Fotoğrafçının Instagram’la İmtihanı

2018 verilerine göre Instagram’ın aylık aktif kullanıcı sayısı 800 milyonu aşmış durumda*. Bu satırları yazarken bu rakamın 1 milyarı aştığını tahmin etmek abartılı olmaz sanıyorum. Oysa bu rakam daha 2012 yılında 30 milyon aktif kullanıcı idi. Bu tarihte Facebook tarafından 1 milyar dolara alınan Instagram, getirilen yeniliklerle birlikte sosyal ağların en gözde ve en çok kullanılan uygulaması oldu.

Tüm dünyanın sosyal hayatını mobil telefonlara sığdıran bu parıltılı sosyal ağın, uzun süre cazibesini koruyup arttıracağı kesin. Instagram kullanıcılarının %30‘unu 18 – 24 yaş aralığındaki gençler oluşturuyor. 25 – 34 yaş aralığındaki kullanıcılar da diğer bir %30‘luk dilimi temsil ediyor. Instagram içeriğinin %92 ‘sini fotoğraf oluşturuyor, günde 100 milyon fotoğraf paylaşılıyor ve her gün ortalama 4.2 milyar beğenme yapılıyor.

Bu durum teknoloji devlerinin fotoğraf ve video üzerinden rekabetini hızlandırdı, uğruna kurbanlar verilen selfie/özçekim çılgınlığı tüm dünyayı virüs gibi sardı. Önceleri bu mecraya mesafeli olan fotoğrafçılar ve kolektifleri (Magnum Photos vb.) birer birer hesaplar açmaya başladı ve Instagram biz fotoğrafçılar için çok kısa sürede ciddi fotoğraf mecrası haline geldi. Adeta varoluş meselesi oldu. Instagram’da varsan varsın, yoksan yoksun…

Bu tespitle esas konumuz olan Instagram’ın fotoğrafa yaptığı etkileri irdelemeye çalışacağım.

Olumlu Etkileri:

  • Mobil fotoğrafçılık farklı bakış ve fotoğrafın işlendiği özel uygulamalarıyla, fotoğraf dünyasında saygın bir konum aldı.
  • Magnum fotoğrafçıları Alex Webb ve Gueorgui Pinkhassov gibi fotoğraf ustaları cep telefonlarının marka yüzü olarak fotoğraf serileri yaptılar.
  • Fotoğraf makinelerinde özellikle aynasız segmentinde olağanüstü gelişmeler sağlandı. Makineler küçüldü, görüntü kaliteleri, ISO performansları arttı. Mobil telefonlara görüntü aktaran teknolojik donanımlar eklendi.
  • Fotoğrafçıların yarışmalar, dernekler, web sitelerinden oluşan küçük dünyaları hızla büyüdü, tüm dünya fotoğrafı artık ceplerine sığdı.
  • Fotoğrafçıların sosyal ağı buna paralel olarak büyüdü, ülke ve dünya fotoğrafçılarının iletişimi etkileşimi arttı ve fotoğraf anlayışlarını etkiledi.
  • Artık yüz yüze geldiğimizde yıllardır tanışıyormuşçasına fotoğraf konuşacağımız bir sürü arkadaşımız var.
  • İstanbul’da bizimle fotoğraf çekmek için iletişime geçen çeşitli ülkelerden fotoğrafçı dostlarımız var.
  • Dünya fotoğrafıyla rekabet fotoğrafımızın kalitesine olumlu etkiler yaptı. Fotoğraf öğrenmeye gayret eden insanımızın, derneklerde ahkam kesen dediği dedik hocalar ve sağda solda yetkinliği tartışılır abilerle sınırlı dünyaları değişti, duvarlar yıkıldı.

Olumsuz Etkileri

  • Dijital devrimin sosyal ağı olan Instagram, kapitalizmin kullan-at, çabuk tüket, yenisine bak felsefesine uygun olarak fotoğrafları hızlı tüketim maddesi haline getirdi.
  • Instagram’ın hızlı akışına uygun periyotta fotoğraf yüklenmediği takdirde, algoritma fotoğrafı izleyiciyle buluşturmuyor. Bu döngüyü kırmak için tempoya ayak uydurmaya çalışan fotoğrafçı tekrara düşüyor ve kalitesinden ödün veriyor.

