Portfolyo: Oğuz Nusret Bilik/ Tonlarla Renkler Arasında

//

Merih Akoğul’dan “Tonlarla Renkler Arasında” üzerine…

Siyah beyaz bambaşka bir dünyadır. Bir görme biçimidir. Kendine ait gizleri vardır. Renkler eksilip tonlara dönüşürken, aslında yeni bir evrenin ipuçları belirir. Siyah ile beyazın karasularında dolaşmak hem çok keyiflidir hem de risklidir. Hedefe güvenle ulaşmak için yolu bilmek ve koca bir geleneği göz önünde tutmak şarttır.

Burada sözünü ettiğimiz yaklaşım, fotoğrafları renkli çekip sonradan siyah beyazın tonlarına dönüştürmek değil, aksine bir projenin en başından itibaren siyah beyaz olarak izleyiciye nasıl aktarılacağıyla ilgilidir. Bir projenin bileşenleri fotoğraf bağlamında zihinde oluşturulamıyorsa, pratikte de asla görünür olamaz. Öyleyse bu kulvarda yarışacak olan fotoğrafçı, her şeyi siyah beyaz görmek zorundadır.

İnsanoğlu, bugün cep telefonları, bilgisayarlar ve televizyonların kaderini belirleyen fotoğraf renk teknolojisini ileriye götürebilmek için fizik, kimya ve optikte büyük gelişmelerin olmasını bekledi. Hatta talepleriyle bir endüstrinin doğmasına da öncülük etti. Sonrasında yeryüzünde var olmayan -gözün ayıramadığı- renk ve keskinliğe sahip fotoğraflar görüntüye egemen olmaya başladılar. Sonunda da en parlak fotoğraf maçı kazandı.

Sıfır ile dokuzuncu “zone”un arasında, parkta sınırlı oyuncaklarla oynayan çocuklar gibiydi siyah beyazcılar. Fotoğraflarını adeta bir parantezin içinde ürettiler. Fotoğrafın genetik koduydu siyah-beyaz fotoğraflar. Öyle doğmuştu, öyle büyüdü ve renkli teknolojiyi yakaladı. Fotoğrafçı için dünya, fotoğraf kartına aktarılabilen görüntüler kadardı; ne daha az ne de daha fazla. İnsanların çoğunun zihninde siyah beyaz fotoğraflara ayrılan önemli bir bölüm vardı.

Siyah beyaz fotoğraflar her zaman daha dramatiktirler. Renkleri soyutlayıp siyah ve beyazın tonlarına indirgiyorlardı dünyayı; renkler aradan sıyrılınca biçimler ve işaret ettikleri anlam iyice ortaya çıkıyordu.

Bir de siyah beyaz çekilen her fotoğraf gelenekle yani daha önce unutulmaz karelere imza atan fotoğrafçıların fotoğraflarıyla bir bağlantı oluştururlar. Zihnimizdeki gerçek, evreni ve nesneleri renkler üzerinden kavramamıza rağmen, tuhaf bir biçimde siyah beyaz fotoğraflarla daha iyi örtüşür.

Oğuz Nusret Bilik, dünyayı siyah beyaz algılamayı seviyor. Renklerin yalanlarından sıyrılıp anların gerçek gövdesini dolaysız olarak fotoğraflarına aktarıyor. Renklerin masalını bir yana atıyor, akmakta olan yaşamı olanca çıplaklığıyla bizlerle paylaşıyor. Öz ile olan en kısa yolu gösteriyor. Sözü, ilgiyle baktığımız anlardan kurulmuş görüntülere bırakıyor. Fotoğrafçının sustuğu yerde fotoğraflar konuşuyor. 

Gözümüzün renkli gördüğünü bize unutturuyor Oğuz. Her şeyin fantastik bir düzlem üzerinde cereyan ettiği, hakkımızda garip kararların verildiği, özgürlük haritamızın sınırlarının yeniden çizildiği şu çok özel günlerde, istemeden yaşadığımız ve kabullendiğimiz her şeyin olması gerektiği gibi olduğu günlere yelken açıyor. Düne ait özlemimizi dindiriyor. Geçmişle geleceği bugün üzerinden birleştiriyor.

Mağara çizimlerinden günümüze resim sanatı, kendi dinamiklerini başarıyla kurgulayarak fotoğraf başta olmak üzere görsel sanatlara daima rehberlik etmiştir. Resimde çizilen (yapılan) ile fotoğrafta çekilen (yakalanan) anların arasındaki fark, fotoğrafın kısa tarihinde ölümsüz örneklerle ispatlanmıştır. Resmin sınırlarından içeri girip gereksiz kurgularla bize sunulan örneklere, Oğuz Nusret Bilik’in fotoğrafları iyi birer yanıttır. Anı yakalamak fotoğrafın çıkış hedefidir. Deklanşöre bastığımızda ayna kalkar ve iner -gerçi ayna da kalmadı ya artık- çıkan sonuç ise kusursuz bir zaman diliminden bize yadigâr kalandır. 

Fotoğraf gerçekle olan her türlü bağlantısına rağmen olağan üstüdür.

Fotoğraf çekerken iki boyutlu bir dünyaya adapte olabilmek için bir gözümüzü kapatırız. Bir de seçimimiz siyah beyaz ise makinenin yakalayacağı enstantane, bu dünyanın yaşarken hissedemediğimiz her türlü tuhaflığını bize dolaysız olarak verecektir. Kendi çektiğimiz fotoğraflara bile bakarken hayretimizi gizleyemeyişimizin nedeni budur.

Fotoğraf, dünyanın en sihirli icatlarının başında gelir. İspatı mı; bir fotoğrafla baş başa kaldığımızda önümüzde açılan kapıların çokluğu… Oradan girelim ve dünyayı yeniden algılayalım. Korkacak bir şey yok; evlerimize kapandığımız şu günlerde tıpkı okuduğumuz şiirler gibi baktığımız fotoğrafların da bizi kucaklamasına hazırız.

Gerçeklerin içine sıvanmış bu garip dünyayı ustalıkla cımbızlayıp bize taşıdığı için Oğuz Nusret Bilik’e bir kez daha hoş geldin diyoruz.

Merih Akoğul

Nisan 2021

**********

İFSAK, kurulduğu günden itibaren tüm fotoğraf meraklılarının ürettiği etkili fotoğrafları, çarpıcı sergileri daha çok insana ulaştırmak için çabalamıştır. Sergiler, fotoğraf gösterileri, fotoğraf günleri, uluslararası yarışmalar bu çabaların sonuçları olarak ortaya çıkmıştır.

60. yılında İFSAK, bu çabalara bir halka daha ekliyor: Akılda kalan fotoğraflardan oluşturduğunuz güçlü portfolyolarınızı, daha çok fotoğraf meraklısına ulaştırmanız için, İFSAK Blog’un sayfalarını sizlere açıyoruz.

Yayınlanmasını istediğiniz portfolyolarınızı (ziplenmiş halde) ifsakblog@gmail.com adresine gönderebilirsiniz (diğer koşullar için tıklayınız). Böylece fotoğraflarınız dijital olarak daha fazla fotoğraf meraklısına ulaşabilecektir.

60 yıldır olduğu gibi, bugün de Beraber Üretelim, Beraber Paylaşalım!

***********

Oğuz Nusret Bilik hakkında,

1964 Sarıkamış doğumlu. Fotoğrafa 2005 yılında gönül vermiş ve başlamış. KUFSAD Kuşadası Fotoğraf ve Sinema Derneği Yönetim Kurulu üyesidir. Birçok karma sergi ve kişisel sergilerde yer almış, gösteri ve söyleşiler yapmıştır. Halen sokak fotoğrafçılığı alanında fotoğraf ve proje üretmeye devam etmektedir.

Sergiler

  • 7’den 70’e Yüzler: İbramaki Sanat Galerisi Kuşadası – 2010, İFOD Sanat Galerisi – İzmir 2010, Urla Sanat Galerisi – İzmir 2011
  • Söylence, 2012 – 2013 (Sponsor: Kuşadası Ticaret Odası – KUTO): T.C.Kültür Bakanlığı Selçuk Arkeoloji Müzesi –İzmir, T.C.Kültür Bakanlığı Bodrum Arkeolji Müzesi – Bodrum, T.C Kültür Bakanlığı Antalya Arkeloji Müzesi – Antalya, Uluslararası Fotoğraf Festivali  – Tekirdağ, Anadolu Üniveritesi Çağdaş Sanat Galerisi – Eskişehir, Afrodisias Kültür Sanat Merkezi – İzmir
  • İkide Bir, 2014: Fototrek Fotoğraf Merkezi Olympus Galeri – İstanbul – Kasım 2014
  • İnsan İnsanı Çekermiş (Karma Sergi), 2016: İstanbul Modern Müzesi- Haziran-Aralık 2016 (Küratör: Merih Akoğul)- Summer 60+ Serisi’nden dörtlü fotoğraf  (Türkiye’de Müze koleksiyonuna girmiş ilk mobil fotoğraflar olma özelliğine sahiptir.)
  • Summer 60 (+) (Sponsor: Mersin Ticaret ve Sanayi Odası – MTSO): T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı 7. Akdeniz Turizm Formu – Divan Otel Sanat Galerisi Mersin – Eylül 2016

1 Yorum

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Kitsch (Kiç): Hayatın Ta Kendisi

Kültür-sanat ortamında (entelektüel ortamda) ‘kiç’in ne anlama geldiğine bakıldığında, üç aşağı beş yukarı şu sözcüklerin karşılığı

Tren Sesi

…bir tren sesi duymaya göreyim,       iki gözüm iki çeşme… Orhan Veli Orhan Veli’nin bu duygularını milyonlarca

Minimalizm

Aşağıda okuyacağınız Minimalizm yazısı ilk olarak 2013 yılında, İFSAK Fotoğraf ve Sinema Dergisi’nin 149. sayı, 82.

Fanus Hayatlar

Sabah yedide alarmın sesi ile uyandın -bana bakma ben değil sen uyandın-. Kalkıp elini yüzünü yıkadın.

Derneklerin Geleceği

Küresel Salgından Ötürü Kritik Bir Evrede iken Foto-graf Dernekleri Varlıklarını Devam Ettirebilmek için ne Yapmalı? Genel