Fotoğraf: Muhammed Mus`ab SARIN

Dipnot*: Fotoğrafın Şairi, Yıldız Moran

/

Türkiye’nin İlk Kadın Fotoğrafçısı

Yıldız Moran (1932 – 1995)

Türkiye’nin fotoğraf alanında akademik eğitim alan ilk kadın profesyonel fotoğraf sanatçısı. Önceleri resim yapmaya meraklıyken, sanat tarihçisi dayısı Mazhar Şevket İpşiroğlu’nun önerisiyle Londra’da fotoğraf okumaya gider. Fotoğrafı teknik bilgilerin ötesinde bir sanat dalı olarak irdeleyen Moran; Portekiz, İtalya ve İspanya’yı dolaşır. Londra’da açtığı ilk sergide tüm fotoğrafları satılır, ardından beş sergi daha açar. Ve Türkiye’ye döndüğünde dayısıyla beraber Anadolu’yu dolaşır.

Özellikle Anadolu’da çektiği fotoğraflarında insan sevgisi, sanatsal duyarlılık ve fotoğraf çekim sezgisini iç içe örerek, kendine özgü bir alan açar. Fotoğraflarını çektiği insanları yaşadıkları coğrafya ile birlikte ele alır. 1950’lerde başlayan sanat hayatı ve üretiminin, sonraki nesillerin de fotoğraf alanındaki fikirlerini oluşturmada büyük yeri var şüphesiz. 1950’den 1962’ye kadarki 12 yıllık fotoğraf kariyerinde bastığı her deklanşörün sanat hayatımız için yeri büyük. Onun karelerinin hepsinde bir şiir görürsünüz, zira kendi deyimiyle:

Şiirselliği olan her şey fotoğraf konusudur.

Ses dergisinde 1983 yılında yayınlanan röportajında şunları söyler: 

“ Konu insandır benim için. Ben onunla iki insan olarak bağımı kurarım. Fotoğrafçı olmam hiçbir zaman ön planda değildir. İkimiz selamlaşırız, konuşur, dertleşiriz. Yakınlık kurulur. Ben bu arada açımı arar, yerimi bulur, çerçevemi saptarım. Karşımdaki insan kendiliği içindedir, (…) neyse odur kısacası. Fotoğrafımı çekerim. Ondan sonra, artık benim işim bitmiş, onunla bir alacağım vereceğim kalmamışçasına hemen uzaklaşmam oradan. Başladığım gibi, gene onunla konuşur, vedalaşır öyle ayrılırım.”

“Küçük heyecanlar sanat olamaz. Büyük heyecan duyulmalı. Bu bir gerçek. Konu belgeleyici, röportaj fotoğrafı ise (fotoğrafın sanat olmaması), söylenen söz geçerli olabilir. Röportaj yapmak için objektif bir görüşten, olayın niteliğine ilişkin bir yargıya varmak lazım. Fotoğrafın bir başka yönü daha var: sübjektif yönü. Gazete röportajı ile şairi ayıran yön. Kalemi nasıl birçok şey için kullanabilirseniz, makineyi de öyle. Şair hangi vezinle, hangi kalıpla şiir yazmayı seçip, içeriği dolduracaksa, fotoğrafçı da kendine en uygun fotoğraf makinesini bulmakla yükümlüdür. Her iki dalda da sonuçta şiirsellik, estetik yoksa başarısızdır. Konuya saygılı yaklaşım büyük önem taşır. Fotoğraf makinesi objektif bir algılayış biçimi olarak bellendiğinden her fotoğrafın objektif bir görüntü olduğu kanısı yaygındır. Oysa fotoğraf çekileceği açıdan, çekileceği andan, çekenin görüş açısından kaynaklanan nedenle çok da çarpıtılabilir. O zaman çok tehlikeli bir silahtır.”

