Değerli Fotoğraflar ve Değersiz Fotoğraflar

Bir fotoğrafı değerli kılan nedir? Uzun süredir bu sorunun cevabını arıyorum. Karıştırmayalım, iyi, güzel ya da mükemmel fotoğraf kavramını incelemiyorum. Fotoğraf estetik olarak güzel, çirkin ya da hayret uyandırıcı olabilir, bununla da ilgilenmiyorum. Bir fotoğraf neden değerli olur; ya da çok değerli olur; ya da değersiz olur? Fotoğrafta değerlilik kavramı da acaba diğer bazı kavramlar gibi izafi mi, ya da mutlak bazı tespitlerimiz olabilir mi?

Tank Adam, 1989 – Stuart Franklin

Elbette öznel bir bakış açısından bir kişi için değerli olan bir fotoğraf başkaları için değerli olmayabilir. Yani “annemin gençlik fotoğrafı” benim için çok değerli olabilir. Bu sadece benim ve kardeşlerimin o fotoğrafa verdiği bir payedir. Fakat bu tip fotoğraflar da bizim konumuz dışında, yani kişisel değerlilikler haricinde bir fotoğrafı değerli yapan nedir sorusunun cevabını arıyorum.

Bu sorunun cevabını bulabilmek için önce fotoğrafı değersiz yapan olguları inceleyelim. Sizin de bu olgulara ekleyeceğiniz bir veya birkaç tane daha olacaktır muhtemelen. İlk aklıma gelenlerden başlıyorum:

  • Fotoğrafın aynı anda birçok kişi tarafından çekilmiş olması onu değersiz yapar. Onlarca ya da yüzlerce kişinin önünde gerçekleşen bir olayı yine yüzlerce kişi birbirine yakın bir biçimde fotoğraflayabilir. Bu, orada meydana gelen olayın değeriyle ilgili herhangi bir şeyi değiştirmezken, o olaya ait çekilmiş fotoğrafların değerini düşürür. Bu beklenen güzel bir gün batımı vb. ya da spontane gelişen bir olay olabileceği gibi önceden hazırlanmış bir kurgu da olabilir.
  • Çok bilinen ve tüketilen yerlerin, Eyfel Kulesi, Pisa Kulesi, Sümela Manastırı, Kız Kulesi, Pokut Yaylası gibi yüzlerce ve hatta binlerce yerin çekilen fotoğrafları. Burada ayrı bir saptama yapmakta fayda var. Bu tip mekanlarda çekilen çok özel kurgular ya da çok değerli fotoğraflar olabilir, bunlardan bahsetmiyorum. Direkt olarak buraların fotoğraflarının çekilmesinden; yani fotoğraftaki konunun bu mekanlar olmasından bahsediyorum.
  • Fotoğraf çözünürlüğü dijital fotoğrafa ait bir kavram. Çekilen fotoğrafların herhangi bir mecrada kullanılamayacak kadar düşük çözünürlüklü olması o fotoğrafın değerini düşürür. Örneğin 200×150 piksellik bir fotoğraf 6000×4000 piksellik fotoğraftan çok daha az değerlidir.
  • Teknik olarak eksiklikleri veya zayıflıkları olan fotoğraflar bu nedenle de değer kaybederler. Örneğin hiç gereği yokken çok yüksek iso değerinde (mesela iso 25.600) çekilen, bu nedenle de çok fazla noise oluşan fotoğraflar. Ya da belirgin bir konunun fotoğrafı çekilirken o konunun netlik dışında kalması vb.
  • Başkasının daha önce çekmiş olduğu fotoğrafı taklit ederek çekilen fotoğraflar. Bu tip fotoğraflar çalışma, deneyim ya da ders amacıyla, yayınlanmamak şartıyla çekilebilir. Fakat herhangi bir mecrada kullanıldığında değersizdirler. Taklitten öteye geçmezler.
  • Ayrıca bir fotoğrafa beş milyon dolar ödenmesinin de onu değerli kılamayacağını düşünüyorum. (Örneğin Andreas Gursky’nin 1999 yılında çekmiş olduğu aşağıdaki fotoğrafının yaklaşık beş milyon dolara satılmış olması gibi.)
Rhein II, 1999 – Andreas Gursky

Kanımca, bir çok kişinin düşündüğünün aksine, bir fotoğrafın herhangi bir yarışmada ödül alması o fotoğrafın değerine artı ya da eksi anlamda bir katkı sağlamaz. Fotoğrafçıya maddi ya da manevi anlamda katkı sağlayabilir o ayrı bir konu.

