Bir arkadaşımın duyurusu üzerine ‘Sanatsız Millet Olur Mu?’ başlıklı bir kitaptan haberim oldu. Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayınlanan bu kitap Ahu Antmen tarafından derlenmişti ve Türkiye’de kültür ve sanatın 100 yıllık tarihini kapsamlı bir biçimde irdeleyen incelemeleri bir araya getiriyordu. Fotoğraf konusunda Orhan Cem Çetin’in değerlendirmeleri yer alıyordu. Kitabı hemen sipariş ettim.
Elime ulaşan bu kapsamlı kitapta şiirden denemeye, tiyatrodan sinemaya, mimarlıktan güzel sanatlara, halk müziğinden opera ve pop müziğe kadar farklı sanat alanlarındaki değişimler ve gelişmeler değerlendiriliyor. Orhan Cem Çetin’in (bundan sonra, kendisinin de kullandığı gibi OCÇ diyeceğim) fotoğraf alanındaki gelişmeleri özetleyen ‘Fotoğrafla Geçen 100 Yıl’ başlıklı yazısı da kitapta yer alıyor. Bu önemli bir şey. Ülkemizde fotoğraf alanında çok az yazı yazılıyor, mesela bir fotoğraf sergisinin değerlendirme yazısını bulmak neredeyse imkânsız. Bir fotoğraf etkinliği, birkaç yıl süren bir atölyenin internetteki paylaşımları, yayınlanan bir fotoğraf albümü, açılan bir sergi ve benzeri çalışmalar değerlendirilmeden kaybolup gidiyor, sevgili Ali Taptık Onagöre’de yayınlamazsa tabii. Bu nedenle Geniş Açı Dergisini giderek daha fazla özlemekteyiz. Ben bu yazıda OCÇ yazısının kısa bir özetini verip onun görmeden geçtiği birkaç konuyu da görünür kılmak istiyorum. Yazıda, ilk yıllar, tanıtım fotoğrafçılığı, sanat dünyası ve amatör eğitim, akademide fotoğraf, sektör, basın fotoğrafçılığı ve belgesel fotoğraf, galeriler ve sergi mekanları, yarışmalar, ve yayınlar alt başlıkları var.
OCÇ yazının başında fotoğraf alanında hatırı sayılır boyutta bir hafıza kaybı olduğundan bahsederek, yazısında kendi deneyimlerine de başvurarak kişilerden ziyade sanat alanında olup bitene öncelik verdiğini belirtiyor. Fotoğrafın Türkiye’ye girişiyle başlayıp Cumhuriyetin ilk yıllarındaki çalışmaları ve fotoğrafçıları tanıtıyor. Bunlar arasında, büyük taarruzun başladığı saatlerde çektiği Atatürk’ün simgeleşmiş fotoğrafıyla tanınan Etem Ten ve Esat Nedim Tengizman, Cemal Işıksel, Othmar Pferschy gibi fotoğrafçılar bulunuyor (Othmar’ın Türkiye macerası ilginç). OCÇ, çok doğru bir saptama ile Cumhuriyetin ilk yıllarındaki fotoğraf anlayışının ‘Türkiye güzellemesi’ haline döndüğünü ve bunun bir resmi estetik anlayışı haline geldiğini belirtiyor.

‘Fotoğraf mesleğinin en iyi olanaklarla ve en üst düzeyde icra edildiği alanın tanıtım (reklam) fotoğrafçılığı’ olduğunu, bunun ortaya çıkmasının reklam sektörünün çehre değiştirmesiyle 1980’lerde olgunlaştığını, Hürriyet Gazetesinin renkli ofset baskıya geçmesinin burada etkili olduğunu belirtiyor. Ünlü fotoğrafçıların reklam ve tanıtım fotoğrafçılığı alanında çalışmalarını manidar olarak değerlendiren OCÇ fotoğrafçı kimliğinin ve mesleğinin olgunlaşmadığı, koleksiyonerlerin fotoğrafa ilgi göstermediği ortamda fotoğrafçıların (isim belirterek) hayatta kalabilmek için tanıtım fotoğrafçılığı alanında çalışmak zorunda kaldıklarını, bu durumun bugün de geçerli olduğunu belirtiyor. Dijital uygulamaların gelişmesiyle birlikte video çekim ve kurgu işlemlerinin de tanıtım fotoğrafçılığının ayrılmaz parçası haline geldiği görülüyor.
