Fotoğraf, Tarihin Bozguna Uğrayan Oyunu

//

Kadim arkadaşım akademisyen Levend Kılıç’ın yeni kitabı bu adı taşıyor. (1) Doğrusu ya kitabın adı ilk gördüğümde soru işaretleri yarattı aklımda, açıklamaları kitap içinde bulacağımı düşündüm. Kitap adı konusuna yazının sonunda değineceğim.

Kitap, tarihsel bir süreç içinde fotoğrafın nasıl değerlendirildiğini, temel kavramların nasıl geliştiğini inceliyor, açıklamalar getiriyor, bilgilerle zenginleştiriyor. İlk yıllarda resim sanatıyla ilişkisi tartışılırken ve resimlerle birlikte fotoğraf baskıları da sergilenip saklanabiliyorken, bugün gelinen ve postmodern olarak adlandırılan çağda, fotoğraf baskısının bir öneminin kalmaması, öte yandan baskısı bile olmayan fotoğrafların akıl almaz fiyatlarla satılabiliyor olması gelinen noktayı gösteriyor; bundan sonra ne olacak sorusunu da ortaya çıkarıyor. Kitap, fotoğrafın bulunduğu ilk yıllardan bu yana yaşanan gelişmeleri, seçilen fotoğrafçılar üzerinden görüşler ve örneklerle özetliyor. Bu açıdan hem deneyimli fotoğrafçılar hem de yeni başlayanlar için iyi bir kaynak. Üstelik Kılıç ilginç öykülerle ve kolay okunan bir üslupla kaleme almış kitabı.

Her ne kadar fotoğraf bulunuşuyla birlikte heyecan yaratmış, hızla yaygın bir kullanım alanına kavuşmuş ise de, bir sanat alanı/aracı olarak değerlendirilmesi tartışmalar yaratmış. Örneğin 1860’larda şair Baudelaire teknolojik bir gelişme olan fotoğrafın sanat alanında kullanımını hiç kabul etmemiş, onu tembel ve başarısız ressamların sığınma alanı olarak görmüş. Ona göre fotoğraf bir arşiv, kayıt ve kopyalama aracı olabilir ama onunla asla sanat üretilemez çünkü fotoğraf kullanımı sanatsal hayal gücünü yoksunlaştırır.

Levend Kılıç’ın kitabında yer verdiği Alman eleştirmen Siegfried  Kracauer fotoğrafın bilinmeyen gerçekleri ortaya çıkarma gücünü vurguluyor. Kracauer’in yazısında bahsettiği iki fotoğraf (bir magazin kapağındaki film yıldızı ve kim olduğu belli olmayan bir büyükanne fotoğrafları) üzerine geliştirdiği yorum ve değerlendirmelerin zenginliği gerçekten ufuk açıcıdır. Kılıç’ın referans verdiği ‘Fotoğraf’ başlıklı denemesi, yazarın Türkçeye çevrilen “Kitle Süsü” (2) kitabında yer alıyor. Bence fotoğraf meraklıları tarafından her satırının altı çizilip okunması gereken bir yazı.  Kracauer’in “Film Teorisi” (3) adını taşıyan diğer kitabında da ‘Fotoğraf’ başlıklı ilgi çekici bir yazısı var; sanat-fotoğraf ilişkisi üzerine sistematik yaklaşımları içeriyor. Özellikle ilk yıllarda ortaya çıkan ‘gerçekçiler’ ile ‘sanatçılar’ arasındaki görüş farklılığı ve değerlendirme yaklaşımları üzerine açıklamalar ilginç ve bilgilendirici.

Walter Benjamin’in “Fotoğrafın Kısa Tarihi” makalesi üzerine olan bölüm, bu önemli metnin tanıtım ve açıklamalarını içeriyor. Burada Freud’un fotoğraf makinesini metafor olarak kullandığından da bahsedip şöyle diyor Kılıç: “Benjamin, fotoğrafın bir insan buluşu olmasına rağmen optik yoluyla sağladığı görüntüyle insana kendi sınırlarını da bilinçdışı alanıyla gösterdiğine işaret eder.”

Film kuramı temsilcilerinden Andre Bazin’in “Fotoğraf Görüntüsünün Varlıkbilimi” denemesinden bahsederken Kılıç, onun plastik sanatlar üzerine görüşlerinin bir özetini ve değerlendirmesini de verir ve onun şu görüşünü aktarır; “… fotoğrafçılık sanat gibi sonsuzluğu yaratmaz, zamanı mumyalar, onu kendi bozulmasından kaçırır.”