Napalm Kızı, 1972 – Nick Ut

Şimdi de değerli olan fotoğraflar neden değerli olabilir sorusunun cevabına bakalım.

  • An fotoğrafları. Sadece tek bir anda oluşan ve bir daha tekrarı mümkün olmayan fotoğraflar. Elbette bunun yanında belli bir anlatım diliyle çekilmiş olmaları, o anın sıradan bir an olmaması; yani o anın önemi de fotoğrafa ek değer katacaktır.
  • Herkesin baktığı gibi bakmayıp, farklı bir bakış açısı ve estetik kaygı peşinde geliştirilmiş bir teknikle çekilen veya üretilen fotoğraflar.
  • Fotoğrafçının tamamen kendi tasarladığı ve daha önce yapılmamış bir kurgu olarak çektiği fotoğraflar. Elbette bu fotoğrafların da belli bir estetik ve teknik düzeyde olması şartıyla.
  • Baskı olarak sınırlı sayıda bulunan, tekrar çekilmesi ve bastırılması mümkün olmayan. Negatif, pozitif veya dijital kopyası olmayan fotoğraflar.
  • Bir şekilde birilerinin veya büyük bir topluluğun hayatına dokunmuş, onu değiştirmiş; ya da harekete geçirmiş olmasının da fotoğrafa değer kattığını düşünüyorum.

Yazıya ek olarak şu an aklıma gelen başka bir maddeyi de eklemek istedim. şu sıralar çok konuşulan ve fotoğraf mı, yoksa sadece bir görsel mi olduğu şüpheli olan yapay zeka ile oluşturulmuş görüntülerin de o fotoğrafı değersiz kıldığı görüşündeyim. Sizin de ekleyeceğiniz, burada yazmayan maddeler varsa lütfen çekinmeyin, yazın.

Bazı fotoğraflara gereğinden fazla değer vermemeniz dileğiyle.

Bu yazı ilk olarak 26 Eylül 2017 tarihinde https://hakkiceylan.com/degerli-fotograflar-degersiz-fotograflar adresinde yayımlanmıştır.

İstanbul’da doğdum ve büyüdüm. İ.T.Ü. mezunu bir mühendisim. Uzun yıllar Bilişim sektöründe çalıştım, sonra istifa edip Turizm sektöründe kendi işimi kurdum.

İlk fotoğraf makinemi 1989 yılında satın almıştım. O zamandan beri fotoğrafçılığa olan ilgim artarak devam etti. Fotoğrafçılık son yirmi yıldır hayatımın merkezinde yer alıyor. İşim gereği çok seyahat ettiğimden her kültürden ve bölgeden insanlarla temasım oluyor. Genellikle kurgulanmamış, anlık, sokak fotoğrafları çekmekten zevk alıyorum.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Çizginin Tuhaf Tipleri

Çizmek var olmak demektir, çizebilmek ise özgürlük… Daha sözcükleri öğrenmeden, çizgilerle ifade etmeye çalışıyoruz kendimizi. Ve…

Ucube Fotoğrafçısı: Diane Arbus

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Ahu İncekaralar https://www.instagram.com/ahuincekaralar_tarafından yayına hazırlanmıştır. . . . .…

Yol Boyu İspanya

2024 yılı Ekim-Kasım aylarında Başkent Madrid’de başlayıp İspanya’nın Endülüs bölgesine de uğrayarak Akdeniz ve Atlas Okyanusu…

Görmenin Metafiziği Üzerine

Gerçek ve Güzel İnsan, yapısı gereği, tereddütlerinin izinde, görünenin ardındaki gerçeğin peşinden gider. Herkes kendini olduğundan…