İnsan varlığından ve zararlı etkilerinden uzak canlıların doğal dünyası

Galapagos adaları, Ekvator’un 1.000km. batısında Pasifik okyanusundaki takım adalardır. UNESCO tarafından dünya mirası listesinde yer alan küçük/büyük 22 adadan oluşur.

Adalar ve etrafındaki denizin %85’i Ekvator Ulusal Parkı kapsamında koruma altındadır. İnsan ziyareti sınırlıdır. Yerleşim alanları tüm kara parçasının sadece %3’ünü oluşturur.

Galapagos Adaları’na ilgim, hayran olduğum Sebastiao Salgado’nun orada bir dönem yaşayıp canlı türlerini fotoğraflamasıyla ilgili kitaplar okumamla başladı. Hayvan fotoğrafı çekmeye olan merakım ve dünyada bazı canlı türlerinin sadece orada yaşadığına ait bilgiler edinmem beni bu adalara yönlendirdi. İyi ki de yönlendirmiş.

Tarih boyunca Galapagos adaları, ana karaya uzak olması sebebiyle buraya hayvan ve bitki ulaşımı için engel oluşturmuştur. Bu nedenle bu adalarda yaşayan bitki ve hayvan türleri, buralara ulaşmayı başarabilmiş, uzun süre güneşe, rüzgara ve tuzlu suya dayanıklı olanlardır.

Galapagos hayvanlar dünyasının hakimiyeti, sürüngenlerin elindedir. Çünkü bu tür uzun süre aç ve susuz yaşayabilir. Güney Amerika kıyılarından adalara zor da olsa ulaşabilirler. Bu yolla gelen dev kamplumbağalar, kara ve deniz iguanaları biyolojik özellikleri ile adaların simgesi haline geldiler. Memeliler kızgın güneşe ve açlığa dayanıklı olmadıklarından karada hiç görünmüyorlar, denizde ise fok, deniz aslanları, çeşitli balina ve yunus balıkları görmek mümkün.

Kuslar uzun mesafe uçabildikleri için bol çesit görebiliyoruz. Bunlardan bazıları ise sadece Galapagos adalarında görülebiliyor. Yiyecek bulmak için binlerce km. uçabilmelerine karşın üreme yeri olarak sadece bu adaları seçmisler.

Galapagos hayvanlarının en önemli özelligi insana çok yakın olmaları, çok sakin olmaları ve hiçbir düşmanca tavır göstermemeleri. Siz onları incelerken, onlar da merakla yanınıza gelip sizi izliyor. Çünkü genetiklerinde insanın tehlikeli olduguna dair bir bilgi yok. Bu korkusuz, kaçmayan hayvanlar, vahşi eller tarafından kolayca öldürülebilir ya da orta yerde güvenip bıraktıkları yumurtalar insanlar tarafından ezilebilir. Bu yüzden adaların çok sınırlı bir kısmı, belli saat aralıklarında sıkı kontroller altında gezilebiliyor. Nerelere basacağınız bile önceden tespit ediliyor. Bitki ve hayvanlara dokunmak tabiki kesinlikle yasak! Bu adalara yanınızda bırakın çantayı cebinizde mendille bile giremiyorsunuz, sadece su taşıyabilirsiniz, matarayı da kendileri veriyor. Neyseki fotoğraf makinenize izin var.

Amaç ardınızda kir ve iz bırakmamanız, bu doğal dengeyi insanlardan korumak tahmin edersiniz ki büyük çaba gerektiriyor ve iyi ki buna gönül vermiş kişilerin koyup takip ettiği sıkı kurallar var.

Galapagos adalarına insan ayagi 1535’te Thomas de Berlanga tarafından, ardından da 1500-1700 yılları arasında çesitli korsan gemileri aracılıgıyla değer. Gemisi sürüklenen bu insanlar ümitsiz bir şekilde su ve yiyecek ararlarken, karşılarında kendilerini merakla karsılayan foklar, kaplumbaglar, iguanalar bulunca garipseyip geri dönerler. Bu adaların adına da etkilendikleri dev kaplumbağlara dayanarak ispanyolcada kaplumbağa anlamına gelen “Galapagos” adını verirler. Eskiden adaların bir diğer adı da büyülü anlamına gelen “Las Encantades” idi.