Sanat dünyasının fotoğrafçılara mesafeli yaklaşımının nedenini, fotoğrafın akademiye girişinin fazlasıyla gecikmiş olmasına bağlayan OCÇ, basın fotoğrafçılığı ve amatör derneklerdeki beğeni kriterlerinin belgeleme, başarı, maharet ve güzellikten oluştuğu, sanat kuramından yeterince beslenilmediği için düşünsel değerlerin dikkate alınmadığını söyler.
Yazısının Sanat Dünyası bölümünde eserlerinde fotoğraf kullanan hatta eserini doğrudan fotoğrafla oluşturan ama fotoğrafçı kimliği, formasyonu ve birikimi taşımayan sanatçıların isimlerini veren OCÇ, bir kısmının bu fotoğrafları profesyonel fotoğrafçılara çektirdiğinden bahsedip kendisinin ilginç (komik) bir deneyimini de aktarıyor. Öte yandan fotoğrafçı kimliği ile tanınan ancak bunu aşan işler yapan Şinasi Barutçu, Teoman Madra, Şahin Kaygun, Ahmet Öner Gezgin, Sabit Karamani gibi sanatçılardan bahsediyor. Kendisini de fotoğrafçı kimliğini reddetmeden kavramsal işler üreten Ahmet Elhan, Murat Germen ve Tahir Ün arasında sayıyor.
AFSAD’ın 1978 Nisan ayında düzenlediği ‘Türkiye’de Fotoğraf Sanatının İşlevi’ toplantısından övgüyle bahseden OCÇ, konuşmacı isimlerini vererek bu etkinliği ‘belleksizliğin hakim olduğu bir kültür ortamında çok değerli bir çalışma’ olarak nitelendirir. Keşke burada 1980 öncesi fotoğraf ortamının da bir değerlendirmesi yer alsaydı yazıda. Toplum için fotoğraf anlayışı ile kurulmuş olan AFSAD fotoğrafı boş zaman değerlendirme aracı olmaktan çıkarıp ona toplumsal bir sorumluluk yükleme amacındaydı. Gerek proje konuları gerekse sergileme yöntemleri bu amaç doğrultusunda belirleniyordu. Sergi ve gösteriler meydanlara, sokaklara ve grev alanlarına yayılmıştı. Mesela, Selam Yaratana sergisi Ankara Belediyesi desteği ile Sakarya Caddesi’nde açılmıştı (Ekim 1978). Grev Sergisi DİSK’in MESS grevi sahalarını dolaştı. Nisan toplantısından sonra Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği bir toplantıya profesyonel fotoğrafçıların yanı sıra AFSAD ve İFSAK da çağrılmıştı. Bu tutum devlet tarafından amatör çabaların dikkate alındığı anlamına geliyordu. Toplantıyı yöneten Selçuk Bakkalbaşı, AFSAD’ın düzenlediği ‘Türkiye’de Fotoğraf Sanatının İşlevi’ toplantısının dernek etkinliklerinin önemini gösterdiğini belirtmişti. (Bu olumlu yaklaşım 12 Eylül 1980 darbesiyle sona erdi.) O günlerde AFSAD’ın fotoğraf değerlendirme anlayışı, OCÇ’in yazısında tanımladığı derneklerin beğeni kriterlerinden (belgeleme, başarı, maharet ve güzellik) epey farklıydı.


NAR Photos kolektifinin foto röportaj alanındaki işlerinden övgüyle bahseden OCÇ özellikle Yolda başlıklı arşiv sergisinin (Mayıs 2014’te İstanbul Modern’de açılmıştı) bir sanat müzesinde izlenime sunulmasını önemli bulduğunu belirtiyor.
