Fotoğrafça Anlatım

İFSAK Yönetimindeki dostların İFSAK Blog’da yazı yazmak isteyip istemeyeceğimi sorduklarında bir süredir aklımda olan bir yazı dizisini uygun görürlerse yazabileceğimi belirttim. Bu yazılarda çektiğim bazı fotoğrafların çekilme sebeplerini, anlatmaya çalıştığım hikayelerini, fotografik notlarıyla yazmak istiyorum. Zira fotoğrafların sadece görsel kayıtlar değil, karşılaşılan konuyu gösteren ve anlatan bir anlatım yolu olduğuna inanıyorum. Ancak bu yazılara başlamadan önce hem çekimlerde hem de fotoğraf değerlendirmelerinde dikkat ettiğim başlıkları toparlayacağım bir giriş yazısıyla başlamak istiyorum. Böylece ilerleyen yazıların yol haritasını da en baştan çizmiş olacağımı düşünüyorum. Verimli okumalar dilerim…

——————–

Nicephore Niepce 1826 yılında çatı katından 8 saat pozlamayla ilk fotoğrafı kaydetmeyi başardığında elbette bu bir teknik gelişmeydi, sanat aracı olarak düşünülmemişti. Louise Daguerre 1839’da fotoğrafı “doğadaki objeleri ışık aracılığı ile kaydeden” icat olarak tescil ettirdiğinde de hala bir teknik icattan söz ediliyordu. 1860’larda taşınabilir makineler geliştirildiğinde, tüm fotoğraf malzemelerini (makineler, fotoğrafların kaydedileceği levhalar, kimyasallar vb.) sırtlayan fotoğrafçılar da öncelikli olarak kutsal mekanlara koştular. Bu yerlerin gerçek olduklarını, gerçekten var olduklarını ispatlayan en önemli delildi fotoğraflar. Kısa zamanda maceracı fotoğrafçılar da ortaya çıktı ve uzun yolculuklar yaptılar, Doğu’ya doğru… Anadolu, Nil Havzası-Mısır, Hindistan-Kutsal Ganj Nehri, yüce dağlar-Himalayalar ilk yolculuklardan nasibini alan yerler oldular. 

Ancak aradan geçen 190 küsur yılda fotoğraf “çağımızın sanatı” haline geldi… Sanatsal üretimlerin yanı sıra sosyal medyadan basına, reklamcılıktan hobi amaçlı çalışmalara kadar geniş bir yelpazede fotoğraf ile iç içe bir hayat yaşıyoruz artık…

Fotoğraf etkili bir anlatım dilidir. Karşılaştığımız bir olayı, tanıştığımız bir insanı, yaşadığımız heyecanları büyük bir ihtimalle o an yanımızda olmayan kişilere aktarmak için kullandığımız bir araçtır.

Bu nedenle çektiğimiz her fotoğraf, görüntüler aracılığıyla kurduğumuz bir cümledir. Hatta bunu bir adım ileri götürerek söyleyecek olursak, çektiğimiz her fotoğraf kurduğumuz her cümlenin başına “bence” kelimesini yazmamızdır. “Bence günbatımı böyleydi.”, “Bence çocuk böyle gülüyordu” gibi cümleler kurmaktır. Her fotoğraf gönüllüsü yaptığı her çalışmada çevresindeki dünyayı bu “bence” çerçevesinde yorumlayarak aktarmaya çalışır.

Medeniyetin ortaya çıkmasıyla birlikte bir arada yaşamaya başlayan insanoğlu köyler, kasabalar, kentler, ülkeler kurdu. Birlikte yaşamaya dair gelenekler, kurallar geliştirdi, kültürler ortaya çıktı. Tüm bu gelişim süreci sanatları değiştirdi, geliştirdi, yönlendirdi. Elbette ki ortaya konan her sanat uğraşısı hem bireysel hem de toplumsal olarak değişimler yarattı… Bu değişimler de yeni sanat alanları ortaya çıkardı, var olan sanat dallarında yeni ufuklar açtı… Bu kültürel ve sosyal sarmal her türlü uğraşının içerisinde sanatı var etti. 

