacak olursak, 2016 yılında bu hastalığa sahip hasta sayısı dünyada 753 milyon olarak tahmin edilmiştir. 2015 yılında ise 1,2 milyon hasta bu hastalıktan ölmüştür. Bu rakam yıllar geçtikçe artmaktadır. Çoğu KBY hastalığı kontrol altına alınmamış hipertansiyon, diyabet ya da böbrekte gelişen glomerulonefrite bağlı olmakla birlikte, Ed Kashi çalışmalarında başka çevresel ya da mesleksel nedenlere dikkat çekmiştir.

Uzun yıllar KBY hastalığından muzdarip olan bir tarım işçisi. Şimdi ise tamamen bakıma muhtaç.

KBY ile ilgili çalışmalarına göz atacak olursak, aşağıdaki çalışmaları göze çarpar:

Sri Lanka’da KBY:

Bu ülke 30 yıla yakın süredir bir savaş içerisindedir. 2013 yılından itibaren bu ülkeye ziyaretlerde bulunmuştur. Ağırlıklı olarak tarım ile geçimini sağlayan nüfusun çoğunluğu süreç içerisinde geleneksel yöntemleri terk etmiş, modern teknoloji ve kimyasallarla tanışmışlardır. Toplumu etkileyen nedenler arasında 1970’lerden beri kullanılmaya başlanan zirai kimyasalların sorumlu oldukları tahmin edilmektedir. Kırsal bölgede özellikle son 30 yılda artış gösteren KBY’ye “Rajarata Böbrek Hastalığı” adı verilmiştir. Glikofosfat zirai herbisit olarak kullanılmaya başladıktan 15-20 yıl sonra KBY tabloları görülmeye başlanmıştır. Artık su, toprak ya da insan numunelerinde kadmium, arsenik, kurşun ve civa gibi ağır metallere rastlamak mümkündür. Bu hastalık artık gençlerde de görünmeye başlamıştır. KBY ağırlıkla 40-60 yaşlar arasında görülmektedir. Yüzde 80’i ilk teşhis aldıktan iki yıl sonra son dönem böbrek yetmezliği olurlar ve nihayetinde vefat ederler. Çalışan erkeğin kaybı aynı zamanda bakmakla yükümlü oldukları ailelerinin de sonu olmaktadır.

 

Diyaliz sırasını bekleyen 48 yaşındaki pirinç işçisi.

Hindistan’da KBY:

Gelişmekte olan ülkelerde KBY’nin sık görülen nedenleri dışında nedeni bilinmeyen KBY tanısı da konmaktadır. Bu hastalığa yakalananların ortak yönleri ise tarım işçiliği, düşük gelir grubunda ve kırsal kökenli olmaktır. Artan bu hastalığın yaşam tarzından ziyade mesleğe ve çevreye bağlı geliştiği düşünülmektedir. Sağlık hizmeti konusunda eksiklikler giderilmeye çalışılsa da ülke çapında hemodiyaliz merkezlerinin dağılımı eşit değildir. Maddi zorluklar ve etiketlenmeler aileleri sıkıntıya sokmaktadır. Hastalanan bireye yardım edilirken, evdeki çocuklar geleceklerinden ve eğitimlerinden vazgeçmek durumunda kalmakta, erken yaşta iş hayatına atılmak zorunda kalmaktadırlar.

Ailesi ile zaman geçiren KBY hastası.

Şeker kamışı ve KBY:

Nikaragua’da şeker kamışı toplayıcılarının yaşam süresi beklentileri 49 yaştır. Aynısı El Salvador için de geçerlidir. Bu bölgelerde de KBY “salgını” mevcuttur. Bu ülkelerde KBY’ye bağlı ölümler HIV/AIDS, diyabet ve lösemilerin öldürdüğü kişilerin toplamından daha fazla olmaktadır. Şeker kamışı fabrikalarında çalışma koşulları düzeltilmiş olsa da, yine de işçi ve ailelerin desteklenmeleri beklenmektedir. Ed Kashi özellikle Nikaragua’da bulunan Chichigalpa’da ya da diğer ismiyle “Dullar Adasında” da çalışmıştır. Bu kentte, çoğu şeker kamışı işçisi olmak üzere erkeklerin üçte biri KBY hastasıdır. Son on yılda orta Amerika’da 20000 şeker kamışı işçisi KBY’ye bağlı olarak ölmüştür. İşçilerin susuz kalmaları, ciddi ısılara ve çevresel toksinlere maruz kalmalarının bu ölümlere neden olduğu düşünülmektedir.