Anadolu, 1956

Samih Rifat sergi kataloğu için hazırladığı, ‘Bir Unutma ve Unutulma Öyküsü Yıldız Moran – Fotoğrafçı’da şunları yazar:

 “Önce bir tutku öyküsüdür Yıldız Moran’ın fotoğrafçılığı; sonra da bir özveri ve vazgeçme öyküsü. (…) Fotoğrafı bırakma öyküsüne gelince, bu konuda Yıldız Moran’ın söylediklerine çok da inanmak istemiyorum. Bir sanat tutkunu yalnızca çocukları ve ailesi için tutkusundan vazgeçer mi? Şimdi adını anımsayamadığım bir Fransız yazar (Malraux olabilir) şöyle bir düşünce ileri sürüyor: ‘Yaratıcılık, sanatçıların üstünden gelen ve onları aşan bir şeydir. Bu nedenle de sanatçılar yaptıklarının farkında değildirler çoğu kez.’ (…) Yaratmanın bir açıklaması yoktur; yaratmaya başlamanın bir açıklaması yoktur… Durdurmanın, bitirmenin de yoktur. Sanat alanına giren her şey için olduğu gibi: Sessizlik ve sırdır ötesi.”

Kütüphanemizde “ Yıldız Moran-Fotoğrafçı“ albümü Anadolu’dan kareler ve portre fotoğraflardan oluşan kitabı 7B – 86 numarada sizi bekliyor.

Fotoğraf Sergileri:

  • 1953 Cambridge
  • 1953-1954 Londra 5 sergi
  • 1955 Şubat, İstanbul
  • 1955 Haziran, Ankara
  • 1956 Mart, İstanbul
  • 1957 Mayıs, İstanbul
  • 1962 Ağustos, Edinburg
  • 1970 Kasım, İstanbul

Kaynak : Yıldız Moran _Fotoğrafçı ( İFSAK kütüphane )

*Dipnot bir konunun nereden alındığını gösteren bilgilendirme bölümüdür. (*) işareti ile gösterilir. Sayfa sonlarında altta karınca gibi küçücük kaldığından hiç kimse bakmaz ve “ben biliyorum bunları zaten” der, geçeriz. Bundan sonraki dipnotlarımızı okumadan geçmemeniz dileğiyle. Bu köşede İFSAK Kütüphane’den hep bir Dipnot* olacak.

İstanbul,
2010 yılından bu yana fotoğrafla ilgileniyor.
İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) üyesi.
Derneğin birçok eğitimine katıldı ve çeşitli projelerinde yer aldı. Halen İFSAK Yönetim Kurulu Üyeliği- Kütüphane ve Arşiv Birimi Koordinatörlüğü ve Seminerler ve Atölyeler Birimi'nde Danışman Yardımcısı görevlerini sürdürüyor.
https://www.meralguler.net/

Yorum Sayıları: 2

  1. Sevgili Meral,
    Sayende kütüphanemizin farkındalığı artıyor. Çok teşekkür ederiz
    Bu güzel yazılara eşlik eden daha fazla fotoğrafı da bizden esirgeme lütfen
    Sevgiler

  2. Sevgili Tolga,
    İFSAK kütüphanesi gerçekten çok değerli ve ender bulunan kitaplara sahip. Ben de elimden geldiğince
    bir şeyler yapmaya gayret ediyorum. Daha fazla fotoğraf konusunda önerinide not aldım. Teşekkürler .

    sevgiler

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Kültür Sanat

Yapay Zekâ ve Sanat

Yapay zekâ 21. yüzyılda teknolojik anlamda öne çıkan en büyük gelişmelerden biridir.

Nokta Atışı

Ey Sevgili Fotoğrafçı, Zeki Müren’in meşhur “Kahır Mektubu” şarkısı gibi ben de

Sulukule İstanbul’dur

                                                                          Artık olmayan Sulukule’nin anısına, Yuh olsun be! Ruhum hâlâ acı çekiyor be!

Çımacı ve 52 Hertz

İskelenin vapura açılan kapısını kapatmış, arkasına bakmadan gitmiş, halatı çözüyordu. ardında birini

Yarış-ma Kültürü

Ben, fotoğrafçılıkla ilgili açıklama yapmaya çalışmıyorum. Dünyada olup bitenlerle ilgili açıklama yapmak

Fotoğraf Kimin?

Düğme Fotoğrafçılığı ve Sihirli Parmak… Konu fotoğraf olunca gelecek kuşaklara kalacak belge