Her sanat eseri gibi fotoğraflar da bir düşünce anlatır, bunu bir biçimde anlatır, bir tekniğe yaslanır ve bir özgünlük taşır. Sahip olduğu düşünceyi, estetik bir biçimde, konuya en uygun teknik bilgi ve beceriyle kullanan her fotoğraf gönüllüsü yaptığı bu çalışmalarda temel olarak 2 ana konudan beslenir. Bu konular elbette ki insanla ilgili olan şeyler yani hayat ve doğadır. Hayatın, doğanın içerisinde billurlaşan anlar, fotoğrafçı tarafından süzülerek kadrajlarda yerini alır. Tüm beklenti çekim anında hissedilen duyguların izleyicilerde de ortaya çıkması ve paylaşılmasıdır.

Elbette her fotoğraf gönüllüsü ürettiği, ortaya çıkardığı fotoğrafı önce kendi göz ve gönül süzgecinden geçirir, daha sonra da bir şekilde (sosyal medya, gösteri, sergi, sunum vb.) izleyicilerle paylaşır. Bu paylaşım sırasında alacağı, karşılaşacağı samimi beğenilerin, takdirlerin en önemli sebebi işte o çekim anındaki duygunun izleyicide de oluşmasıdır. Bu beğeni ya da takdir oranının artması, çoğalması ya da bir başka şekilde söyleyelim bir fotoğrafın iyi, güzel, doğru, başarılı, etkili olmasının ölçülebileceği bir kriter dizisi oluşturmak hem fotoğrafçı olarak kendimiz hem de izleyiciler için bir yol haritası sağlayacaktır.

Bir fotoğrafın iyi, güzel, doğru, başarılı ya da daha çok kullandığım tanımlamayla etkili olabilmesi için 5 yönden güçlü ve etkili olması gerekmektedir. Ancak bu 5 yönden başarılı olan fotoğrafların kalıcı, en azından hatırlanabilir olma şansı yüksek olacaktır. Bu 5 başlık sırasıyla; teknik, biçim, içerik, anlatım ve duygudur.

Teknik, görüntüyü kaydederken kullandığımız yöntemlerdir.

Aydınlatma, ışık ölçümü, enstantane-diyafram kullanımı, objektif tercihi, ISO, Beyaz Ayarı gibi ışığı filme ya da sensöre doğru ya da istediğimiz şekilde aktarmayı sağlayacak tercihler silsilesidir. 

Biçim, kompozisyondur.

Ancak burada Altın Oran, Ritim, Grafik vb. klasik kompozisyon kriterlerinden söz etmiyorum. Mevzu bahis olan biçim, aktarmak istediğiniz konuyu estetik bir şekilde, göz hoş gelen bir şekilde, size özgün bir biçim dünyası kurarak kaydedip etmediğinizdir. 

İçerik, anlatmaya çaba harcadığınız konudur.

Fotoğrafladığınız konunun ne olduğu, izleyicinin o konu ile kuracağı bağı da etkileyebilecek bir faktördür. Burada anlatmak istediğim “içerik” mutlaka somut bir konu olmak zorunda değildir. Örneğin bir savaş fotoğrafına baktığımızda, herhangi bir savaş görmemiş, bilmiyor olsak da oradaki duyguyu da bilmemiz içerik konusunda bilgi sahibi olduğumuz anlamına gelir.  

Anlatım, sizin konuya nasıl yaklaştığınızdır.

Her fotoğrafçı karşılaştığı konuları dünya görüşü, konunun içeriği ve aktarmak istediği duygu açısından farklı bir şekilde aktarabilir. Örneğin boğa güreşlerini bir fotoğrafçı geleneksel bir olay, renkli bir dünya olarak anlatırken, bir başka fotoğrafçı hayvanlara yapılan eziyeti öne çıkarak bir çalışma hazırlayabilir. 

Duygu ise tüm bu aşamalardan sonra izleyicide ortaya çıkacak olan duygu ve o duygunun bizim çekim anında hissettiğimiz duyguyla örtüşüp örtüşmediğidir.

Gerek fotoğraf çekerken gerekse fotoğraflara bakarken bu 5 başlık, bizim yapacağımız değerlendirmelerde dikkat edeceğimiz kriterlerdir. Bu başlıklardan herhangi birinde sorun yaşayan fotoğrafın etkili olması mümkün olmayacaktır. 

