Eylül ve Eylülleri Yalnız Bırakma

/

Tüm sanat disiplinleri arasında büyülü bir bağ vardır. Bazen gördüğümüz bir şeyin fotoğrafını çekip çerçeveleyip duvara asmak anlamını yitirir. Sinema da iyi bir hikayeyi çekip görsel sanatlarla yedinci sanat olarak karşımıza çıkarmaktadır. Daha başka güncel sanat olarak ne yapabilirizi sorgulamak… Yani tek başına disiplinlerin yeterli gelmediği zamanlar oluyor. Bazen bir hareketi “fotomotion“u,  bazen bir enstelasyonu arıyor artık gözlerimiz.

Eylül-Kasım 2019’da İstanbul Bienali yapıldı. Görsel ve güncel sanatlarda İstanbul’un büyük  şansını görebildik.

Şimdi Blog’daki yazımı gecikmeli de olsa güncelleme vakti.

SALT Galata’da bir Pazar günü başladım bu yazıya. Yolda birkaç fotoğraf çekmişim. Kamondo Merdivenleri güzergahın değişmez görüntüsü… SALT Galata‘nın kafesi ve Robinson Crusoe Kitabevi de muhteşem.

Güncel sanat, mimarlık, kitap ve dergileriyle iyi vakit geçirilebilecek yerlerden…

Robinson adının da kitabevine verilmesi manidar!

Çocukluğumuzda okuyup ruh hanemizde yerli Cuma ile hikayesi unutulmaz!

Bir de tarihsel karışıklık ve sahtekarlığıyla bir kıtayı bulanın tarihteki yanlışlığıyla. Amerika Vespuci’nin Amerika kıtasına adının verilmesine karşılık Robinson’un  hikayeleriyle yayılması ve bilinmesi  hakikatin zaferi olmalı!

Kınalıada’ya giderken devam ediyorum.

Dedim ya; sanat disiplinleri arasında büyülü bir bağ vardır. Ne demiş büyük filozoflar diyalektikte;

Her şey birbirine bağlıdır.

Tiyatro

Tiyatro; hayatın içinde var olan düşünce, duygu ve olguların estetize edilip bir ayna gibi bakış açısıyla sunulmasıdır diyebiliriz. Birbirine güçlü bağlarla bağlı olan tiyatronun diğer disiplinlerden en önemli farkı, seyirci olmadan tiyatronun olamayacağıdır… Tiyatro anlıktır. Diğer sanat disiplinleri uzun zamana yayılan bir bütünleşme sağlamaktadır.

30 Eylül’de tekrar sahnelerini açmış olan (2. Sezon) “Eylül“ adlı oyununu anlatmak istiyorum. Yapmasam içimde kalır ve güdükleşir, çoğalmaz.

O güldürürken düşündüren bir tek kişilik gösteri!

2019 yılının tüm “genç” tiyatro ödüllerini alan!

Bir de izleyenlerin gönlünün ödüllerini!

Genç oyuncu, tiyatro metin yazarı ve yönetmen Uğur Kanbay!

Oynuyor diyemeyiz onun için. Sanki yaşıyor ve yaşadıklarını anlatıyor. Bizim sinema ve tiyatrocular hüngürdetip ağlatırken (ki esasında kanımca hiç iyi bir şey değildir bu. Hakikati görüp; ağlar unutur bizim insanımız! “Sanat denilen şey hakikatle hayal arasında gürül gürül akan bir nehirdir.” Hakikatse kılavuz!

Uğur Kanbay; “gerçek trans kadın hikayeleri“ni kurgusal bir tarzla hikayeleştirmiş. Aslında bu hikayeleri hepimiz biliyor ve görüyoruz. Ama görmezden geliyoruz. Hatta “bize ilginç” geliyor.

“Eylül“ oyununu Eylül’de bir sonbahar günü yazmaya başladım. Kınalıada’da gün batarken ve karşımda Yassıada varken, Yassıada  yapılaşmaya açılmışken. Bir dönemin idamları kapanmış. O tarihe de kimse sahip çıkmamışken.

“Eylül“ tiyatro oyununu ben neden beğendim?

Bir kere tek kişilik oyunlarda bildik Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Genco Erkal‘dan ve yollardan, uzun yıllardan sonra tek kişilik bir oyunun bu kadar etkili sahnede olduğunu ilk kez gördüm. Ve henüz Uğur Kanbay’ın ilk oyunu olduğunu, kendisinin yazıp yönettiğini izledikten, sevgili Gökçen bizi oyuna davet ettikten sonra oyunla ilgili okuma yapınca gördüm.

