Fototerapinin Öncüsü: Jo Spence

//

Fotoğraf  insanoğlunun deneyimlerini ifade etmek için kullandığı güçlü bir duygusal araç olagelmiştir. 19. yüzyılda fotoğrafın icadından kısa süre sonra, fotoğraf tıbbın hizmetine de sunulmuştur. Diamond HW hastalarını, belgelemek için fotoğraflamaya başlamıştır. Ruhsal sorunları olan hastalarının gelişimini fotoğraflarla incelemiştir. Bu anlayış daha sonra Fransa’da Charcot tarafından da sürdürülmüştür (1). 

Bir asır kadar sonra da fotoğrafta  bu pratik devam etmiştir. Hasta ve aile yakınları özelliklerini kaydetmek için fotoğraflanmış ve arşive kaldırılmışlardır. Ayrıca hastalara uygulanan sosyo-çevresel terapi uygulamalarının etkilerini tespit etmek için fotoğraf çekilmiştir (2).

Yetmişli yıllardan itibaren ise fototerapi ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu terapi biçimi ile fotoğraflar ruhsal sorunların terapisinde kullanılmaktadır. Terapinin farklı etki düzeyleri bulunmaktadır. Örneğin, hafif terapi formlarında fotoğraf kendini keşfetmek için kullanılmaktadır. Bireyin derinlerde bulunan kişiliğine ilişkin özelliklerini keşfedebilmesi mümkündür(3).

Fototerapi

Fototerapi terimi, eğitimli bir terapistin bir danışana terapi uygularken fotoğrafları kullanmasını ifade eder. Terapötik fotoğraf terimi ise tersine eğitimli olmayan bireyler tarafından fotoğrafın terapötik ya da iyileştirme bağlamında kullanılmasıdır.  Yani Weiser J’e göre fototerapi terapi sırasında fotoğraf kullanımı iken, terapötik fotoğrafta fotoğraf terapinin kendisidir (4).

Terapötik fotoğrafın kullanım amaçları ise aşağıda sunulmuştur (5):

  • Öz bilginin, farkındalığın ve esenliğin artırılması
  • Ailevi ilişkilerin geliştirilmesi
  • Bireyde olumlu değişimin sağlanması
  • Sosyal dışlanmayı azaltma
  • Bireylerin esenlendirme sürecine refakat etme
  • Makro ölçekte toplumu güçlendirme
  • Hoşgörüyü arttırma, çatışmaları azaltma
  • Sosyal adaletsizliğe dikkat çekme
  • Görsel okuryazarlık becerilerinin keskinleştirilmesi
  • Eğitim ve yetiştirmeyi iyileştirme
  • Anıları ortaya çıkarma

Fototerapi ve terapötik fotoğraf tanımlamaları arasında ayrım yapılmakla birlikte uzmanlar arasında tam bir uzlaşının oluşmadığını vurgulamak gerekir. Bu bağlamda yazının bundan sonraki kısımlarında fototerapi terimi kullanılmaya devam edecektir.

Bastırılmış anılar

Fototerapi Bergstein tarafından psikoanaliz ile ilişkilendirilmiştir. Psikanalizde bastırılmış anılar bilinç dışından serbest çağrışımlar ve rüya yorumları ile ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bu süreç bir yolculuktur ve anıların görsel imajlar ile ortaya çıkmaları beklenmektedir. Bilinç dışında baskılanan bu imajlar asla kaybolmaz ve uygun biçimde çağrıldıkları takdirde hatırlanabilirler. Bilinç dışını devasa bir imaj kütüphanesine benzetmek mümkündür. Freud S, olasılıkla bu kuramları ortaya atarken, fotoğraf yeni icat edilmişti ve fotoğrafların belleğin bir yansıması olduğu anlayışı hakimdi. Ancak Freud’un Roma kenti ile kurduğu hayal ile görmüş olduğu gerçek Roma arasındaki fark kendisini hayal kırıklığına uğratmıştır. Dolayısıyla fotoğrafların bilinç dışını ne derece yansıttığına dair yeni düşünceleri oluşmuştur (6,7).

