Megapiksel Olarak Filmler (Bölüm 2)

//

Bir önceki yazıda “mesela” diyerek orta format bir film yani analog makine tercihi yapmaya çalışmıştık. Ancak iş görüntü kalitesine gelince -objektif faktörünü elimizin altında tutarak-nihayetinde filme, geliştirme (banyo edilmesi) ve basılması (kart baskısı) ile ilişkili. Ya da son aşamada filmin tarayıcı yardımı ile dijital ortama aktarılmasına uzanmaktadır. Yani çözünürlük (resolution) dediğimiz fotoğraftaki detaylar bunlara bağlıdır.

En temel kavram

Film ya da CCD sensör olsun çözünürlük birbirine yakın iki çizginin bir milimetre içinde ne kadar ayrı elde edildiğine bağlıdır. Öyleyse bu çizgiler ne kadar ince ve birbirine ne kadar yakınsa ve bunlar ayrı ayrı elde edilebiliyorsa çözünürlük iyidir demek gerekir. Aynı zamanda filmin gren ya da sensör piksellerinin büyüklüğü bunu etkileyecektir. Tekrar vurgulayalım: objektifin kalite ve performansını da göz ardı etmemek gerekir.

Burada keskinlik (resolution -çözünürlük) ölçü birimi “Linepair in milimeter” yani “milimetredeki çizgi sayısı” olarak tercüme edebileceğimiz ve “lpmm” olarak kısaltılmış şekilde ele alınır. Bu da gren/piksel büyüklüğüne bağlıdır. Bu bilgiler MTF grafikleri olarak birçok üretici firma tarafından da paylaşılmaktadır. Piksel-lpmm hesabı için bu web sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. https://wavelength-oe.com/tr/optical-calculators/pixel-size-to-lp-mm/

Dijital makinalardan örnek verirsek Nikon Z6 II piksel boyutu 5.92 µm, Z7 II piksel boyutu da 4.35 µm’dir. Canon R6 II piksel boyutu 6 µm’dir.Olympus OM 1 modelinde ise 3.32 µm’dir.Fuji GFX 100 modelinde ise 3.76 µm’dir.

Gren ve Piksel

Dijitalde ağzımızdan düşürmediğimiz “piksel” ifadesinin filmdeki karşılığı “gren” dir. Yani görüntü, gümüş tuzlarından oluşan bu grenlerin ışığa göre kümeleşerek bir arada olmasıyla ortaya çıkar. Film konusunda referans verebileceğim “Negatif” kitabında Ergün Turan grenler için şunu yazmıştır: en büyük tek bir gren 1/500 mm genişliğinde (yani bu 2ɥm demektir), en küçük tek bir gren ise bundan aşağı yukarı on kat daha küçüktür. Film banyosunun özelliği ancak grenlerin büyümesini önlemeye yöneliktir.

Marmara Üniversitesi G. S. F. Öğretim üyesi olan yazarın verdiği bu bilginin bu konu hakkında internette bulduklarımdan daha güvenilir olduğunu kabul etmek yerinde olacaktır.

Bir filmin tarayıcı araya girmeden megapiksel olarak büyüklüğünü veren bir bilgiye rastlamadım. Bulabildiklerimdeki çelişkili rakamlar da güven verici değildi. Film üreticileri bu bilgiyi vermiyor. Bir yerde siyah-beyaz filmin yaklaşık 100 lpmm olduğu bilgisi vardı. Ancak bu bilgi kitaptaki bilgi ile çelişmektedir.

Film 35 mmAgfa APX 100, Geliştirici ev yapımı D76, Tarayıcı: EpsonPerfection V800 (tarama derinliği 2400 ppi ya da 3200 ppi olabilir. Emin değilim), Dosya boyutu: 5,27 MB, 4300 px * 2703 px = 11,6 MP

Ancak dijital makine sensörlerinin piksel boyutlarından yola çıkarak aşağıdaki tabloyu oluşturmak mümkün.

Referans aldığım kitaba göre genel amaçlı bir geliştirici (Kodak D76) ve uygun ortam şartlarında siyah beyaz filmin banyo edildiğini var sayıp gren boyutunu 4,54 ɥm kabul edelim.  Buna göre film alanını göz önünde bulundurarak filmlerdeki olası gren-piksel sayısını hesaplarsak:

Not: Bir önceki yazıda ve burada film boyutlarını ele alırken kenar boşluklarının göz ardı edildiğini belirtmekte fayda var. Yani görüntünün oluştuğu efektif alan biraz daha küçük olacaktır.

Yani 35 mm film aynı boyuttaki kullanmakta olduğum Nikon Z6 II dan daha çok piksel sayısına sahip. Orta format Mamiya 645 AF de kullanılacak 120 lik 4.5 mm * 6 mm olarak çekeceğimiz film ise yaklaşık 130 MP bir görsel verecektir.