Like (Beğenme) Sarmalı

Olumsuz etkileri daha da açmak ve içimizi dökmekte fayda var diye düşünüyorum.

Başarılı sokak fotoğrafçısı genç dostum Sami Uçan’la Instagram mecrasının fotoğrafa katkıları ve olumsuzlukları üzerine konuşurken konu takdir edilmenin insan ruhuna etkilerine geldi. Sami’nin kullandığı özdeyiş çok hoşuma gitti; “Abi, insan beşer, kuldur şaşar”. Hangimiz şaşmadı diyerek insani bir duyguyu kemiren motive eden veya demotivasyona yol açan bu layk meselesi nedir bir bakalım dedim.

Fotoğrafın değer ölçütünü like ve emojiler diline indirgediğimiz de içi boş sürekli tekrarlanması gereken sanal mutluluklar dünyasına adım atmış oluyoruz. Bu işe kafayı yorduğunuzda Instagram’ın algoritmaları ve onunla uğraşan teknik bir dünya ile tanışıyoruz.

Layk garantili laykcı satan firmalar mesaj gönderip duruyorlar. Üzülme! Filan miktar şu kadar layk garantili helal süt emmiş takipçi şu kadar TL… Hadi bakalım koskoca bir yalan dünya sahte ve geçici mutluluklar ve fenomenler kumpanyasına hoş geldiniz. Bu sahte mutluluğu yaşamak adına kendini ve dostlarını kandıran hormonlu hesaplar ve fenomen fotoğrafçılara karşı organik hesaplar…

Takipçin ve laykın kadar değerinin olduğu bir dünya. Burada fotoğraf tali meseleden ibaret, asıl olan takipçi sayısı ve layk.

Netflix’te Black Mirror dizisinin 3.sezon 1.bölümü “Dibe Vuruş”u seyretmeyenlere öneririm. Beğenme ve beğenilmek konusu ele alınmış, toplumsal etkileri bağlamında çok etkili ve ürkütücü bir gerçeklilikle işlenmiş.
 
Yukarıdaki istatistikleri tekrarlıyorum, günde 100 milyon fotoğraf ve 4,2 milyar like. Yani okyanusta yüzen bir ceviz kabuğu misali fark edilmeye çalışıyoruz. Ancak hepimizin bildiği üzere beğeni tatminsizliği ve beklentisi tüm dünyayı sardı. Bu işe kafayı takmak demek hüsran demek. Takibe takip beğeniye beğeni işi mutluluk vermez, değer yargılarımızı görme biçimimizi küçültür. Bir kere gözümüzü layk bürürse, çekeceğimiz fotoğrafın laykını düşünmeye başlarsak, ne diyeyim; Allah layığımızı verir ama fotoğrafın derinlikli dünyasına giremeyiz hiçbir zaman.
Takip edeceğimiz hesaplar organik! ve fotoğrafımıza katkı verecek hesaplar olmalı.

Fotoğrafçı olmadan fenomen olanların büyülü dünyası ve kötü fotoğrafa referans olan bir mutluluk zinciri doğdu. Firmalar sponsor olup, ellerine makine veriyor ve workshop yaptırıyorlar. Instagram fotoğrafçılığı kursları bile görmek mümkün.
Tüm çabalar beğeni uğruna ancak sürekli başkalarıyla kendini kıyaslayarak mutsuz olan ve ruh sağlığı bozulan kullanıcılar konusunda gelen ciddi eleştiriler sonucu Instagram, beğeni ve takipçi sayısını profilde vermeyip istatistikler bölümüne alan test uygulamalarına Kanada’da başladı. Pilot projenin beş ülkede daha uygulanacağı açıklandı. Yakın zamanda beğeni hasedinden çatlamalar son bulacak ama “fenomen” bunalımı yaşayacak ülkelerin başında geleceğimiz muhakkak görünüyor.

