SağDuyu(lar) Sergisi'nden

Fotozinler Neden Her Zamankinden Daha Önemli?

/

Fotoğraf sanatı hakkındaki gelişmeleri takip etmek adına uluslararası mecraları incelediğimizde yeni bir yükselişle karşılaşmaktayız: fotozinler. Fotozinler ülkemizde de, özellikle gençler tarafından ilgiyle karşılanmaktadır. Fotoğraf sanatında çağdaşı yakalamak ve gelecekte şekillenecek anlatım formlarını öngörebilmek için fotozinin arkasında duran felsefesinden ve pratiğinden bilgiler veren bu röportajı okumak istedik. TAYF
Bu röportaj Vice.com adresinden Türkçeleştirilmiştir.

*************

Bugünlerde kâğıt ve mürekkep gereksiz gözükse de, kağıdın altın çağında yaşıyoruz.

Common Sense(s) [SağDuyu(lar)] * hali hazırda New York, Woodstock Fotoğraf Merkezi’nde gösterilen elliden fazla sanatçının ilgili efemera ve fotozinlerinin derlemesinden oluşturulmuştur bir sergidir. Daha önceki bir VICE iştirakçisi ve Merkez’in çalışanlarından olan Juan Madrid, sanatçı Carlos Loret De Mola ile birlikte etkileyici serginin müşterek küratörlüğünü yapmıştır. VICE’ın IRL basılı dergisinin fotoğraf editörü olduğumdan beri, kağıt ve mürekkep ile neden bunları halen etrafımızda bulundurduğumuzla ilgili bayağı kafa yoruyorum. İnsanların yataklarından kalkmadan önce milyarlarca fotoğrafa kaydırarak göz atabildiği ve haberlerine ulaşabildiği bir zamanda basılı bir materyali ortaya koymanın amacı ne olabilir?  Basılı bir materyal için mücadele verme hususunda hemfikir olan topluluklar ve insanlar ile karşılaşmak kendimi daha az çılgın hissetmemi sağlamakta bu nedenle de Carlos ve Juan’a sergi ile ilgili olarak ve derginin son hali hakkındaki düşünceleri ile ilgili birkaç soru sordum.

SağDuyu(lar) Sergisinden… Kaynak: Vice.com

VICE: Neden Zinler ile ilgili bir sergi?

Juan Madrid: Basılı materyalleri seviyorum. Bu bir takıntı ve fotoğraf kitaplarından çok daha fazla demokratik bir biçimde, zinler bu takıntının doğrudan bir manifestosu. Basılı materyalin altın çağındayız, bugüne kadar zinlerin fotoğraf dünyasında yaratmış olduğu etki ile neyin bir zin olarak kabul edilebileceğini keşfetmek çok ilginç bulduğum bir husustur.  

Zinin ne olduğu ile ilgili sınırların neler olduğunu düşünüyorsunuz ve neden?

Carlos Lore: Amaç, hali hazırdaki fotoğraf uygulamalarının en ileri görüşlü ve provakatif alanları hakkında özgün duyarlılığı olan bir sergiyi bir araya getirmekti. Son on yıldır, yayın yapan bağımsız sanatçılar bir aktivite patlaması yaşamaktaydılar. Bu aktivite içinde, bağımsız yayımcılığın daha geleneksel biçimlerinin sahip olmadığı deneysel bir zorunluluk ile işlenmemiş çalışmaların yayımlaması maksadıyla “fotozin”, fotoğrafçılar için bir platform olarak ortaya çıktı.

Sizin için zinler ne anlama gelmektedir?

Juan: Pek çok farklı anlama gelmektedirler. Onları yaratırken, dört dörtlük bir fotoğraf kitabı ile aynı ağırlıkta olmayan bir şey yapmanın yoludurlar – daha büyükçe bir şeyin taslakları olarak ya da eskiz işi görerek daha hızlıca deneysel fikirlerin keşfedilmesinin bir yolu olabilirler.

Toplumda bir yapı oluşturmanın da yoludur – ülke çapında pek çok küçük zin festivalleri söz konusudur ve bu zinleri yaratmak için benzer bir tutkuyu paylaşan insanlarla tanışmak şimdilerde oldukça kolaydır. Burada el ile bir şey üretmenin gururu vardır ve bu gurur zinleri yaratanlar arasında paylaşılır.