Renkli filmde üç ana renk katmanı (RGB) olduğu için bir milimetrede yaklaşık 300 lpmm olduğunu varsayabilir miyiz?  Sadece bir kaynakta “Fuji Velvia 50” 35 mm renkli film için verilen bilgiyi paylaşayım:

Bu kaynak filmin bir milimetresinde (yatay ve dikey yönde böyle kabul ettiğini varsaymak gerekiyor. Ancak bu piksel sayısı değil. Bir mantık hatası var sanki) 320 lpmm olduğunu dolayısıyla bir milimetrekarenin 0,1 MP olduğunu ve 35 mm filmin toplam alanının 864 mm2 olduğundan yola çıkarak da 87 MP (benim bakış açımla da bu değer 309 MP çıkıyor. Bu da bana çok doğru gelmedi) olduğunu belirtiyor.

Not: Burada Z6 II ve Z7 II için benim ortaya koyduğum hesaplama sonuçlarını Nikon’un yayınladığı değerlerle uyumlu olduğu için doğru kabul etmek gerektiğini düşünüyorum. Ama bu kaynaktaki renkli film hesabını açıklamayı sağlamıyor. Renkli filmler için de -bence- Ergün Turan’ın kitabındaki değer geçerli olacaktır.

Bir de şunu eklemiş:Her film pikseli, dijital kamera sensörlerinden gelen daha yumuşak Bayer enterpolasyonlu (CCD sensör teknolojisi) verileri değil, gerçek R, G ve B verilerini temsil eder. Tek çipli 87 MP dijital kamera hâlâ 35 mm’lik bir film kadar ince ayrıntıları göremez.

Ayrıca not düşmüş: 5.400 PPI, mm başına 212 lpmm eşittir. Böylece, Minolta 5400 tarayıcıda taranan 35 mm’lik bir slayt, Bayer Enterpolasyonu olmadan 39 MP görüntüler verdi. Bunları PhotoShop’ta açın ve 39 * 3 = 120 MB dosyalar yine Bayer enterpolasyonlu dijital kamera görüntülerinden daha keskindir.

Tarayıcı faktörü

Durum böyle olsa da işin içine tarayıcı girdiğinde yine değişikliklerin olması kaçınılmazdır. Tarayıcı ile hesap yöntemi:

1.      Önce film boyutlarını inch’ e çevirelim:6 cm/2,54 cm = 2.362 inch; 4,5 cm / 2,54 cm = 1,771 inch

2.      Tarayıcı 2400 ppi seçildiğine göre; 2,362 * 2400 = 5668,8 ppi, 1.771 * 2400 = 4250.4 ppi olacak. Bu da yaklaşık 24 MP boyutunun biraz aşağısında kalır. Şöyle ki;

Fotoğraf = 5668,8 * 4250,4 = 24.094.667 pikseldir.

İşin dijital tarafında sensörler 50 MP ile 150 MP aralığında üretilebiliyor. Burada esas olan piksellerin büyüklüğüdür. Ve bu da direkt fiyata yansımaktadır.

İyi bir geliştirici kullanıldığında 2400 ppi tarama ile tam kareye karşılık gelen 35 mm x 24 mm boyutunda bizim “Leica film” dediğimiz filmin çözünürlüğü 3307 * 2267 pikseldir. Bu da yaklaşık 7,5 MP civarında dijital fotoğraf makinası karşılığı olacaktır.

Örnek:

Film35 mm Kodak TMax 100, Geliştirici ev yapımı D76, Tarayıcı: EpsonPerfection V800, tarama derinliği: 4800 ppi, Dosya boyutu: 14,4 MB, 6806 px * 4622 px = 31,457 MP. Fotoğrafta herhangi bir işlem yapılmadı.

Dinamik aralık (dynamic range)

Nasıl dijitalde sensörün dinamik aralığından bahsediliyorsa filmin de aynı özelliği gri tonlar için önemli olacaktır. Ne yazık ki bu konuda da ciddiye alınabilecek bir makale veya incelemeye rastlamadım. Söylenenler lafta kalmaktan öteye geçmese de güvenilir olmayan bilgi olarak paylaşayım:

Öncelikle orta format filmlerin 35 mm filmlere göre daha geniş bir dinamik aralığa sahip olduğundan bahsediyorlar. Ayrıca birkaç değerlendirme de orta format filmlerin “15 durak ve daha fazlası” dinamik aralığa sahip olduğunu söylüyorlar. Ama bunu destekleyen referansı olan testler yok. Birkaç fotoğrafçı yaptığı çekimlerle anlatmaya çalışıyor. DXOMARK tarafından Nikon Z7 II ve Z6 II de yapılan testlerde bu değer 14,7 ve 14,4 ölçülmüş. https://www.dxomark.com/Cameras/Compare/Side-by-side/Nikon-Z7II-versus-Nikon-Z6II___1361_1364

Ciddi bir analog fotoğraf sitesi olan “Analog Wonderland” en iyi orta format filmlerin listesini veriyor. https://analoguewonderland.co.uk/blogs/film-photography-blog/best-medium-format-camera-film

Konuyu incelerken dikkatimi çeken bir şey de orta format makine kullanıcılarının büyük bir kısmı Kodak Portra 160 film tercih ediyorlar. https://photobasecamp.com/review-kodak-portra-160/

Bütün bunlardan görünen bu konunun tartışmaya çok açık olduğu. Dolayısıyla lafı uzatmanın anlamı olmayacak.