29 yaşındaki KBY hastası şeker kamışı işçisi.

Peru’da KBY (With Every Breath):

Bu proje National Geografic’in desteği ile hazırlanmış bir belgeseldir. Burada bir diyaliz hastası olarak Mary Pacherres’in yaşamı ele alınmaktadır.

Kashi’nin sağlıkla ilgili yapmış olduğu fotoröportajları ağırlıkla KBY ile ilgili olsa da, sağlık sistemindeki aksaklıklara dikkat çekmek amacıyla başka sorunlara da eğilmiştir. Bunlardan birisi Meksika’daki palyatif bakım sorunu olmuştur. Meksika’nın Hidalgo eyaletinde 2,5 milyon kişi yaşamaktadır. Bu bölgede palyatif bakım hizmeti sunan tek bir hastane bulunmamaktadır. Bir  belgeseline konu olan Bayan Ramirez bu hizmeti alabilmek için birkaç haftada bir Ulusal Kanser Enstitüsü’ne yarım günlük yol ile seyahat edip, tedavi almak durumundadır. Ambulans kendisini sabah 4.30’da alıp, akşam 16.30’da evine bırakmaktadır. Bu seyahatin maliyeti ise 15 USD civarındadır. Bu para miktarı normalde kendisinin birkaç haftalık geçimini sağlamaktadır.

Üzerinde çalışmış olduğu diğer bir konu (The Leaves Keep Falling) ise ABD’nin Vietnam Savaşı sırasında Vietnam üzerine sıkmış olduğu 12 milyon galon Agent Orange herbisitinin toplum üzerine olan etkileridir. Bu ajan aslında tarladaki mahsülleri ve sıkı ormanları yok etmek için kullanılmıştır. Ancak bu ajandan 4,5 milyon Vietnamlı ve 2,5 milyon Amerikalı asker etkilenmiştir. Bu olayın üzerinden 40 yıl geçmiş olmasına rağmen, hala kuşaklar ötesi etkileri sürmektedir. Ajanın için bulunan dioksin hala doğada bulunmaktadır. Belgeselin çekildiği bölgede dioksin düzeyleri kabul edilen üst sınırının 365 katını bulmaktadır. Birçok ailenin çocuklarında dioksine bağlı doğuştan sakatlıklar meydana gelmiştir.

ABD’de sosyal güvenceden yoksun halka yönelik yapmış olduğu kitap çalışması Denied: The Crisis of America’s Uninsured”da sağlık sigortası olmayan bireylerin ilaç temin edemedikleri için çektikleri çileyi ya da sağlık hizmetine ulaşamadıkları için sessizce vefat edişlerini ele almaktadır.

Zika salgını

Puerto Riko’daki gebeleri etkileyen Zika salgını ise diğer bir ilgi çekici belgesel çalışmasıdır (The Invisible Threat: Zika in Puerto Rico). Bu çalışmada sağlık otoriteleri olumlu bir tablo çizmiş olsalar da, bu ‘gözle görünmeyen’ hastalığın etkileri irdelenmiştir. Zika viral bir enfeksiyondur ve önlenemezse doğan bebekte mikrosefaliye (küçük kafalı olmasına) neden olmaktadır. Bu durumda enfeksiyonun kontrolü önem arz etmekteydi ve bu film bir duyarlılık yaratmayı amaçlamaktaydı. Gebeler arasında endişe hakimdi, ama çekime katılacak bir Zika hastası bulmakta güçlük çekilmiştir. Sonunda korkusuz bir ebenin desteğiyle konuya esas olan 30 yaşındaki bir gebe ile görüşülebilmiştir. Puerto Riko’da küretaj yasal olmasına rağmen Zika bir küretaj endikasyonu olarak kabul edilmemekteydi. Bebeğin Zika sekeli ile doğması ise tüm aile için büyük bir yıkım olmaktadır. Çocukta hayatını etkileyebilecek ciddi hasarların bulunması olasıdır. Bu çerçevede Zika cinsel yolla yayılım gösterdiği için, bu yönüyle tedbirlerin alınmasının önemi gösterilmeliydi. Belgeselin hazırlandığı sırada adanın dörtte birinin enfekte olduğu tahmin edilmekteydi. Ama asıl etkilerinin bebeklerin doğumundan sonra anlaşılması beklenmekteydi.