Carlos: Zin ifadesini onun köklerine saygı gösteren çok çağdaş ve aynı zamanda onun halihazırdaki durumunu da açımlamaya gayret eden bir biçimde kullanıyoruz. 20nci yüzyılın sonlarında “fanzinler”in üretimine harcanan enerjinin büyük bir kısmı şimdi fanların neredeyse her hangi bir takıntıdan hemen keyif aldıkları bir yer olan blog aleminde yaşamaya devem etmektedir. Bugün zinleri yapan insanlar zin yapmanın kendisine takıntılı kişilerdir. Süreç, zin yapmanın bağımsız, sanatçı yapımı tabiatına dayanmaktadır. Yayımcının, galerinin ya da başka bir kurumun etkisinin yoğun bir şekilde belirleyici olduğu ticari bir yayımın ya da ısmarlama bir edisyonun aksine zinler bu bağlamda sanatçıları çok daha doğrudan hedef kitlesi ile buluşturma eğilimindedirler.  

Zin yaratmaya değdiğini düşünüyor musunuz?

Juan: Elbette, değmez mi! Modern yaşamın hemen her cephesinde dijitalin yaygınlığına rağmen dokunsal olan bir şeyin yerini hiçbir şey alamaz.  En azından şimdilik, basılı materyalin halen bir ömrü söz konusu – bu, genç nesiller giderek artan bir dijital dünyada büyüdükçe değişebilir.

Carlos: Bu projedeki tüm sanatçılar çağdaş fotozinin, orijinal bir eser yaratmanın temel biçimi olduğunda hem fikirdirler.  

Projedeki sanatçılar, doğrudan, samimiyetle, coşkuyla ve sınırları aşarcasına bu çok somut kağıt tabanlı yayımların duygusuna ve görünüşüne değer vermektedirler. Genellikle meydan okuyan içeriği ile fotozinler oldukça erişilebilinir nesnelerdir. Fotozinler, hemen her yerde her an herkes tarafından herhangi bir ekran ya da şarj edilebilir bir bataryaya gereksinim duyulmaksızın deneyimlenebilirler. Evet, kesinlikle yaratılmaya değerler.

SağDuyu(lar) Sergisinden… Kaynak: Vice.com


Fotozinlerin üretilmesine kendini adamış insanların yeniden gündeme gelmesi hakkından ne düşünüyorsunuz?

Juan: Zin üretmenin ucuz tabiatı elbette göz ardı edilemez. Fakat daha da önemlisi,

Zin-üretiminin oldukça kapsayıcı bir girişim olduğunu düşünüyorum – her ne kadar beyazlar bunu domine ediyor olsa da, zin formunu kullanan pek çok beyaz olmayan sanatçı da bulunmaktadır, fakat ister dijital ister se basılı olsun, hayati konular ile ilgilenmek dünyaya ait fikirlerinizin olmasını gerektirir.  Kendilerinden sadece eser ile ilgilenmelerini değil aynı zamanda kendilerini farklı bakış açılarına da açmalarını talep ederek Common Sense(s) [Sağ Duyu(lar)], bu sanatçıların pek çoğunu ve  onların fikirlerini geniş bir izleyici ile buluşturmaktadır.  

Carlos: Bunu bir yeniden gündeme gelme olarak adlandırıp adlandıramayacağım konusunda emin değilim.  Son bir kaç yılda dijital baskı teknolojilerine düzenli, artan erişilebilirlik, uygulayıcıların sahasını kesin olarak genişletmiştir. Çok daha fazla sanatçı bugün daha önce olmadığı kadar bağımsız yayımcılığının potansiyelini deneyimlemektedir ve zin platformu kendi ne özgü bir cazibeye sahiptir. Hatta fotoğrafın süperstarı Gregory Crewdson ve popun narsist dâhisi Kanye West gibi oldukça çeşitli köklü sanatçılar bile farklı fikirlerini ortaya koymak için zin formunu kullanmaktadırlar.

En sevdiğiniz sanatçılardan bazılarını söyler misiniz?