Hikaye akıyor. Eylül kendisiyle dalga geçiyor.

Ünlü askerlik muayeneleri, ilk aşkı! Bekleyen, gözleyen ilk aşkı.

2019’da birçok ödül almış! Ki bir tanesi benim için manidar. Afife Jale; sahneye çıkan ilk müslüman kadın oyuncu. Her yıl Yapı Kredi’nin adına ödül verdiği, benim de İzmir‘de yaşadığım sırada, İzmir‘den bir ödül törenine ailece davetli olarak geldiğim bir ödüldü.

Yıl 2020

Bu yıl 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde sahneler açılmadı… Oyunlar, oyuncular ve hayat susmuştu. Susmuşların sesini dinlemekteydi.

…“Hep çağırdılar sizi, onlar sahnedeydi.”

Yıkımını seyrettiğiniz dünya evinizdi. Sahnede asılı kalmış sesler çağırıyor sizi, acı çekenleri işiten ve karşı çıkan sesler çağırıyor sizi: Gelin birlikte yazalım bu korkunç masalın son sahnesini! (Süreyya Karacabey)  

Bugün Corona Virüsü nedeniyle sokağa çıkma yasağı var. Susmuşları başta sağlık çalışanlarını hatırlayarak, önlerinde saygıyla eğilerek; insanların konuşacağı, sanatın konuşacağı günleri umutla beklerken yazıyorum.

Açıldığı zaman sahne Eylül tekrar anlatacak hikayesini bizlere ve biz hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını göreceğiz. O günlerde Eylül’ü, Eylülleri yalnız bırakmayalım olur mu ?

“Eylül”; “Tek Kişilik Ödüllü Tiyatro Oyunu”, “Afife Jale Ödülleri“ “Bu yıl sahneler açılmadı”

1965 Akhisar doğumlu.
9 Eylül Üniversitesi Hukuk Faķültesi mezunu. ”Kadınların evlilik içinde yalnızca kendi soyadını kullanma hakkını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıyan“ pilot davanın davacısı. Türkiye'de ilk kez bu hakkı kazanarak kullanan; ilkler için mücadele vermeyi seven bir hukukçu. Aynı zamanda avukat. Avukat bir kızı var. 2013 'e kadar İzmir'de halen Istanbul Levent'te avukatlık yapar. Mal rejimleri alanında 15 yıldır bilirkişi olarak görev almakta.
 Kadın ve İnsan Hakları alanında uzun yıllar çalışma yaptı. “Kadın Hakları“ adlı kitapçığının yazarlarından. Projelerde eğitimci ve aktivist olarak görev aldı.
 Fotoğrafla ortaokul yıllarında ilgilendi. Yıllar sonra 2014 yılında İFSAK 194.dönem Temel Fotoğraf SEmineri‘yle fotoğrafa tekrar başladı. Gezgin olmayı seviyor. En sevdiği gezisi Bizim Amerika olan Latin Amerika ülkeleri ... Ege ve Doğu gezisi gitmeyi sevdiği yerlerden. Hatice Ezgi Özçelik'in koordinatörlüğünde "An ve Sonsuzluk" projesi sergisi ile başlayan fotograf çalışması, bireysel belirlenimli "Suyun İki Yanı Zeytin" ile devam etti. İleri Çekim Teknikleri Atölyesi, Fotomotion Atölyesi, Belgesel Atölyesi, Kadın Hakları Foto Röportajı, İFSAK Kuzey Ormanları Projesi, Fotograf Günleri Zincirleme Sergisi katıldığı çalışmalar.
 2017-2019 yılında İFSAK Yönetim Kurulu'nda görev aldı. İFSAK Bülten'de bülten sorumlusu olarak çalıştı. Yazılar yazdı. Röportajlar yaptı. Halen İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu'nun kuruluş çalışmasında görev almaktadır. Edebiyat, sinema
sever. Arada yazar. “Kim ne düşünecek diye düşünmeden...”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Kültür Sanat

Garip Bir Fotoğraf

Dört kişi parkta çektirmişiz,Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi …Anlaşılan sonbaharKimimiz paltolu,

Yeni Dönem Fotoğraf

Son dönem yaşadığımız salgın ile birlikte fotoğrafın geleceğini düşünmek ve nasıl şekilleneceğini

Deniz Kızı

Biz silah sesi işitince kaçmayız, sese doğru koşarız. Yine öyle yaptık. Silah

Karavan ile Dolomitler

Corona günlerinde evde kalmaktan en çok ‘daralanlar’ arasında gezginler ve fotoğrafçılar geliyor.