Ed Kashi almış olduğu W. Eugene Smith Humanistic Photography bursunun hakkını veren bir fotoğrafçı ve belgesel film yönetmenidir. Yapmış olduğu çalışmalarda dünyayı olumlu yöne değiştirmeyi hedeflemiştir. Kendisi, fotoğraflar ile insanların fikirlerinin değişebileceğine inanmaktadır. Fotoğraf ve belgeselleriyle, toplumun, gelişmekte olan ülkelerdeki KBY ve diğer sağlık sorunlarının farkına varmasını ve bunları önlemek için bir aktivizmin gelişmesini hedeflemektedir.

Kaynaklar:

  1. Bikbov B, Perico N, Remuzzi G (23 May 2018). “Disparities in Chronic Kidney Disease Prevalence among Males and Females in 195 Countries: Analysis of the Global Burden of Disease 2016 Study”. Nephron. 139 (4): 313–318. doi:10.1159/000489897. PMID 29791905.
  2. GBD 2015 Mortality Causes of Death Collaborators (October 2016). NCBI , Lancet. 388 (10053): 1459–1544. , The Lancet Journal , Digital Object Identifier , PubMed identifier , PMC , NCBI , National Center for Biotechnology
  3. Chatterjee R. Mysterious kidney disease goes global. Erişim tarihi: 19.05.2020.
  4. Kashi E. Before Obamacare.  Erişim tarihi: 19.05.2020.
  5. Wallace S. Can Sugarcane Workers Be Saved With Simple Water and Shade?.  Erişim tarihi: 19.05.2020.
  6. Landau E. Mysterious kidney disease plagues Central America. Erişim tarihi: 19.05.2020.
  7. Shen E. On the Trail of a Mysterious Disease in Nicaragua. Erişim tarihi: 19.05.2020.
  8. Clerici C. Interview with Ed Kashi. Erişim tarihi: 19.05.2020.
  9. Kashi E. Erişim tarihi: 19.05.2020.

Prof. Dr. Hakan YAMAN, ANFAD (Antalya Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği), Sille Sanat Sarayı, İFSAK ve FIAP (FEDERATION INTERNATIONALE DE L’ART PHOTOGRAPHIQUE) üyesidir. AFIAP (Artist de FEDERATION INTERNATIONALE DE L’ART PHOTOGRAPHIQUE) ünvanına sahiptir. Işıkla Boyama Dünya Birliği’nin (LPWA-The Light Painting World Alliance) ilk Türkiye temsilcisidir. DepoPhotos kolektifinin üyesidir. Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Şubesi (AICA-TR) üyesidir.
Üyesi olduğu derneklerde karma sergilere katılmış, sunumlarda bulunmuştur. Science Citation Index-Expanded ve Scopus gibi uluslararası bilimsel veri tabanlarında taranan, bilimsel hakemli dergilerde yayınlanmış fotoğraf ve sanat ile ilgili yayınları mevcuttur. Fotoğraf dernekleri yayın organları yanı sıra Milliyet Gazetesi’nde blog yazarıdır. Ağırlıklı olarak Belgesel fotoğrafçılık ve Sokak Fotoğrafçılığı ile ilgilenmektedir. Hekim olması nedeniyle fotoğrafın tıbbi boyutu ile ilgili araştırmaları sürmektedir. Evli ve 1 çocuk babasıdır.

Yorum Sayıları: 2

  1. Ed Kashi ve benzer fotoğrafçıların bu çalışmaları önemli. Aynı şekilde sizin bu fotoğrafçıları görünür yapan yazılarınız da önemli belge niteliğinde. Yazıyı okuyunca adı telaffuz edilmese bile vahşi kapitalizmi hissediyorsunuz. Devletlerin bunu önleyeceğini umut ederek boş hayal görüyoruz.

    Sevgi ve saygılarımla

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Oltanın Beri Tarafı

İstanbul’un gözde ilçelerinden Kadıköy’de, Fenerbahçe Stadyumu ve Yoğurtçu Parkı komşuluğunda denize dökülen