Taksiciler

/
Travis, üçüncü sınıf otelin koridorlarından birinde bulunan ankesörlü  telefondan Betsy’i arar. Amacı yeniden bir buluşma ayarlamaktır. Bu ikili arasında hayli hüzünlü bir konuşma devam etmekteyken, kamera yavaşça sağa doğru kayar, bir süre sonra kadrajda sadece boş ve kirli koridor kalır. 

Scorsese’nin 1976 yılı yapımı ünlü Taxi Driver filmi dünyanın en etkileyici yapımlarından biri olarak adını tarihe yazdırmıştır. Robert De Niro’nun devleştiği filmin bir diğer kahramanı da Jodie Foster’dır. Film Vietnam’da çatışmalara katılıp ruh sağlığı hayli bozulan ve geceleri uyuyamayan taksi şoförü Travis’in çevresinde olup bitenlere odaklanmaktadır. 

Bir gece İstanbul’un Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçmek için bindiğim taksinin ellili yaşlardaki şoförü ile bu film üzerine konuşuyorduk. Lise yıllarında izlediği filmi o dönem çok romantik bulduğunu anlatıyordu. Peki, dedim, İstanbul’da taksi şoförü olmak nasıl bir şey? Gülümsedi. 

İstanbul’un taksi şoförleri, kimi kaynaklara göre 4,5-5 milyar TL, kimi kaynaklara göre ise 7,5-8 milyar TL büyüklüğünde bir sektörün neredeyse hiç görülmeyen, hatta hiç dikkate alınmayan oyuncularıdır. Görülmezler çünkü, bu insanların çalışma hayatları günde ortalama 12 saat (bazen hiç uyumadan 24 saat), boyunca birkaç metrekarelik taksi durakları ile şoför koltuğuna sıkışmıştır. Ve o birkaç metrekarelik alanda olan biten ne taksi müşterilerini ne de bu işten para kazanan plaka sahipleri ile aracıları ilgilendirmez. 

Tekstil sektöründe patronken iflas edip bu işe başlayanlardan tutun da, öğretmenlik yaparken bir şekilde işsiz kalan eğitimcilerin, baba mesleği diyerek taksi direksiyonuna geçmiş üniversite öğrencilerinin, köyünde toprağı elinden alınan çiftçinin, kente daha iyi bir yaşantı kurma hayali ile yıllar önce göç edenlerin ve genellikle hiçbir işte tutunamamış ve eğitimleri sınırlı olan insanların yaptığı bir iştir taksi şoförlüğü.

İstanbul’da bir taksi şoförü;

bütün gün sıkışmış bir trafikte direksiyon sallar, aracının harcadığı yakıt bedelini, araç ile ilgili diğer masrafları, plaka sahibine verilecek kirayı, duraklara bırakılacak komisyonları, ödemek zorunda olduğu sigorta primini toparladıktan sonra cebine kalan ile yetinmek zorundadır. Bu, asgari ücret veya bunun bir miktar üzerinde bir ücreti ifade eder.

Genellikle, aldatılan turistler, taksiye alınmayan, gasp edilen, saldırıya uğrayan müşteriler veya müşteri gibi taksiye binenler tarafından katledilen şoför arkadaşları nedeni ile haber olduklarında dertlerini anlatma fırsatı bulurlar. O zaman kamuoyu taksi şoförlüğü diye bir meslek olduğunu hatırlar, kısa bir süre sonra da unutur. Oysa taksi şoförlüğü de ülkedeki birçok meslek gibi önemli sorunları bulunan, çalışma koşulları son derece kötü meslek gruplarından biridir. 

Bu foto röportajı hazırlarken kentin bir ucundan diğer ucuna özellikle akşam geç vakitlerde birçok taksi durağında bulunma ve taksi şoförleri ile tanışma fırsatı buldum. Birçoğunun zorunlu olarak taksi şoförlüğü yaptığını gözledim. Bu işi gerçekten meslek olarak kabul eden çok az şoför bulunuyordu. Hem plakaya hem araca sahip olan sadece birkaç şoföre rastladım. Bu işin en önemli parçalarından birinin de kentin her yerine dağılmış taksi durakları olduğunu gördüm. 

Bir taksi durağı taksi şoförü için hayati önem taşır.

Ortalama 10-20 metrekare büyüklüğünde olan bu yaşam alanları, taksi şoförlerinin gün içerisinde nefes alabildikleri belki de tek mekân olarak öne çıkar. Bu küçük kulübelerde günün değerlendirmesini yapılır. Müşterilerle bu duraklarda karşılaşır, bu duraklarda dertlerini, tasalarını sevinçlerini paylaşırlar. Yaşadıkları zorlukları eğlenceli bir dille arkadaşlarına burada anlatırlar. Bu duraklarda bir ailenin ev ortamında kurdukları sofralar kurulur, yemekler yenir. Bu sofralarda ülkenin sorunları çözülür ama kendi sorunlarını çözebilecekleri ortak aklı ve birlikteliği ne yazık ki yaratamazlar.