Son olarak

Laf lafı açıyor. Orta format film makinalarından film özelliklerine geldik. Belki de kalan sorular: orta format film makinalarında ne tip film kullanmalı? Film kasete takıldığına göre birden fazla kasette değişik filmler kullanmak ne kadar akıllıca? Bence bunun cevabını şöyle veriyorum: Eğer geçmiş zamandaki gibi tarayıcı olmasa ve baskı yapmak gerekseydi en azından bir siyah-beyaz ve bir renkli film kaseti olsa iyi olur derdim. Ancak günümüzde önerim sadece renkli film yeterli olur gibi duruyor. Tabii bu “siyah-beyaz film kullanmaya gerek yok” demiyorum. Meraklısı illa kullanacaktır ve iyi de yapacaktır.

Renkli film olarak da özelliklere bakınca ön plana -reklam gibi olsa da yapacak bir şey yok- Kodak Portra 160 veya 400 çıkıyor. Bu durumda geriye tek bir soru kalıyor: Bu filmin banyosu nasıl olacak?

En başta dediğim gibi laf lafı açıyor. Renkli filmi evde banyo etmek de başka bir yazı konusu…

Çok değişik bilgi, çok fazla rakam ve çok fazla değişken var. Açıkçası birbiri üzerine etkisi olan bu kadar değişken varken film kullanmak göze korkutucu geliyor. Üstelik daha keskinliğe direkt etki eden objektiflerden bahsedilmedi bile.

Bir önceki yazıya gönderme yaparak orta format kullanmak özünde herkesin tuttuğu yoldan gitmeyip “farklı olmak” anlamına gelecektir. Fotoğrafçıyı teknik olarak ayrı bir yere konumlandıracağı bir gerçek.

Film kullanan yabancı fotoğrafçıların yayınladıkları işlere bakıldığında insanın canı çekmiyor değil. Böyle olsa da bizdeki maliyetlerle amatör fotoğrafçının tercih edebileceği tarz olarak durmuyor. Bu da çok üzücü. İlgiyle takip ettiğim Jimmy Nelson  https://www.jimmynelson.com/fine-art-intro/    hala büyük format plaka film kullanan ender fotoğrafçılardan birisi. İnstagram hesabını takip etmenizi öneririm. https://www.instagram.com/jimmy.nelson.official/?hl=en

 

Kaynaklar:

https://thedarkroom.com/35mm-vs-medium-format-film-comparison/

https://www.dpreview.com/forums/thread/4468461

https://www.edmundoptics.com/knowledge-center/application-notes/imaging/resolution/

https://www.edmundoptics.com/knowledge-center/application-notes/imaging/from-lens-to-sensor-limitations-on-collecting-information/

https://www.cacreeks.com/films.htm

https://www.youtube.com/watch?app=desktop&v=Pt7vu-UU_bo

https://fstoppers.com/editorial/dslr-shooters-guide-medium-format-film-50387

 

1955 yılında Salihli’de dünyaya geldim. İ.T.Ü. Elektronik ve Haberleşme Fakültesi mezunuyum. Kariyerimi özel şirketlerde üst düzey yönetici olarak sürdürdüm.
Fotoğrafçılıkla tanışmam (https://www.arthenos.com/fotograf-ile-nasil-tanistim-fotobiyografi/) 1960’lı yıllara dayanır. O yıllar, elimde babamdan kalma Kodak Retina ile başlayan hatıra fotoğrafları dönemidir. Üniversite yıllarında ilk refleks makinamı almamla, karanlık odada siyah beyaz filmle ve baskı işleriyle fotoğraf daha ciddi bir uğraşım haline geldi. Böylece 1970 li yılların önemli fotoğrafçılık dergilerde baskıya giren çalışmalarım oldu.
Üniversite sonrasında iş hayatı koşuşturmasıyla arka planda kalan fotoğrafçılıkla 1996 yılında dijital teknolojinin fotoğrafçılık alanına girişinin getirdiği kolaylıkla tekrar yoğun olarak fotoğrafla ilgilenmeye başladım. Karma sergilerde yayınlanan fotoğraflarımın yanı sıra internette birçok fotoğraf sitesinde “günün fotoğrafı” seçilen çalışmalarım var. 2014 yılından bu yana yedi kişisel sergim gerçekleşti. Aynı zamanda İFOD bünyesinde birçok karma sergiye katıldım. Halen hem dijital hem de siyah beyaz film teknolojisiyle fotoğraf uğraşım devam ediyor. Ayrıca www.arthenos.com blog sayfamızda fotoğraf üzerine yazılar yazıyorum.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf