Yenidoğan Fotoğrafçılığı

//

Fotoğraf sanatının minik ellerle birleştiği an

Tekrar merhaba,

Bir önceki yazımda doğum fotoğrafçılığı ile ilgili temel birkaç noktaya değinmiştim. Bu yazımda hastane ortamında fotoğrafçı olarak nelerle karşılaşacağınıza dair detaylara değinip, yenidoğan fotoğrafçılığına giriş yapacağım.

Hastane çekiminde nasıl bir ortam sizleri bekliyor? Fotoğraf makinenizin ayarları ne olmalı?

Hastaneler kendi kuralları ve prosedürleri olan yerlerdir. Hareket özgürlüğünüz bu anlamda sınırlıdır. Temel olarak fotoğraf çekeceğiniz üç alan vardır. Bunlar;

1. Hastane odası

Aile çekimleri yapacağınız bu oda az ışıklı ve dar bir alandır. Aile bireyleri, hastane personeli, teknik cihazlar, oda süsleri, telaş ve heyecan içeren bol trafikli bir bölgedir. Çekimlerinizin sırasını gitmeden planlamalısınız ama karşılaştığınız durumlar karşısında ani değişikliklere hazır olmalısınız. Geniş açılı zoom özellikli bir lens ve az ışıkta iyi performans gösteren bir fotoğraf makinesi gereklidir. 24-70 mm veya 18-135 mm odaklı lensler bu ortamlar için idealdir.

2. Ameliyathane veya doğumhane

Bebeğin çıkış anını görüntüleyebilmek için; doğum sezaryen ise ameliyathaneye, normal doğum ise doğumhaneye alınacaksınız. Steril ortamın gerektirdiği şekilde giyinip, doktorun belirlediği süre kadar içeride kalacaksınız. Zamana karşı yarıştığınız bu alanda ne kadar hızlı ve deneyimli olursanız o kadar iyi fotoğraflar üretirsiniz. Odada kullandığınız lensleri burada değiştirmenize gerek yoktur ancak beyaz ışığın yoğunluğundan ötürü teknik ayarlar tamamen farklıdır. Enstantane öncelikli ve seri çekime geçmek fayda sağlayabilir.

3. Bebek odası

Çoğu hastanede bu alana girmeye izniniz olmayabilir, camın arkasından çekebilirsiniz. Eğer içeri girme izniniz varsa yine az ışıklı bir ortam sizi bekliyor. Ameliyathane ve bebek odası arasındaki sürede odaya dönemediğinizden lens değiştirme imkanınız yoktur. Bebek hemşiresinin işine mani olmayacak şekilde farklı açılar yakalamanız gereken bir alandır.

Ben bu üç alanda da rahatsızlık vermemek için flash hiç kullanmıyorum, ISO’mu gerektiği kadar yükseltiyorum. Manuel veya enstantane öncelikli ayarda sürekli değiştirerek çekim yapmayı tercih ediyorum. Görünmez olmaya ve doğal pozlar yakalamaya gayret ediyorum. Herkes zaten çok yoğun ve heyecanlı, ailenin ve tıbbi personelin sizin varlığınızı hissetmemesi ama kritik anlarda yanlarında olduğunuzdan emin olmaları gerekmektedir.

Yenidoğan fotoğrafçılığı nedir? Bu minik insanı nasıl etkili fotoğraflayabilirim?

Bebeğin doğum anından, ilk 15-20 günü kapsayan bir sürede çekilen fotoğrafları yenidoğan fotoğrafları olarak tanımlıyoruz. Bebeğin bu dönemdeki yaşantısı ve hislerini ne kadar iyi bilirseniz fotoğraflarınız da o oranda etkili ve anlamlı olur. Yenidoğan fotoğrafları hastanede başlar, ev veya stüdyoda devam eder. Bu üç ortamın kendine has incelikleri ve dikkat edilmesi gereken detayları vardır.

Hastanede yenidoğan bebeğin anne ve babasıyla ilk bakışmalarını, dokunuşlarını, uzun bir bekleyişten sonra gelen o kavuşmanın ve rahatlamanın duygularını karelerinize aktarabilirsiniz.

Hastaneden eve döndükten sonra ise aradan geçen 10-15 günle birlikte ev veya stüdyo çekiminde artık karşınızda birbirlerinin alışkanlıklarını tanıyan, büyük bir olasılıkla uykusuz ve yorgun ama bir o kadar da mutlu ve değişen hayatın uyumuyla uğraşan bir anne baba bulursunuz. Yenidoğan çekimleri, bebeğin hakimiyetinde geçer, o istediği zaman uyur, istemediği bir durumla karşılaşırsa yaygarayı basar.

Bir fotoğrafçı olarak makinenizin ayarları, ışık ve teknik detayları önceden hazır etmiş olmanız yetmez, alternatifli planlara, bol sabırlı bir karaktere ve zamana, o minicik kalplerin hislerini ve ihtiyaçlarını mimiklerinden anlayacak düzeyde bilgi birikimine ihtiyacınız vardır.

Bir sonraki yazımda yenidoğan fotoğrafçılığına daha detaylı değinip, ev ve stüdyo ortamlarının ışık ve makine ayarlarından ihtiyacınız olan malzemelerden ve etkili kompozisyonlardan bahsedeceğim.

Sevgiyle kalın.

TANİA SİSA

1971 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İşletme fakültesi mezunudur. Yirmi yıl medikal yayıncılık firmasında genel koordinatör olarak çalıştı.

Fotoğrafa olan ilgisi sebebiyle çeşitli eğitimler aldı. Temel ve ileri fotoğrafçılık, makro fotoğraf çekim teknikleri eğitimlerinden sonra İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) üyesi oldu ve İFSAK’ta “Gün Işığında Portre”, “Doğum fotoğrafçılığı”, “İleri Çekim Teknikleri” atölyelerine katıldı. 2016 yılının Haziran ayında İFSAK’ta fotoğraf gösterisi ve söyleşi yaptı.

2015 yılında profesyonel olarak doğum fotoğrafçılığı yapmaya başladı. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli fotoğraf atölyelerine ve sergilerine katıldı, katılmaya devam ediyor.
Eylül 2017’de “Fotokare Fotoğraf Hizmetleri AŞ” kurucu ortağı oldu. Stüdyosu Maslak, İstanbul’dadır.
Ekim 2018 – Mayıs 2019 arasında DOUM’da “Doula ve Doğum Rehberliği” eğitimini tamamladı. Stajyer Doula olarak çalışmaya başladı. “Pati Fotoğraf Projesi” adıyla 3 yıldır sokak hayvanları yararına organize ettiği sergi ve takvim satışlarıyla çeşitli sivil toplum örgütlerine fotoğraf sanatıyla katkı sağlamaya devam etmektedir.
Halen aktif olarak İFSAK Seminerler ve Atölyeler Biriminde çalışmalarının yanı sıra, farklı hastanelerde doğum fotoğrafçılığı yapmaya, stüdyosunda yeni doğan, bebek, aile ağırlıklı olmak üzere ürün, moda çekimi gibi çeşitli alanlarda fotoğraf çekimlerine, proje çalışmalarına büyük bir keyifle devam etmektedir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Doğum Fotoğrafçılığı