Fotoğraf eğitiminin akademide oldukça geç yer almasına değinen OCÇ, eğitim veren hocaların çoğunun akademik geçmişe sahip olmayan ama fotoğrafçılık mesleğini yürüten kişiler olduğunu belirterek akademik formasyona sahip eğitmenlerin yetişmesinin zaman aldığını belirtiyor. Şurası bir gerçek ki kuruluşundan itibaren İFSAK, AFSAD gibi dernekler, varoluşlarının bir gereği olarak çalışmalarında fotoğraf eğitimine önemle yer vermişler (bu tabii ki dernekler için önemli bir gelir kaynağı idi), zaman içinde kapsamı geliştirerek ileri düzey kurslar da organize etmişlerdir.
Yazıda basın fotoğrafçılığı ve belgesel fotoğraf konusunda aydınlatıcı bilgiler özetlenmekte, bu alanda önde gelen fotoğrafçılar ve muhabirler hatırlatılmaktadır. Benzer şekilde galeriler ve sergi mekanları hakkında da ayrıntılı bilgiler verilmekte, Ara Güler Müzesi’nin önemi vurgulanmaktadır. Arşiv sergileri konusunda Tayfun Serttaş’ın çalışmalarıyla düzenlenen Stüdyo Osep sergisi ve Maryam Şahinyan arşivini kapsayan Foto Galatasaray sergisi ve kitabı belirtilmektedir.
Fotoğraf yarışmaları konusu da yazıda değerlendirilmektedir. Bunların düşük bedelle fotoğraf arşivi oluşturmakta kullanıldığı, estetik şablonlar ve ödül avcıları yarattığı ve fotoğrafı bir rekabet alanına dönüştürdüğü belirtilmektedir. Yazıdan, ilk fotomaraton yarışmasının OCÇ önerisiyle İFSAK tarafından 1992 yılında gerçekleştirildiğini de öğreniyoruz.
OCÇ yazısında süreli yayınlar konusunda Yeni Fotoğraf, REFO Fotoğraf Dergisi, İFSAK’ın Fotoğraf ve Sinema Bülteni, Geniş Açı Dergisi, İz Dergisi ve AFSAD’ın Kontrast Dergisi ve çevrimiçi dergilerden bahsetmektedir.
Orhan Cem Çetin’in Bahsetmedikleri
Ne yazık ki AFSAD’ın yayınladığı FOTOGRAF Dergisi OCÇ’in süreli yayınlar listesinde yer almıyor. 1978 yılında yayınlanmaya başlayan bu dergi gerek içerik gerekse biçim olarak tipik fotoğraf dergilerinden farklılık göstermekte ve AFSAD’ın savunmakta olduğu ‘fotoğrafın toplumsal işlevi’ anlayışını fotoğraflar ve yazılarla hayata geçirmeye çalışmaktaydı. Her sayısında fotoğraflı bir konu, teknik yazıların yanı sıra kuramsal yazılar, fotografçı tanıtımları yer alıyordu. On dört sayı yayınlanan dergi tirajı artmasına rağmen ekonomik nedenlerle (kağıt karaborsası ve baskı maliyetleri) 13.üncü sayısıyla yayınına son vermişti. Bu dergi üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlandığını da belirtelim. (Tez, OCÇ yazısının seçilmiş kaynaklar listesinde yer almaktadır). FOTOGRAF Dergisi, daha farklı bir içerik ve formatla Ocak 1984’ten itibaren tekrar yayına başlamış ve Kasım 1993’te 57.ci sayısıyla yayınına son vermişti.


Sürekli yayınlar konusunda İFSAK’ın Fotoğraf Sinema Dergisi’nin özellikle son 7 sayısını (sayı 145-151) zengin içerikleriyle değerlendirmek ve ayrı bir yere koymak gerekir.
Yücel Tunca tarafından 2009-2012 yılları arasında 8 sayı yayınlanan büyük boyutlu foto röportaj dergisi Fotoğraf Notları, güncel konuları belgeleyen işlerle kayda alınmalıdır. Berge Arabian, Gülnur Güner, Cemil Batur Gökçeer, Ahmet Şık, Lezgin Kani, Sami Solmaz, Erhan Arık, Hüsamettin Bahçe, Serra Akcan, Kerem Uzel gibi belgesel ve basın fotoğrafçılarının foto röportajları bu dergide yer almıştır.