Fotoğrafların anı, hayal ya da fantezileri ne derecede yansıttıklarına dair durumu tartışan ilk düşünürlerden birisi Benjamin W’dir. Kendisi bu duruma optik bilinç dışı adını vermiştir. Yani çıplak gözle göremediğimiz, ancak bir fotoğraf makinesinin yakalaması olası olan bir durum olarak ifade edilebilir. Çekilen bir fotoğrafta var olan, ama gözle görülemeyen bir durum ya da olay da denebilir. Örn. Muybridge’in koşan bir atın ayaklarının zemine temasını göstermesi gibi. Benjamin’e göre fotoğraf bize gerçeği sunmasa bile bilinç dışına bir kapı aralar. Yani fantezi, hayal, anı ya da korkuların açığa çıkmaları için bir yol sunar (8).

Kadın hakları ve kültürel kuramlar

Freud S ise çocukluk çağında geçirilmiş olan bir travmanın bireyin bilinç dışında bir fotoğraf olarak bulunabileceğini ifade etmektedir. Bireyin zihninde metaforik bir nesne olarak bulunduğunu düşünmektedir (6-9). Freud S’un imaj ve fotoğrafları algılayış biçimlerini ele aldıktan sonra, fototerapiyi uygulayan iki fotoğrafçı ele alınacaktır. Bunlar Jo Spence ve Rosy Martin’dir (10,11) .

Bu fotoğrafçılar seksenli yıllarda kendi pratiklerini geliştirmişlerdir. Bu pratiklerin terapötik amaçları varken, kadın hakları ve kültürel kuramları da derinden etkilemişlerdir (7).

Re-enactment fototerapisi olarak adlandırdıkları yaklaşımları ile bireyin özünün bir dizi kurgu olduğunu düşünmektedirler. Fotoğraflar ile hakkımızda söylenen birbirleriyle ilgili öykülerin yarattıkları ağ kullanılarak anılar taranır. Kendi öykülerimiz ile görüşlerimiz arasındaki uyumsuzluk ortaya çıkarılır (7,12,13).

Anıların taranması

Freud S ise anıların taranması kavramını, mevcut anının bilinç dışında baskılanmış anının kavramı ile ilişkilendirilmesi olarak ifade etmektedir. Kendisine göre erişkinlik döneminde gün yüzüne çıkan çocukluk anıları, travmatik olaylar içerseler dahi, distorte (bozuk, bulanık) bir lensten görülmektedir ve böylece mevcut olanı çarpıtmaktadır. Bu bakış açıları Martin and Spence tarafından kabul edilmiş ve anı taramalarında kimlik, cinsiyet ve travma ile ilgili konular bu doğrultuda ele alınmışlardır (14-16).

Önce kendileri ile başlamışlardır. Kendi yaşantılarının görsel temsillerini incelediklerinde ve aile albümlerine baktıklarında yapılandırılmış eksiklikler gözlerine çarpmıştır. Albümdeki fotoğraflarda kişilerin eksikliği kadar, kimlikler de eksik kalmıştır. Hayatta kimliklerimiz çoklu olmaktadır. Ancak etrafımızdaki kişilerin basitleştirmeleri ile kimliklerimiz sadeleşir, çoklu yönleri ortadan kalkar. Bu fotoğrafçı-terapistler fototerapi ile öykülerinin karmaşıklıklarını ve karşıtlıklarını kendi bakış açılarıyla görünür hale getirmişlerdir. Önce aile albümü ele alınır ve bu albümün yaratıcısı tespit edilir. Sonra terapist, danışanın kendi bakış açısıyla öyküsünü ele alır. Albümün anlatımı ile başlanır ve sonra aşama aşama albümün içeriği danışanın kendi anlatımıyla öyküsüne dönüşür.

Uygulama

Uygulamada ise fotoğraflar eski ya da yeni durumları yeniden sahnelemek ya da uygulamak için kullanılır. Seanslarda uygun araç ve elbiseler giydirilir ve fotoğraflar çekilir. Sonra danışmanlık seanslarında bu fotoğraflar kullanılarak, anılar ortaya çıkarılır. Farklı güç dengeleri içeren senaryolar ortaya konur. Terapist bu süreçte güven verir, destekler ve yansıtır. Daha önce yaşanmış ve bilinç dışına baskılanmış travmanın ortaya çıkarılması sağlanır. Güvenli bir ortamda algı ve duygular yeniden ele alınıp, belirli katartik dışa vurum sağlanır. Seanslar sırasında üretilen fotoğraflar ile gündelik yaşamın gizli kalmış noktaları görünür hale gelmektedir.  Yeni anlatı, yeni çıktılar ve dönüşümler sağlayacaktır. Seanslarda yapılan bu eylemler sürece dayalıdır. Grup seansları halinde de yapılabilmektedir. Önce anılar ortaya çıkarılır, sonra da güven verici alıştırmalar ile kapatılır. Zamanın çoğu  grup süreçlerine ayrılır. Grubun dinamikleri önemlidir. Seanslar iki parçadan oluşur ve iki ayrı günde yapılır.

İlk gün fototerapi açıklanır, çiftler halinde gruplara ayrılınır ve anılar anlatılır, sonra bu anılar büyük grupta paylaşılır. Sonra anlatılan anı ve duyguların nasıl görülebilir hale getirilebileceği tartışılır ve uygun kostüm ve elbiseler aranır.

İkinci günde ise re-enactment fototerapisinin uygulamasına yer verilir. Fotoğraflar çekilir ve çekilen fotoğraflar analog ise onların banyosuna yer verilir. Sonra ikişerli gruplar halinde yeni ortaya çıkan duygular ve anılar fototerapistin sunduğu güvenli ve korunaklı ortam içerisinde anlatılır ve tartışılır, yeni anlamlar yaratılır (10,17,18).

Spence and Martin’in kullandıkları diğer bir teknik aile albümünün incelenmesidir. Danışanlar seanslara aile albümlerinden kendileri için önemli olan bir fotoğrafı getirirler. Başka nesneler yanı sıra bu fotoğraflarla gizli kalmış anıları, baskılanmış duyguları ve kişisel kimliklerini ortaya çıkarırlar (17,18).

The Picture of Health

Spence J özelinde ise, kadın temsiliyeti, kimliği ve kadınlık konularını bu doğrultuda ele almıştır. Ancak kendisi daha çok aldığı meme kanseri teşhisi sonrası hazırlamış olduğu ham otoportreleri ile bilinmektedir. Hastalığı sürecince kamu kurumlarında almış olduğu hizmetlerden memnun kalmamış ve öfke ve endişelerini otoportrelerinde dile getirmiştir. Kendisini üretim bandında muamele gören birisi olarak hissetmiş ve kişilerin kendi dünya görüş ve düşüncelerini kendisine empoze etmelerinden rahatsız olmuştur. Birey olarak kendi görüşlerinin dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Devlet kurumu ve medikal “dayatmaya” karşı kendisini korumak için fotoğraf makinesini kullanmıştır. Bu çalışmaların sonucunda 1982 yılında The Picture of Health fotoğraf serisi ortaya çıkmıştır (6,7,19).  

Spence J bu fotoğraf çalışması ile kanser tedavisi sürecinde sağlık kurumu ve personellerinin tavırları neticesinde ortaya çıkan duygularını fotoğrafları ile ifade etmiştir. Burada özellikle güç dengesizliğine ve hastaların sağlık personeli tarafından infantilize (bebek yerine konulmalarına) edilmesine dikkat çekmektedir. Karşılaşmış olduğu bu muameleye, başına gelenleri fotoğraflar ile belgeleyerek ve edilgenlikten çıkıp etken bir nesne hale gelerek karşı koymaktadır. Artık hekimlerin tıbbi talimat ve söylevlerinin edilgen nesnesi değildir. Etken bir hal alırken, yine de hasta olarak çaresizliğini, yaşadığı duygusal krizi aşmak için fototerapiden yararlanır. Fototerapi ile kanser tedavisinin kendisinden alıp götürdüğü bireyselliği yeniden geriye kazanmaya çalışmıştır. Fotoğraflarında bir bebek gibi giyinmiş haliyle infantilizasyona dikkat çekerken, diğer taraftan bireyselliğini geri kazanmak için, sağlık çalışanları ve toplumda güç sahipleri ile aynı seviyede durmaya çalışan görüntüler geliştirmiştir. 1986 yılında geliştirmiş oldukları fototerapi yönteminin bir el kitabı olma özelliği taşıyan Putting myself in the picture: A political personal and photographic autobiography” kitabını basmıştır. 1992 yılında ise vefat etmiştir (7,10,17).

Spence’in çalışmaları

Spence’in çalışmaları çerçevesinde aşağıda bazı fotoğrafları verilmiştir. Fotoğraf 1’de (Expected) kendisi çıplak öne eğilmiş. Hasta ve yaşlanan bedenini sergilemektedir. Ayaklarında ise kırmızı bir çift ayakkabı vardır. Bunlar kadınlığın ve erotizmin sembolleridir. Kendisi bu sembolün üzerinden takılıp düşmek üzeredir. Aslında toplumun güzellik anlayışını da eleştirmektedir. Bu fotoğraf aldığı tedaviler sırasında bir birey olarak muamele görmemesinin öfkesini de barındırır (7,17).

Fotoğraf 1: Expected, 1990.

Fotoğraf  2’de  (Jo Spence. Beyond the Perfect Image.) Spence’in sadece gövdesi görünür. Bedeni izoledir. Sol memesinde kitle vardır ve ameliyat olacaktır. Ameliyat öncesi kendisine bir işaret konmuştur. Kendisine bir nesne gibi davranılmıştır.

Fotoğraf 2: Jo Spence. Beyond the Perfect Image, 1985

Fotoğraf  3‘te  infantilizasyon (Infantilization, 1984-Pictures of Health) konusu ele alınır. Spence kamu hizmetlerini, ‘sağlık sistemi ve sağlık çalışanları hastaları erişkin yerine koymamakta, bebek muamelesi göstermektedir’ şikayetiyle protesto ediyor.

Fotoğraf 3: Infantilization, 1984

Fototerapiye katkıda bulunan muhtelif sanatçı, fotoğrafçı, eğitimci, terapist bulunmaktadır. Bu yazıda Jo Spence’in çalışmaları ele alınmıştır. Piskoanaliz disiplini fotoğrafları bir görüntü, gerçeğin birer yansıması olmaktan çıkarmış, bilinç dışının birer aynası haline getirmiştir. Kurulan bu bağ ile fototerapi (terapötik fotoğraf değil) bir mental terapi yöntemi olarak kabul görmeye başlamıştır. Bu terapi biçiminin mental etkileri yanı sıra, bireylerin esenliğine, kişiler arası ilişkilerine de etkileri olmaktadır.

Kaynaklar:

  1. Yaman H. Tıbbi Fotoğrafçılığın Tarihçesi. İFSAKBlog. Erişim: ifsakblog.org. Erişim tarihi:13.02.2021.
  2. DeCoster VA, Dickerson J. The Therapeutic Use of Photography in Clinical Social Work: Evidence-Based Best Practices. Social Work in Mental Health 2014; 12:1, 1-19, DOI: 10.1080/15332985.2013.812543.
  3. Weiser J PhotoTherapy Techniques in Counselling and Therapy — Using Ordinary Snapshots and Photo-Interactions to Help Clients Heal Their Lives. Canadian Art Therapy Association Journal 2004; 17:2, 23-53, DOI: 10.1080/08322473.2004.11432263
  4. Weiser J. Phototherapy Techniques – Exploring the secrets of Personal Snapshots and
    Family Albums. Jossey-Bass Publishers: San Francisco. 1999.
  5. Terapeutic Photography. Erişim: phototherapy-centre.com Erişim tarihi: 13.02.2021.
  6. Bergstein M. Mirrors of Memory: Freud, Photography and the History of Art. Ney York: Cornell University Press. 2010.
  7. Rutanen  J. Phototherapy and Therapeutic Photography: The Healing Power of Photographs. MA Thesis Media Studies, Film and Photographic Studies.Leiden University.2015.
  8. Benjamin W. Gesammelte Schriften / Walter Benjamin. Unter Mitw. von Theodor W. Adorno und Gershorn Scholem hrsg. von Rolf Tiedemann und Hermann Schweppenhäuser. Vol 2 1927-1934, Frankfurt am Main : Suhrkamp. 1991.
  9. Freud S. Moses and Monotheism.  New York : Vintage Books, 1967.
  10. Granato L. Finding your Identity-Phototherapy Training Course. Viterbo, 6-13 November 2011. Erişim: www.phototherapy-europe.com. Erişim tarihi: 13.02.2021.
  11. Saita E, Tramontano M. Navigating the complexity of the therapeutic and clinical use of photography in psychosocial settings: a review of the literature. Res Psychother. 2018 Apr 12;21(1):293. doi: 10.4081/ripppo.2018.293. PMID: 32913757; PMCID: PMC7451378.
  12. Martin R, Spence J. Photo-Therapy. Psychic realism as a healing art? In: Wells L, ed. The Photography Reader. London: Routledge. 2018. pp. 402-409.
  13. Martin R. The Performative Body: Phototherapy and re-enactment. Afterimage 2011; 29(3). 
  14. Freud S. Screen Memories (1899).  Erişim: haverford.edu . Erişim tarihi: 14.02.2021.
  15. Balakirsky Katz M. Mirrors of Memory: Freud, Photography, and the
    History of Art, Visual Resources: An International Journal of Documentation.2013; 29:3, 257-261, DOI:10.1080/01973762.2013.814208
  16. Dennett T . Jo Spence’s camera therapy: personal therapeutic
    photography as a response to adversity, European Journal of Psychotherapy and Counselling. 2009;11:1, 7-19, DOI: 10.1080/13642530902723041
  17. Dennett T. Jo Spence’s auto-therapeutic survival strategies. Health (London). 2011 May;15(3):223-39. doi: 10.1177/1363459310397973. Epub 2011 Feb 18. PMID: 21335361.
  18. Bell SE. Photo Images: Jo Spence’s Narratives of Living with Illness. Health. 2002;6(1):5-30. doi: Journals
  19. Dennett T. The Wounded Photographer: The Genesis of Jo Spence’s Camera Therapy. (Feature). Comparative Technology Transfer and Society 29 (2001): 26.

Prof. Dr. Hakan YAMAN, ANFAD (Antalya Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği), Sille Sanat Sarayı, İFSAK ve FIAP (FEDERATION INTERNATIONALE DE L’ART PHOTOGRAPHIQUE) üyesidir. AFIAP (Artist de FEDERATION INTERNATIONALE DE L’ART PHOTOGRAPHIQUE) ünvanına sahiptir. Işıkla Boyama Dünya Birliği’nin (LPWA-The Light Painting World Alliance) ilk Türkiye temsilcisidir. DepoPhotos kolektifinin üyesidir. Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Şubesi (AICA-TR) üyesidir.
Üyesi olduğu derneklerde karma sergilere katılmış, sunumlarda bulunmuştur. Science Citation Index-Expanded ve Scopus gibi uluslararası bilimsel veri tabanlarında taranan, bilimsel hakemli dergilerde yayınlanmış fotoğraf ve sanat ile ilgili yayınları mevcuttur. Fotoğraf dernekleri yayın organları yanı sıra Milliyet Gazetesi’nde blog yazarıdır. Ağırlıklı olarak Belgesel fotoğrafçılık ve Sokak Fotoğrafçılığı ile ilgilenmektedir. Hekim olması nedeniyle fotoğrafın tıbbi boyutu ile ilgili araştırmaları sürmektedir. Evli ve 1 çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Belgesel Fotoğrafçılık

Post Belgesel Fotoğraf

Belgesel Fotoğrafın Değişen Sınırları Geleneksel belgesel fotoğrafın ardılı olan post belgesel fotoğraf, öncelinin ontolojik ve epistemolojik

Özgür Ruh Nikos Economopoulos

Belgesel LAB üyelerinden Murat Bergi tarafından hazırlanmıştır. ************************** 1953 Yunanistan doğumlu fotoğrafçı Nikos Economopoulos İtalya’da hukuk

Belgesel Fotoğraf Politiktir

Yoksul insanlara şimdilik terk edilmiş mahallelerdeki kapı önü sohbetlerinde görünür hale gelen sıcak komşuluk ilişkileri nostaljik