Bir fotoğrafın 5 yönden güçlü olması gerekir dediğimde bu başlıkların her birinin eşit ağırlıkta güçlü olması gerektiği aklınıza gelmesin. Bu 5 başlıktan en az değere, öneme sahip olanlar teknik ve biçimdir. Herhangi bir fotoğraf gördüğünüzde o fotoğrafın kaç enstantane ile çekildiği, ışık ölçümünün nereden yapıldığı ya da hangi kompozisyon kriterine uygun çekildiği aklımıza neredeyse hiç gelmez. Daha çok içerikle ya da anlatımla ilgili düşüncelerimiz olur ya da bir duygu hissederiz. Bu nedenle teknik ve biçimin “kararında” olması yeterlidir. Pek çok seminer ve atölyede anlatmaya çalıştığım gibi yazarsam teknik ve biçim, yemeğin tuzu kadar olmalıdır. Özel bir rejim yapmıyorsanız yediğiniz her şeyde tuz vardır, ancak 2 durumda tuzu fark edersiniz; az ya da çok olduğunda… Fotoğrafta da teknik ve biçim aynı böyledir. Az-yetersiz olduğunda ya da çok olduğunda dikkat çeker. Teknik yönden zayıf olan bir görüntünün anlattığı konu ne olursa olsun başarılı olma şansı olmayacaktır. Tam tersi olarak teknik yönden çok başarılı bir fotoğrafın etkisiz bir konu ya da anlatımla da etkileyici olma imkânı yoktur. Kararında, doğru kullanılan teknik ve yeterli estetik dozu oluşturan biçim kullanımı izleyicinin içerik, anlatım ve duygu başlıklarına yoğunlaşmasına destek olacaktır.

İlerleyen yazılarda bir fotoğrafı çekerken, bu başlıklara uygun olarak nasıl bir yol izlediğimi anlatmaya çalışacağım… Görüşmek üzere…

Olympus Uluslararası Marka Elçisi. 30 yıldır profesyonel olarak fotoğrafla uğraşıyor. Fotoğraf ve yazıları birçok dergide yayınlandı. Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinde sergiler açtı, gösteriler yaptı, söyleşi ve sunumlar düzenledi. Çeşitli yarışmalardan ödüller kazandı. 1995 yılından bugüne binlerce kişiye fotoğraf dersleri verdi. 50’yi aşkın kurum ve kuruluşta fotoğraf eğitmenliği ve danışmanlık yaptı. 20’den fazla ülkeye fotoğraf danışmanı olarak seyahatler düzenledi. 2000 yılı mayıs ayında FOTOTREK FOTOĞRAF MERKEZİ’ni kurdu. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri içerisinde Fotoğraf Geçidi: İstanbul 2010’un organizasyonunu yaptı. 7 Fotoğraf Albümü ve 4 Sergi Okuması kitabının da yayıncılığını gerçekleştirdi. İnsan ve Portre, Etkili Fotoğraflar için Kompozisyon, Fotoğrafça Anlatım, Yol(cu)luk ve Yol(cu)luk-2 isimli beş kitabı, Eski Kıtanın Yollarında isimli bir fotoğraf albümü bulunmaktadır.

Yorum Sayıları: 6

  1. “Bence” güzel bir başlangıç yazısı olmuş, serinin diğer yazılarını heyecanla bekliyorum. Elinize sağlık.

  2. Çok teşekkürler… Örnek fotoğrafların detaylı hikayeleri ve anlatımlarıyla devam edeceğim…

  3. Sevgili Cenk, ne iyi ettin bu diziye başlamakla, ilgi ve heyecanla bekliyorum devamını. Soru: iyi fotoğrafı yapan 5 başlığa “dil”i de ayrı bir başlık olarak ekleyebilir miyiz, yoksa “anlatım” içinde mi değerlendiriyorsun? Sevgiler.

  4. Şule merhaba, çok teşekkürler… “Dil” başlığını “anlatım” olarak kabul edebiliriz. Fotoğrafçının konuya hangi yönden yaklaşıp anlattığı, özgün dilini de oluşturacaktır diye düşünüyorum… Örnek fotoğraflarla bu noktanın biraz daha açılacağını umuyorum…

  5. Güzel ve anlatım dili çok iyi olan bir makale olmuş. Her seviyeden fotoğrafla ilgilenen kişinin kendi adına faydalanacağı bilgiler içermekte. Bu güzel yazı için Cenk hocama teşekkür ederim. Devamını merakla bekliyoruz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*