Gene Yücel Tunca tarafından yayınlanan düşünce dergisi Fotoğrafsız’dan da bahsetmek gerekir. 2010 yılında yayına başlayan ve dört sayı yayınlanan dergide Belgesel Fotoğraf, Etik, Basın Fotoğrafçılığı konularında yazılar yayınlanmıştı.
OCÇ’in Türkiye’de fotoğrafın 100 yıllık süreci içinde görmediği bir etkinlik de Beşiktaş Uluslararası FOTOİSTANBUL festivalleridir. 2014 yılında başlayan 2017’ye kadar dört defa gerçekleştirilen, fotoğraf dünyasının tanınmış isimleriyle karşılaşmak fırsatını bulduğumuz, fotoğraf sergileri, panel ve söyleşiler, portfolyo değerlendirmeleri ve imza günleriyle zenginleşen bu etkinlikler oldukça büyük işleri kapsadığı gibi alternatif anlayışlara ve farklı deneyimlere de yer veriyordu. 200’den fazla sergi, 300’den fazla etkinlik gerçekleştirilmiş, yüzlerce konuk fotoğrafçı İstanbul’a gelmişti. Bunlar ülke fotoğrafçılarının ufuklarını açan ve görüşlerini zenginleştiren önemli etkinliklerdi.
Fotoğraf Vakfı da OCÇ’nin 100 yıllık süreç içinde görmediği bir kuruluş. Bunu biraz ayrıntılı açıklamak istiyorum çünkü gerek oluşumunda gerek aktif olduğu süreç içinde maddi manevi epey emeğim geçmişti. Fotoğraf Vakfı’nı önemli bir organizasyon olarak görmekteyim, bağımsız olarak çalıştığı dönemde de kayda değer etkinlikler yapmıştır. Bu bilgiler yazılmadığı sürece zaman içinde kayboluyor; şimdi internette arayınca devlet babanın vakfından başka kayıt bulamıyorsunuz. Bu sürece emek verenler hatırladıklarını, deneyimlerini bir araya getirseler de Fotoğraf Vakfı hakkında bir kitap mı oluştursak acaba, diye düşünüyorum.
Burada Vakıf hikayesini kısaca şöyle özetleyebilirim:
Ağustos 1999 Marmara depremi sonrasında deprem bölgesinde Dayanışma Gönüllüleri Derneği ve Enfants du Monde kuruluşunun katkılarıyla gerçekleştirilen, çocuklarla yapılan fotoğraf atölyeleri, fotoğrafta yeni bir örgütlenme ihtiyacı olduğu düşüncesini doğurmuştu. İlk çocuk fotoğraf atölyesinin sergisi olan “Depremden Sonra”, Ocak 2000-Mart 2002 tarihleri arasında yurt içinde 15 şehirde ve yurt dışında Japonya’da, Hollanda’da, Avusturya ve Almanya’da sergilenmiş, bir kitap ve web sitesi hazırlanmıştı. Çocuklarla yapılan bu çalışmalar Münih Maximillians Üniversitesi’nde iki tez için temel oluşturmuştu.

Yeni bir örgütlenme düşüncesinde olan Mehmet Kaçmaz, Özcan Yurdalan, Dora Günel, Yücel Tunca ve ben, uzun toplantılarda değişik kurumsal alternatifleri incelemiştik. Sonunda bir vakıf kurulması fikri (yurtdışı örnekleri de dikkate alınarak) herkese uygun gelmişti. Yurtdışındaki ‘Depremden Sonra’ sergilerden gelen bir miktar para da vakıf ana parası olarak kullanılacaktı. Bu fikrin fotoğrafçılar arasında paylaşılması için çağrı yaparak birkaç toplantı düzenledik, görüşler aldık, bu girişimin heyecanla karşılandığını gördük. Bunun üzerine vakıf senedi hazırlığına giriştik. Fotoğraf Vakfının kuruluş başvurusu 4 Haziran 2001 tarihinde yapıldı. Kurucular Dora Günel, Mehmet Kaçmaz ve Yücel Tunca idi. Bizler başvuru tarihinden itibaren Fotoğraf Vakfı Girişimi adıyla etkinlik ve çalışmalara başladık. Vakıf kuruluşu 26 Kasım 2004 tarihinde resmileşti.