Hayvan türleri ile ünü yayılan adalara Charles Darwin’in gelişi 1835 tedir. Galapagos’ta beş haftasını geçirmiş ve bu süre içerisinde adaları gezip hayvan ve bitki özelliklerini not almıştır. Bu notlarını “Beagle’ın yolculuğu” adlı kitabında yayınlamıştır. Darwin’den sonra bilim adamlarının adalara olan ilgileri arttı, keşif gezileri birbirini takip etti.

Günümüze gelirsek;

Bugun insan yaşamına açık olan Santa Cruz adasında 22.000 kisi, San Cristobal adasında 10.000 kişi, Floreana adasında da 1.000 kişi yaşamaktadır.

Galapagos adaları yolculuğumda fotoğrafını çektiğim hayvanların birkaçından bahsetmek isterim.

Deniz iguanası

Ada gezilerine başladığımızda ilk Deniz iguanası ile karşılaştım. Aslında kara hayvanı olan bu türün denize adaptasyonu tam bir evrimleşme örneğidir. Yaklaşık 40 senelik ömürleri var. Küçüklü büyüklü farklı renklerde birçok örneğini görmek mümkün.

Deniz aslanı & Fok

Soguk iklimlerde yasayan akrabalarına göre, bu adadaki deniz aslanları daha az yiyerek yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Günün sadece iki saatini avlanıp geri kalanını ise kendilerine güzel manzaralı bir köşe bulup uyuklayarak geçirdikleri söyleniyor. Dişiler 75, erkekler 200 kg. a kadar irileşebiliyor. Harika yüzücüler ve 580 m. derinliğe kadar dalabiliyorlar.

Mavi ayaklı Booby

Renkli ayak ve gagalariyla dikkat çeken Booby’ler oldukça sempatik ve canayakın deniz kuşlarıdır. Bu türün dişileri erkeklere nazaran biraz daha iridir. Boyları 90 cm. den 1,5 m.ye kadar değisiyor. Mavi ayaklıların diğer boobylere göre popülasyonları daha az. Zaten etrafta çok az görebildik.

Nazka Booby

Oldukça meraklı ve konuskan olan Nazka Booby’leri genelde kendine bir eş seçip onunla dedikodu yaparak gününü geçiriyor. Bu yüzden etrafta ikili görmek ve onların davranışlarını izlemek oldukça eğlenceli. Turuncu gagası ve yeşile çalan patileriyle tanınıyorlar.

Kırmızı ayaklı Booby

Bence bu tür içerisindeki en şirin olanı bu. Kıpkırmızı ayakları, mavi göz çevresi ve gagasıyla olagandışı bir görüntüsü var. Üstelik yanına yaklastığınızda gözünüzün içine bakıp sizi incelemesi oldukca keyifli. Hızlı uçma yetenekleri onlara avcılıkta oldukca avantaj sağlıyor. Boyları 77cm. ile 145 cm. arası değişiyor

Frigatebirds

Çok enteresan bir kuş turu olan Frigatebirds’lerin erkekleri dişilere daha çekici görünmek için boyunlarında bulunan kırmızı keseyi havayla doldurup balon gibi şişiriyorlar. Akbabaya benzettigim vahşi ve korkutucu görümlü olan bu büyük kuşlar, yanlarına yaklaşinca oldukça sakin ve masum bakışlılar.

Galapagos baykusu

Normalde bilirsiniz baykuslar gündüz uyuyup gece avlandıklarından pek etrafta göremeyiz. Ama dünyada bir tek Galapagos baykuşları hem gündüz, hem gece avlanırlar. Böylece biz de onları şansımız varsa gündüz gözüyle etrafta görebiliyoruz. Sayıları az olduğu için sadece 1 tanesini yakından görebildik.

Galapagos Pengueni

Galapagos penguenleri, senede iki kere tüylerini değistirirler. Dünyadaki ikinci en küçük penguen türü olup cok nadirdirler. Sıcaktan korunacak bir yapıları olmadığından, serinlemek istedikçe sık sık denize atlarlar.

Dev kaplumbaga

Dünyadaki en büyük kaplumbağa türüdür. 250 kiloya kadar irileşip, 150 yıla kadar yaşayanları var. Büyümeleri çok yavaş ve hiç durmuyor, yani yaşadıkları son güne kadar büyümeleri devam ediyor. İnsanlar adaya ayak basmadan önce sayılarının 200.000 kadar olduğu düşünülüyor. Ancak 1.500’lü yıllardan itibaren gelen korsan ve balina avcı gemilerinin, bu hayvanı kaçırarak ya da avlayarak sayılarını azaltmaları sonucu bazı türleri tamamen kaybolmuş, kalanlar ise bugün maalesef 20.000 kadardır.