Fotoğrafımızdan ödün vermek pahasına her gün fotoğraf yükleyip kaliteden uzaklaşmayalım ve doğru hashtagler (#) kullanmak suretiyle kolektif hesapların sayfalarında sergilenme şansı arayalım. Bu suretle doğru  izleyiciye kitlesine ulaşmak mümkün olabilir.

İş artık profesyonel medya yönetiminin konusu, hatta daha da teknik donanım gerektiren bir konu çünkü algoritma var karşınızda onun şifresini çözmeye hiç uğraşmayın, sponsorluk vs. işlerine para kaptırmayın. Fotoğrafta nasıl gelişirim konusu ile uğraşın okuyun bol bol izleyin derim.

Çıkış Yolu Var

İnternet dünyası ve mobil cihazlar marifetiyle her türlü tüketim alışkanlıkları ve tercihleri sosyal ağlar üzerinden manipüle edilen ve bloggerları referans alan yeni bir dünya vatandaşı yaratıldı.

Ne çektiğin değil hangi markayla çektiğinin önemi var artık. Yani kelimenin tam anlamıyla kapitalizmin şefkatli ve eğlenceli gözüken kolları bizleri yavaş yavaş sıkarak boğmakta. 

Kapitalist yaşam biçiminin dünya kaynaklarını acımasızca tüketen yeni kölelik düzenine karşı, başka bir dünya mümkün mü? sorusunun yanıtları ve örgütlenmesi yine bu mecrada doğacaktır.

Kısaca çağımızın değişim ve dönüşümlerinin hatta devrimlerinin artık sosyal ağlara ihtiyacı var.

Occupy Wallstreet “we are the 99%”, Occupy Gezi ve ABD‘de Siyu Kızılderilileri ve 5 milyon çevreci sosyal ağlar ile örgütlenip seslerini dünyaya duyurdular. Kurtuluş çaresinin sosyal ağlarda örgütlenmeden geçecek olma zorunluluğu da ayrı bir ironi konusu.

3 Temmuz 2019 Çarşamba günü sosyal medya platformlarında kesinti yaşandı. Hepimiz, emziği ağzından alınmış bebeler kadar ağlamaklı ve sıkıntılı saatler geçirdik. Bunun üzerine #instagramdown etiketini kullanan CIA, “Evet biz de #instagramdown’dan etkilendik. Ancak buna biz neden olmadık. Ve senin Instagram’ını biz düzeltemeyiz. Kapatıp tekrar açmayı denedin mi?” şeklinde bir tweet attı.

Sonuçları benim diyen insanları bile etkileyen bu dalga, belki bu sosyal mecrayı icat edenlerin bile öngöremediği bir değişimle insanları etkilemeye devam ediyor ve edecek. Bu garabetle boğuşmak mümkün değil gibi, mutlu olmanın yolu organik olmaktan ve doğru kanalı tercih etmekten geçer.

Sözlerimi duvarlara yazmak istediğim yazılarla bitirmek istiyorum;

- Laykın kadar değerin var bu alemde,                                                                     - Laykın kadar konuş,
- Laykı iştir kişinin işine bakılmaz,
- Laykları zevk edindim bende neşe ne arar,
- Bugün layk için ne yaptın, - Allah laykını versin.

Instagramın keyfini çıkarın dert etmeyin ve sıranızı sabırla bekleyin, unutmayın! Andy Warhol’un dediği gibi:

Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.

Temmuz 2019

* www.igturkiye.com

2010 yılında tele ve makro objektifini satarak sokak fotoğrafının cazibesiyle sokaklara düşmüş bir fotoğraf tutkunuyum.
2013 yılında kurulan Turkuazstreet Fotoğraf Kolektifi'nin kurucu üyesiyim.
İFSAK Sokak Fotoğrafçılığı Grubu'nun danışmanlığını yapmaktayım.
Sokak hayat, fotoğraf hayattan damıtılmış bir andır.
Web sitesi : www.ufukakari.com.tr

Yorum Sayıları: 14

  1. Çok yerinde tespitleri, çok eğlenceli bir dille anlatmışsınız.HIV( human instagram virüs) AIDS gibi 😊. Tez vakitte tedavi olunmalı. Makinam Fuji, likela beni kuzi 😄😄.Elinize sağlık Ufuk Hacam.

  2. Güzel ve sürükleyici bir anlatım olmuş, hemen layklamak kalp emojisi koymak istedim. Elinize sağlık.

    • Sevgili Hakkı,
      Sizin gibi fotoğraf üzerine üreten ve paylaşan bir dosttan böylesi güzel bir iltifat beni çok mutlu etti sağolun.
      Teşekkürler.

  3. Yazınızı zevkle okudum… Bazı düşündüğüm şeyleri de uygun görürseniz paylaşmak isterim.

    *

    Kim ne derse desin… değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.

    Bundan yüzyıl öncesinin bir sanat eleştirmeni, bugünün genç ve başarılı bir fotoğrafçısı, karakteri ve fotoğrafa genel bakış açısı itibari ile aykırı, asi, uslanmaz, teşhirci olarak adledebilirdi. Ama bana bu döneme ait bir sanat eleştirmenine göre ise son derece saygılı, sevgili, iyi niyetli ve sanatkar biri olarak düşünülmesi olasıdır…. Peki bugünün boş, asi, değersiz fikirleri olduğunu düşündüğümüz bir instagram fenomeni, yüzyıl sonra içinde bulunulan toplum için değerli bir sanatçı olarak adlandırılmayacak mı? Velhasıl; bugünün doğrularının dünün kurallarına göre değerlendirmek sadece karşılaştırma yapmaktan öte gidemez. Geleceği öngörerek bugünü eleştirmek de kolay olmasa da imkansız değildir.
    Misal, (bugünün, genç dijital makine kullanan ve üretken olduğunu düşündüğümüz bir fotoğrafçısına sorarak); sen bi Henry Carter mısın?
    Eminim Henry Carter ile bu karakterinle karşılaşsaydın… sana sabırsız, hazırcı veya gözlemlemeyen, gelişine çakan, şipşakçı biri derdi…
    Peki bu kişi gerçekten bugünün kriterlerine göre böyle midir? Hayır, bize göre muazzam fotoğraflar ortaya koyan biridir belki de. Henry Carter veya bir Salgado, avını sabırla bekleyen bir kaplan gibi saatlerce tehlikeli yerlerde beklemiş ve o an için ölmeye bile hazır fotoğrafçılardı belki de. Bugün bize göre bu böyle. Ama teknoloji artık bu konuda bize çok güzel nimetler sunuyor. Bu bizim hatamız mı? Tüketim çılgınlığı veya kullan at fotoğrafçılık gibi durumlara neden oluyor gibi görünse de, artık bir sonraki meseleye çok hızlı bir şekilde kanalize olmamızı ve yeni şeylerin keşfinin hızlanmasını da sağlıyor.
    *
    Her şey yüzyılda bir değişir derler… niye biliyor musun?
    İnsanın ömrü ile alakalı.
    Geçmiş yüzyıla dair kimse bu yüzyılda yaşamıyor… ya da etkin olamayacak kadar yaşlıdır. Bu yüzden yeni dünya yüzyılda bir karakter değiştirir.
    Geçmiş yüzyılın sanat değerleri halen yaşar ama sanal olarak kalır. Kitaplarda okutulur. Ama kimse uygulamaz. Çünkü vizyonları farklıdır.
    Buna kültürel veya fikirsel evrim denir… evrimin en sıkıcı ve anlaşılamayan yeri, bana göre bu yüzyılın kritiğini geçmiş yüzyıla göre belirleme eğilimidir.
    Özetle; dünya gelişiyor…geliştikçe üzerine giydirilmesi gereken formanın da gelişmesini sağlamak icap ediyor. Ama bu formayı öyle hemen dikemiyor insanlık. Bu yüzden 20 yy tam anlamıyla 1960 larda iyileşmeye başladı denilebilir.
    *
    Reklamın evrimi instagram… Biz sanıyoruz ki, bize şu anda normal gelen ve 1960 larda gelişen reklam stratejileri o zamanın insanına normal geliyordu… değil. O zamanın insanı da bir önceki yüzyıla göre o günü eleştiriyordu, dünya nereye gidiyor nidaları ile….
    Velhasıl; istediğimiz kadar eleştirelim, değişimi engelleyemeyiz. Ama korkumuzu da durduramayız. Çünkü geleceği iyi bir şekilde ön görecek kapasitemiz hep yetersiz kalacaktır…
    …hiç bir şeyi engelleyemeyiz ve dünya geriye gitmez asla…

    Saygılar ve sevgiler.

  4. Sevgili Kerem,
    Değerli katkın için çok teşekkür ediyorum.
    Fotoğrafı dijital devrimle kavramış ve tüm sürecine ve bugünkü baş döndürücü hızına ayak uydurmuş biri olarak bu değişimin ,fotoğrafa katkılarını şüphe götürmez bir gerçek olarak görüyorum.Değişime direnmek şöyle dursun değişimi yönlendirme ve popüler kültürün kuşatmasından kurtarma çabasına bir parantez açmaya çalışıyorum .
    Bu değişime damgasını vuracak Fenomen sanatçı adaylarının işi geçen yüzyıla göre daha da zor çünkü şimdilik koca bir kaos hakim.Sözüm fotoğrafçı olmadan fenomen olan sahte peygamberlere zaten.
    Tek ölçütün beğeni haline getirildiği bu platform ,seçme ve seçilme hakkını kullandırmayan aksak demokrasilerin yarattığı kahramanlar ! gibi fotoğraf ustaları /sanatçıları ! çıkarmaya başladı.
    Değişim başlamıştır;
    Antik çağın devrimci filozofu Herakleitos’un “aynı ırmakta iki kere yıkanmak mümkün değildir “
    Dijital devrim kendi ustalarını ,sanatını İnstagram ‘dan çok daha önce yaratmaya başladı zaten.(Flickr vb)
    Sevgi ve selamlarımla,

  5. Öncelikle çok içten ve samimi buldum yazınızı, bazı duygulara tercüman olmuşsunuz.. fakat şunu da eklemek istiyorum gerçekten içten samimiyetle fotoğrafa eğilimli ilgili insanları bu mecralara iten fotoğraf camiasındaki egolu ağır abilerimiz degilmidir..(bi kısım insan için bahsediyorum) bütün bu olumsuzlukların içinde gerçekten fotoğrafı öğrenmeye ve güzel fotoğraf çekmek için can atan insanlar var. Büyük şehirler bu konuda biraz daha avantajlı ama küçük şehirlerde tam bir kuraklık mevcut. Yorumumu bitirmeden bende bir kelime oyunu yapayım ileride birileri belki Instagram mecrasında kullanır;)
    Çok laykayt sın Instagram…

  6. Sosyal Medya genel
    Olarak bilincsiz kullaniciyla tehlikeli bir mecra. Bilincli kullanici sayisi maalesef cok degil. Yazinizda cok guzel saptamalar var en azindan benim instagrama bakisimla ortusen… kendimi fotografci olarak tanimlamasamda cektigim fotograflari paylastigim bir acik sergi olarak goruyorum Instagrami en azindan bu sene hesabimdan kiliti kaldirinca fotograf cekenler tarafindan goruluyor olmak bile bana yeterli geliyor…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraflara Dair

Fotoğrafça Anlatım

İFSAK Yönetimindeki dostların İFSAK Blog’da yazı yazmak isteyip istemeyeceğimi sorduklarında bir süredir

Fotoğraftan Öte

Geçtiğimiz günlerde, Malezyalı fotoğrafçı Edwin Ong Wee’nin, “çocuklarını metanet ve umutla sıkıca

Etik Derken…

Bazı konuları, hele de sanatı ve fotoğrafı, etik sözcüğü ile yan yana