Bu proje süresince tanıştığım taksi şoförlerinin hemen hepsi dertlerini anlatmaya çalıştılar. Görünen o ki daha uzun süre taksi müşterileri haklı taleplerini, bu işin sermayesini sağlayanlar kazançlarını elde etmeyi beklerken birkaç metrekarelik duraklara, trafiğe ve şoför koltuğuna sıkışan taksi şoförleri de tıpkı diğer şoförlerde olduğu gibi olumsuz koşullarda çalışmaya devam edecekler.

1966 yılında Balıkesir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa’da üniversite eğitimini Ankara’da tamamladı. Yaklaşık 30 yıldır finans ve denetim konularında kurumsal iş hayatının içerisinde bulunuyor.
Fotoğraf olan ilgisi, Bursa’da bir fotoğraf stüdyosunda çırak olarak çalışma ile başladı. Özellikle son on yıldır fotoğraf çalışmalarına hız verdi. Birçok eğitim ve atölye çalışmasında yer aldı.
2012 yılında Afrodisyas kazı çalışmalarının belgelendiği ‘Üç Objektiften Afrodisyas’ sergi ve kitabı, 2014 yılında Bolu Kıbrıscık kasabasının belgelendiği ‘Kıbrıscık’ sergisi, aynı yıl ‘Kistik Fibrozis ile Yaşamak’ adlı KF hastalığının bilinirliliğini arttırmaya yönelik sergi ve kitabını gerçekleştirdi. 2015 yılında sokak hayvanlarının konu alındığı ‘Bizim Sokağın Çocukları’
fotoğraf projesini yönetti. Çalıştığı kurumlarda, fotoğraf kulüplerinin kurulmasına ve bu kulüplerde fotoğraf üretimine ve paylaşımına çok sayıda katkı sağladı. Son dönemde çalışmalarının odağını fotoröportaj ve belgesel fotoğraf oluşturuyor.
2013 yılından beri fotoğraf ve fotoğrafçılık konusundaki tecrübelerini çeşitli söyleşilerde paylaşıyor. Fotoğrafına Göz Kulak Ol! kurucularından olup, evli ve bir kız babasıdır.

Yorum Sayıları: 3

  1. Bülent’cim, harika bir fotoğraf çalışması, nefis bir yazı… Canı gönülden kutlarım.

  2. Tebrikler, güzel bir çalışma, iyi fotoğraflar.
    Maşallah kaleminiz de gözünüz kadar kuvvetli !

  3. Bülent bey tebrik ediyorum. Taksiciler güzel bir çalışma alanı ve belgeci fotoğrafçılık adına da verimli bir hedef. Sadece fotoğraf çekmekle kalmayıp yanına yazı ile düşünce ve tecrübelerinizi de katmanız sizin imzanızı atmış çalışmaya.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Bir Mal Meydanı Hikayesi

Kars “Erken gitmen lazım” dedi. Otelin sorumlusu olarak her işe bakan genç adamın cevabı çok kısaydı.

Hayata Saygı Duymak

Çevre meselesi üzerine yediden yetmişi herkesin bir düşüncesi ve duruşu var. En temelde, yerlere çöp atmamak,

Bir Fotoğraftan

Yolda; Tek Başına İnce uzun, dört şeritli kısa, az kullanılmış patika ya da keskin virajlarla hepimiz

Amaç yolculuktur

(The Journey is Destination); Dan Eldon Fotoğrafçıların yaşam öykülerine ilişkin filmlere çok sık rastlanmıyor. “Bang Bang

Bir Fotoğraftan

Bunu Daha Önce de Yaşamıştık Bir daha, bir daha… Doymak bilmez ruhlarımız her gün aynı yollardan

Türkiye Fotoğraf Dünyası /4

(Önceki yazıya BURADAN ulaşabilirsiniz.) Hedefe konan sanatçılar için Devlet cephesinde bu gelişmeler olurken, Erdoğan karşı kutupta

Burası İstanbul Olmalı

İstanbul fotoğraflarının klişeleri vardır. Kubbeler, minareler, cami siluetleri, martılar, seyyar satıcılar, kediler, köpekler, varoşlar, çocuklar, Galata

Düşünmenin Kısır Döngüsü

Fotoğrafçı hangi teknik üstünlüğe sahip olursa olsun yaratıcılığını kurgulaması ve ortaya çıkarması düşünme yeteneğinin sınırsızlığına bağlıdır.

Türkiye Fotoğraf Dünyası /3

(Önceki yazıya BURADAN ulaşabilirsiniz.) İDGSA’da Fotoğraf Bölümü Fotoğraf bölümü 1978’de resmen açılmış ve Türkiye’nin ilk akademik