Kitabın Duvarsız Genelev başlıklı bölümünde Kılıç, iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın, iletişim araçlarını insan gücünü ve etkinliklerini teknoloji ile uzatan her şey olarak tanımladığından bahsedip, sıcak ve soğuk iletişim araçlarının tanımlarını veriyor. Fotoğrafın, olayları peş peşe takip edişimizi hızlandırarak zamanı yok ettiğini, ulusal sınırlarımızı ve kültür engellerimizi bütünüyle silerek bizi insan ailesine dahil ettiğini açıklıyor.

Rudolf Arnheim ise fotoğrafın belgesel özelliğini değerlendirirken ‘özgün’, ‘doğru’ ve ‘gerçek’ kavramlarının önemini vurguluyor. Bir fotoğraf özgün olabilir ama gerçek olmayabilir. Şöyle der Arnheim, ‘Elbette gerçek söz konusu olduğunda, sorun artık özellikle fotoğrafik değildir’

Kitabın ilerleyen bölümlerinde fotoğrafla birlikte başlayan modernleşme döneminde sosyal sistem değişimlerinin, teknolojik ilerlemelerle birlikte yaşam biçimlerindeki değişimlerin (ve iki dünya savaşının) fotoğraf üzerindeki etkileri ele alınıyor. Gelişen sanat akımlarının (Fütürizm, Dadaizm, Bauhaus okulu gibi) fotoğrafa yansımaları örneklerle aktarılıyor.

Kitabın son bölümlerinde sayısal görüntü tekniklerinin gelişimi, fotoğrafik görüntüler üzerindeki etkileri, geniş kitlelere kolayca ulaşımının yanı sıra ortaya çıkardığı sorunlar ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Özet olarak bu kitabın fotoğraf ile ilgili herkes için yol gösterici olduğunu söyleyebilirim.

Kitap ile ilgili iki eleştirim var; birincisi kitabın adı. Kitabı ince ince okumama rağmen, fotoğrafın niye ‘tarihin bozguna uğrayan bir oyunu’ olduğunu anlayamadım. Bozguna uğramak, kuvvetli bir negatif anlam ifade etmiyor mu; çok kötü yenilmek, tümüyle kaybetmek, yenilip perişan olmak, hezimete uğramak, darmadağın olmak gibi… Halbuki kitap içeriğinde bu başlığı destekleyen hiçbir metin, anlatı veya örnek yok. Kitabın önsözünde ‘Fotoğraf sadece ilk ortaya çıktığı dönemde değil, tarihin her döneminde bozguna uğramıştır’ cümlesinin devamında, bu cümleyi destekleyecek fotoğrafın ‘bozguna uğrama’ örneklerini beklerken, tam tersine zaman içinde onun teknolojik olarak nasıl geliştiğinin, üretiminin ve kullanımının nasıl yaygınlaştığının örneklerini buluyorsunuz.

İkinci bölümdeki yazının başlığı, ‘Tarihin Bozguna Uğrayan Oyunu: Fotoğraf’. Kılıç’ın kitabında referans verdiği ‘Fotoğraf’ başlıklı yazı Kracauer’in ‘Kitle Süsü’ kitabında yer alıyor. Yazıda, fotoğrafın tarihin her döneminde bozguna uğradığına dair bir cümle bulamadım. Yazısının sonuna doğru şöyle diyor Kracauer: ‘Yüzünü fotoğrafa dönmek tarihin ölüm kalım oyunudur. (…) Bilinç, nasıl kendini sanayi toplumunun açık açık sergilenen mekaniğinin karşısında buluyorsa, fotoğraf teknolojisi sayesinde de ellerinden kayıp giden gerçekliğin yansıması ile yüz yüze gelir. Her alanda bu kritik yüzleşmeyi kışkırtmak: tarihin oynadığı ölüm kalım oyunu işte budur.’

Özetle fotoğraf, kayıp gitmiş gerçekliğin yıllar sonra yeniden hatırlanmasında, gerçeklikle yüz yüze gelmesinde bilince yardım eder. Eski bir fotoğrafın anımsatacakları, o fotoğraf yoksa, kayıptır. Böyle anladığımızda hem Kracauer’in makalesinin hem de kitabın uygun başlığının “Fotoğraf, Tarihin Ölüm Kalım Oyunu” olması gerektiğini düşünüyorum.

Diğer eleştirim de kitabın metninde karşılaştığım cümle düşüklükleri ve yazım hatalarıdır. Kitap yayına hazırlanırken metnin pek çok kez kontrol edildiğinden eminim. Ancak gözden kaçanların kitabın yeni basımında dikkate alınması düşüncesiyle notlarımı Espas yayınlarına ilettim.

Fotoğraf kitaplığımıza kattığı bu değerli yayın için Levend Kılıç’a ve böylesi zor bir dönemde yayını gerçekleştiren Hüseyin Yılmaz’a (Espas yayınları) teşekkür borçluyuz.

Kaynaklar:

  1. Kılıç, Levend. Fotoğraf, Tarihin Bozguna Uğrayan Oyunu, Espas Yayınları, İstanbul, 2022
  2. Kracauer, Siegfried. Kitle Süsü, Metis Yayınları, İkinci Basım, İstanbul, 2022
  3. Kracauer, Siegfried. Film Teorisi, Metis Yayınları, İkinci Basım, İstanbul, 2022

    **************************************

    Kemal Cengizkan hakkında;

    1950 Ankara doğumlu. İnşaat mühendisi.

    Fotoğrafa 1968 yılında başladı.

    İlk kişisel sergisini 1977 yılında Ankara’da ‘Sanatsevenler Derneği’nde açtı; “İngiltere’den İnsan Görüntüleri”.

    Aynı yıl kurulan Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği’ne (AFSAD) katıldı ve ilk yönetim kurulunda yer aldı. 1986 yılına kadar dernek yönetiminde bulundu, derneğin yayını olan Fotoğraf dergisinin hazırlanmasında, bütün sergi ve gösterilerde yer aldı.

    Fotoğraf alanındaki hizmetleri nedeniyle 1985 yılında FIAP tarafından ESFIAP unvanı verildi.

    Dora Günel ile birlikte hazırladıkları “İçkalpakçı Çıkmazı” isimli sergi 2002 yılında ilk kez İstanbul, Samatya’da, adı geçen sokakta açıldı. Serginin, sosyolojik bir araştırmayı da içeren “İÇKALPAKÇI ÇIKMAZI- Bir Sokağın Monografisi” isimli bir albümü de aynı yıl yayınlandı. Sergi yurt içinde pek çok şehirde, yurt dışında Almanya’da ve Fransa’da izlenime sunulmuştur.

    Kemal Cengizkan 2004 yılında kuruluşu gerçekleşen Fotoğraf Vakfı’nın kurucuları arasında yer almaktadır ve ilk başkanıdır. Vakıf 2019 yılına kadar çalışmalarını sürdürmüş, önemli sergiler, atölyeler ve etkinlikler gerçekleştirmiştir.

    Tacikistan’da bir yol inşaatı sırasında çektiği fotoğraflardan oluşan “S’YOMKA / Pyanj Kıyısından Fotoğraflar” isimli albümü 2014 yılında yayınlandı. Aynı adı taşıyan fotoğraf sergisi Mersin, Diyarbakır ve Çanakkale’de açıldı. İngiltere’de çekmiş olduğu fotoğraflardan yapılan bir seçkiyi içeren “MANCHESTER 1975” isimli fotoğraf albümü 2022 yılında, Cafe Royal Books tarafından İngiltere’de yayınlandı.

    Bir cevap yazın

    Your email address will not be published.

    Son yazılar: Fotoğraf

    Dipnot*: Graciela Iturbide

    Graciela Iturbide, 1942’de Mexico City’de doğdu. Meksika’daki Centro Universitario de Estudios Cinematográficos, Universidad Nacional Autónoma’da resmi

    Bir Fotoğraftan

    Beklerken Boş kağıtlar harflerle gölgelenirken, ninnilerle kaval seslerinin birbirine karıştığı rüzgârlı coğrafyalarda başarıyı yazgıya çevirmiş şanslı

    Fotoğraf tarihinden güncelliğe

    Ara Güler’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotograflarını çekmesi yazılı basında ve sosyal medyada günlerdir tartışılıyor. Ara Güler konusunda

    Fotoğrafçının Dili

    “Beni tekrar yollara çıkmaya ve başka yerlere bakmaya sevk eden şey fotoğraflama arzusudur.”  Sebastião Salgado. Doğanın,

    Bir Mal Meydanı Hikayesi

    Kars “Erken gitmen lazım” dedi. Otelin sorumlusu olarak her işe bakan genç adamın cevabı çok kısaydı.

    Hayata Saygı Duymak

    Çevre meselesi üzerine yediden yetmişi herkesin bir düşüncesi ve duruşu var. En temelde, yerlere çöp atmamak,

    Bir Fotoğraftan

    Yolda; Tek Başına İnce uzun, dört şeritli kısa, az kullanılmış patika ya da keskin virajlarla hepimiz