Carlos: Beni bir seçim yapmaya zorlamak acımasızlıktır. Hemen aklıma gelen şu beş sanatçıdır:

Devin Morris’in  3 Dot Zine’i [3 Nokta Zin] toplumumuzda marjinalleştirilen  güzellik, cinsiyet ve ırk konularıyla ilgilenen sanatçıların eserlerine odaklanan eşsiz bir platformdur. Bu zin, oldukça provakatif bir karışım olan gerçeküstücü hayaller ve çözümleriyle, hasis ve zekice tasarımları birleştirir.

Alejandro Cartegena’nın uyuşturucu kartellerine karşı sürdürülen şiddetli savaşı ve Başkan Enrique Pena Nieto’nun anlamsız tuhaf vaatlerini ele alan Before the War ve Headshots’u da içeren mevcut bağımsız çalışması günümüz Meksika’sını tanımlayan gerçekler üzerinde iğneleyici yorumlara sahiptir.

Louie Palu, kendi gazetelerini basan ve dağıtan ödüllü bir belgesel fotoğrafçısıdır. Bunlar,  Guantanamo hapishanesindeki yaşamı ve kartellerin kontrolündeki Kuzey Meksika’daki yaşama ait çeşitli hikâyeleri içeren kâğıda basılan küçük gazetelerdir. Bu gazeteleri kendisi tasarlamakta ve yayına hazırlamaktadır, böylece hikayelerinin ve onların nasıl anlatılacağının tam kontrolü kendi elindedir.

Terranova: İspanya’da “ulusal kültürel sahneye hâkim olan kapitalist yapılar tarafından ana akımdan dışlanmış ya da sessizleştirilmiş”  yeni kuşak sanatçılar tarafından Barselona’da hoş, elle tutulur, somut bir yayın yaratmak şeklinde farklı bir isyankâr misyonu olan bağımsız bir yayın birimidir. Onların sanatlarının özü, gençliğe, idealizme ve açık topluma bağlılıktır.

Michael Max McLeod’un zin serisi Casual Encounters [Rastgele İlişkiler] çevrimiçi arkadaşlık sitelerinde bulduğu erkeklerin fotoğraflarını içermektedir. Her bir zin onun konusu olanın adını almıştır. Bu zinler kısa, samimi ve röntgencidirler. Onlar belirgin değillerdir ama McLeod ile onun “takılmaları” arasında cinsellik, teknoloji ve karşılıklı vahyin doğasına değinen bir tür işbirlikçi bir olayı tasvir ederler.  

SağDuyu(lar) Sergisinden… Kaynak: Vice.com

Neden Common Sense(s) [Sağ duyu(lar)] olarak adlandırıldı?

Bizim küratöryel sürecimiz, bir çıkış noktası olarak Thomas Paine’nin 1776 yılında kaleme aldığı etkili siyasi broşürü “Common Sense”i göz önünde bulundurmakla başladı.  Paine, amacı statükoyu değiştirmek olan üretken bağımsız bir yayıncıydı. Bağımsızlıklarına oldukça değer veren, zorlu ve provoke edici çalışmalar yaratan, yayıncı sanatçıları vurgulamak istedik. Tüm bu yayıncı sanatçıların paylaştığı  farklı iç yükümlülükleri yansıtmak için “Common Sense(s)” seçildi.

*Common Sense(s) [Sağ duyu(lar)] ; Welcome: Page by Page [Hoşgeldiniz : Sayfa sayfa] (Küratörlüğünü Honna Frieser’in yaptığı sanatçının kitaplarından bir seçki) ve Çalınmış Portreler (Richard Edelman tarafından yapılan bir dizi işbirlikçi portreler) sergileriyle birlikte Woodstock Fotoğraf Merkezi’nde 20 Şubat 2016 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Kendimizi “İFSAK Tayf” olarak adlandırıyoruz.
“Tayf” ismi, grubumuzdaki çok sesli yapıyı ve aynı disipline bağlı bağımsız çalışma üretimini temsil eder.
Görsel sanatlara meraklı bir grubuz.
Amacımız; fotoğraf ve video temelli görsel sanat çalışmaları üretmek ve yerel görsel sanat kültürü inşasına katkı sağlamak.
Toplanma amacımız; üretim pratiklerimizi ve kuramsal yönümüzü geliştirmek için yaratıcı çözüm yolları keşfetmek.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Harem’in Yükü

Bu yazı Belgesel LAB üyelerinden İsmail VATANSEVER tarafından hazırlanmıştır. Harem Otogarı Harem