Galapagos adalarının büyülü ve özel dünyasına bir gün yolunuz düşerse fotoğraf makinenizi varsa makro ve zoom lenslerinizi yanınıza almayı unutmayın ve bu güzel canlılara selamlarımı iletin, kimbilir belki şansım olur da ben de tekrar giderim.

TANİA SİSA

1971 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İşletme fakültesi mezunudur. Yirmi yıl medikal yayıncılık firmasında genel koordinatör olarak çalıştı.

Fotoğrafa olan ilgisi sebebiyle çeşitli eğitimler aldı. Temel ve ileri fotoğrafçılık, makro fotoğraf çekim teknikleri eğitimlerinden sonra İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) üyesi oldu ve İFSAK’ta “Gün Işığında Portre”, “Doğum fotoğrafçılığı”, “İleri Çekim Teknikleri” atölyelerine katıldı. 2016 yılının Haziran ayında İFSAK’ta fotoğraf gösterisi ve söyleşi yaptı.

2015 yılında profesyonel olarak doğum fotoğrafçılığı yapmaya başladı. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli fotoğraf atölyelerine ve sergilerine katıldı, katılmaya devam ediyor.
Eylül 2017’de “Fotokare Fotoğraf Hizmetleri AŞ” kurucu ortağı oldu. Stüdyosu Maslak, İstanbul’dadır.
Ekim 2018 – Mayıs 2019 arasında DOUM’da “Doula ve Doğum Rehberliği” eğitimini tamamladı. Stajyer Doula olarak çalışmaya başladı. “Pati Fotoğraf Projesi” adıyla 3 yıldır sokak hayvanları yararına organize ettiği sergi ve takvim satışlarıyla çeşitli sivil toplum örgütlerine fotoğraf sanatıyla katkı sağlamaya devam etmektedir.
Halen aktif olarak İFSAK Seminerler ve Atölyeler Biriminde çalışmalarının yanı sıra, farklı hastanelerde doğum fotoğrafçılığı yapmaya, stüdyosunda yeni doğan, bebek, aile ağırlıklı olmak üzere ürün, moda çekimi gibi çeşitli alanlarda fotoğraf çekimlerine, proje çalışmalarına büyük bir keyifle devam etmektedir.

Yorum Sayıları: 2

  1. sevgili Tania,
    çok teşekkürler.
    ne güzel, adanın hayvanlarını tanıtan sıcak bir yazı olmuş; çok güzel fotoğraflarla bezenmiş.
    bir türlü fırsat yaratıp gidemediğim; Ekvator, Guayaquil’de, uzun uzun planlamaya çalışıp denk düşüremediğim Galapagos Adaları’nı sayende bir tadım da olsa, ziyaret etmiş oldum.
    esenlik dilkelerimle,
    levent

  2. Çok teşekkürler 🙂
    Umarım bir gün denk düşürür ziyaret edersiniz oraları…
    Keyifle okuduysanız ne mutlu bana,
    Sevgiler,
    Tania

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Planlı Harekât

Görünen ile görünmeyen Büyüklerin lafıdır; “Her şey olacağına varır.” derler. Gerçekten de olacaklar  zihnimizle ne kontrol

Portfolyo: Ayla Güvenç İmir

Fotoğraf her zaman ilgimi çeken bir alandı. Fotoğrafa olan yaklaşımım “basit olanın güzel olduğu”na inanışımdan beslenir.

Devinimin Özel Tarihi

Dünya dönüyor. Güneş doğup batıyor. Sarkaç gece ile gündüz arasında gidip geliyor; günler geçiyor ve mevsimler

Hayat: Vadeli Hesabımız

Eski güzel günler Yaşlanan herkes, geçmiş günlerden söz ederdi. Yavaş yavaş yaşlanıyoruz ve suya atılmış bir

Uzun Pozlama İpuçları-2

Mavi Saat Fotoğrafı Nasıl Çekilir? Güneşin batmasının ardından ya da doğmasından önce (ufuk çizgisinin 4 ila

Bir Kitap ve Birkaç Söz

Kitap: Fotoğrafla Diyalog TFSF’nin (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) desteğiyle Espas Yayınları tarafından basılan, “Fotoğrafla Diyalog” (*)adlı

Bir Tasarı(m) Olarak Fotoğraf

Fotoğraf nerede… Gündelik yaşamın içinde hareket halinde olan insanın zamanla olan meselesini çözme konusunda yavaşlamaya karar