Bu süreçte gerçekleştirilen Vakıf etkinlikleri kısaca şöyle özetlenebilir:
– Fotoğraf Vakfı ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin davetiyle Türkiye’ye gelen Amerikalı fotoğrafçı Ken Light Fotoğraf Vakfı’nda 4 günlük bir belgesel fotoğraf atölyesi gerçekleştirdi, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Diyarbakır ve İzmir’de konferanslar verdi. “Texas Death Row” ve “Appalachia” sergileri Fotoğraf Vakfı Galerisi’nde açıldı. (Mayıs-Haziran 2002) Vakfın bu ilk etkinliği oldukça geniş yankı bulmuştu.

– Magnum ajansı fotoğrafçısı Abbas 6 Kasım 2002 tarihinde Fotoğraf Vakfı’nda bir seminer verdi. Fotoğrafçının “İran Günlüğü” isimli gösterisini TURKCELL salonunda 6 Aralık 2002 tarihinde gerçekleştirdik.

– World Press Photo Vakfı tarafından altı ülkeyle aynı anda yürütülen genç basın fotografçılarına yönelik seminer çalışmaları, Türkiye’de Fotograf Vakfı koordinasyonu ile gerçekleştirildi. (Eylül 2002 – Kasım 2003) Onsekiz fotoğrafçının katıldığı çalışma sonunda Hollanda’da bir gezici sergi açılmış, Toplumsal Cinsiyet ve Çevre konulu iki albüm hazırlanmıştı. Bu seminer çalışmaları için eğitmen olarak gelen çok sayıda tanınmış fotoğrafçı ve eleştirmen (David Hurn, Maria Mann, Robert Pledge, Ziv Koren, Chab Toure) ile tanıştık. Fotoğraf yorumlama ve değerlendirme kriterleri katılımcıların ufkunu genişletmiştir.


– World Press Photo’nun “Retrospektif Sergisi” Eylül 2002’de, “2002 Basın Fotoğrafları” sergisi Mart 2003’te, “2003 Basın Fotoğrafları” sergisi Aralık 2003’te Fotoğraf Vakfı koordinasyonu ile İstanbul’da açıldı.
– Kasım 2003’te İngiliz Konsolosluğuna yönelik bombalı saldırıda Fotoğraf Vakfı merkezi büyük hasar gördü. Sonrasında düzenlenen ‘Fotoğraflarımızı Satıyoruz’ destek kampanyasında elde edilen gelirle yeni bir mekân kiralanıp restore edilmiş ve Mayıs 2004’ten itibaren çalışmalara devam edilmiştir.
– 2004-2006 yılları arasında Fotoğraf Vakfı galerisinde 3’ü yabancı olmak üzere 14 sergi düzenlenmiş, çocuklara ve yetişkinlere yönelik eğitim çalışmaları devam etmiştir.
– Fotoğraf Vakfı çocuklarla fotoğraf çalışmalarına önem vermiş onlarca fotoğraf atölyesi düzenlemiş ve sergilerini açmıştır. Ayrıca çocuklarla yaratıcı drama atölyeleri ve sergileri gerçekleştirilmiştir.

– Bu süre içinde Fotoğraf Vakfı iki fotoğraf albümü (İçkalpakçı Çıkmazı, Dora Günel, Kemal Cengizkan; Beyoğlu, 25 fotoğrafçıdan 25 kartpostal, albüm) ve üç kitap (Fotoğrafçı Olmak Üzerine, David Hurn; Çağımızın Tanıkları Anlatıyor, Ken Light; Çocuklarla Fotoğraf El Kitabı, Özcan Yurdalan) yayınlamıştır.
– Kasım 2006 tarihinden itibaren Fotoğraf Vakfı, İstanbul Uluslararası Fotoğraf Festivali (ULIS PHOTOFEST) organizasyonuna katılmıştır.
Benim Vakıf yönetiminde bulunduğum süre içindeki etkinlikler yukarıda özetlenmiştir. Bu süreç içerisinde fon arayışı için resmi kurumlarla bir bağlantı kurmadık, böyle bir ilişkiyi muhalif kimliğimize yakıştıramadık. Parasal sorunların aşılması için çözüm de üretemedik. Bu nedenlerle vakıf bir süre sonra bağımsız olarak ayakta kalabilme gücünü kaybetti. Benim yönetimden ayrılmamdan sonra 2006 yılında mekanını boşalttı ve Yücel Tunca’nın Galata Fotoğrafhanesi Fotoğraf Akademisi bünyesinde yer aldı. Toplumsal içerikli konuları kapsayan Belgesel Fotoğraf Günleri gibi festivallerin ve belgesel fotoğraf eğitimlerinin organizasyonları içinde göründü. Vakıf 2019 yılında kapandı.
Umarım ki ‘Fotoğrafla Geçen 100 Yıl’ yazısının yeni baskılarında burada bahsi geçen konular da kapsam içine alınır.
Yazısı ile bu konuları gündeme getirmeme fırsat sağlayan Orhan Cem Çetin’e teşekkür ederim.
Ekim 2026
(*) Cumhuriyet’in 100 Yılı, Sanatsız Millet Olur Mu?.., Derleyen Ahu Antmen, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Birinci Baskı, Haziran 2026
KEMAL CENGİZKAN
1950 Ankara doğumlu. İnşaat mühendisi.
Fotografa 1968 yılında başladı.
İlk kişisel sergisini 1977 yılında Ankara’da ‘Sanatsevenler Derneği’nde açtı; “İngiltere’den İnsan Görüntüleri”.
Aynı yıl Ankara Fotograf Sanatçıları Derneği’ne (AFSAD) katıldı. 1986 yılına kadar dernek yönetiminde bulundu, derneğin yayını olan Fotograf dergisinin hazırlanmasında, bütün sergi ve gösterilerde yer aldı.
Fotograf alanındaki hizmetleri nedeniyle FIAP tarafından ESFIAP unvanı verildi.
Dora Günel ile birlikte hazırladıkları İçkalpakçı Çıkmazı isimli sergi 2002 yılında ilk kez Samatya’da, adı geçen sokakta açıldı. Serginin, sosyolojik bir araştırmayı da içeren “İçkalpakçı Çıkmazı- Bir Sokağın Monografisi” isimli bir albümü yayınlandı. Sergi yurt içinde pek çok şehirde, yurt dışında Almanya ve Fransa’da izlenime sunulmuştur.
Kemal Cengizkan 2004 yılında kuruluşu gerçekleşen Fotograf Vakfı’nın kurucuları arasında yer almaktadır ve ilk başkanıdır. Vakıf 2019 yılına kadar çalışmalarını sürdürmüş, önemli sergiler, atölyeler ve etkinlikler düzenlemiştir.
Çalıştığı yol projesi nedeniyle bulunduğu Tacikistan’da çektiği fotoğrafları, “S’yomka / Pyanj Kıyısından Fotoğraflar” isimli albümde yayınladı. (2014) Aynı adı taşıyan fotoğraf sergisi Mersin, Diyarbakır ve Çanakkale’de açıldı.
Fotoğraf yaşamından seçtiği fotoğraflardan oluşan retrospektif fotoğraf albümü ‘Günlerle Gelen / Passing of Days’ Eylül 2023’te yayınlandı. Albümde İngiltere ve Kırgızistan fotoğrafları da ayrı bölümlerde yer aldı. Türkiye bölümünden seçilen 20 fotoğraf Ağustos 2024’te Seferihisar’da Club Resort Atlantis’te açıldı. Kırgızistan fotoğrafları ise ‘Kırgız Günleri’ başlığı altında Nisan 2026’da Urla’da, Haziran 2026’da Kuşadası’nda Kuakmer Kültür Merkezinde sergilendi.
İngiltere’de 1975 yılında çektiği fotoğraflardan yapılan bir seçki Cafe Royal Books tarafından “Manchester 1975” albümünde toplandı. Albüm 2023 yılında yayınlandı ve iki baskı yaptı.
Temmuz 2026 tarihinden itibaren ‘A5 Belgesel Projeler Dizisi’ başlığı altında fotoğraf albümleri yayınlamaya başladı.

Bize Ulaşın