Fotoğraf: ©Robert Capa / John Huston ve Colette Marchand / 1952

Ölülerin Fısıltıları

//

Bazı fotoğraflar vardır; kimin tarafından ve hangi yıl çekildiğini merak etmeden, fotoğraftaki kişilerin kim ve yerin neresi olduğunu bilmeden keser başucumuza koyarız, ya da çerçeveleyip duvara asarız. Bize o fotoğrafı diğerlerinden farklı gösteren neden ortadan kalkıncaya kadar, sanki ondan gizli bir ışık akar içimize.

Bu fotoğrafları bazen güzel bir kadının hüzünlü yüzü bazen arka planda yer alan bir yapı bazen yaptığı duygusal etki bazen de verdiği mesajdan dolayı arşivimize alırız. Elbette, bilinçaltımızın veya eğilimlerimizin bu seçme işinde büyük rolü vardır. Ama fotoğrafçılar bilirler ki -fotoğrafçı olmayanlar da bunu hissederler- fotoğrafta gizli özne gibi yer alan ışık, şiirsel bir hareket, çarpıcı bir atmosfer, en önemlisi de fotoğrafın içine tutsak edilen ânın gizemli dinamizmi, bu görüntünün diğerlerinden ayrı tutulmasının nedenidir.

Elimizde, yukarıda saydığımız özelliklerden birçoğunu yerine getiren bir fotoğraf var. Fotoğrafta pembe pötikareli gömleği, koyu renk kravatı, elinde sigarası ve kısık gözleriyle bir adam, yanındaki kadının omzuna elini atmış, bir şeyler anlatıyor. Fotoğraf yalnızca gözümüze değil, kulağımıza da sesleniyor. Dikkatli bir bakışla, söylenenleri anlamasak da fotoğraftaki fısıltıları duyabiliyoruz. Şimdilik mekânı aklımızda tutalım; Paris’in ünlü kafelerinden Les Deux Magots’dayız.

Fotoğraf okumamızı somut verilerin ışığında yaptığımızda, bulduklarımız; karşısında olduğumuz bu ânı daha da çarpıcı yapıyor: Yıl 1952. Ünlü fotoğrafçı Robert Capa, kısacık talihsiz yaşamına sığdırdığı savaşlar ve ölümsüz anlar arasında, sanatçıların fotoğraflarını da çekmeyi sürdürüyor. Steinbeck’i, Picasso’yu, Hemingway’i, Pasternak’ı en çarpıcı görüntüleriyle tarihe kazıyan Capa, Çin Hindi’nde mayına basıp ölmeden iki yıl önce John Huston ile başrol oyuncusu Colette Marchand’ı birlikte görüntülemiştir, bu şiir gibi fotoğrafta.

Sinemanın önemli senarist ve yönetmenlerinden John Huston, içinde Malta Şahini, Sierra Madre Hazineleri, Afrika Kraliçesi, Affedilmeyen, Uygunsuzlar, Iguana Geceleri, Zafere Kaçış, Yanardağ Altında, Prizzi’lerin Onuru, Ölüler gibi önemli filmlerin olduğu birçok filme imzasını atmıştır. Gördüğümüz bu samimi fotoğraf, ünlü yönetmenin Moulin Rouge filminin küçük bir molasında Paris’te kurulan sette çekilmiştir.

Moulin Rouge’da Paris’in bohem hayatı ünlü Fransız ressam Toulouse-Lautrec’in çevresinde gelişen olaylar ve onun ilginç yaşamı aracılığıyla anlatılmaktadır. Huston’ın özel teknikler kullanarak filmin atmosferine sağladığı renklerle ayrı bir anlatım diline kavuşan film, Paris’teki olaylı çekimleriyle de daima gündemde olmuştur. Film için 13.500 m2’lik alanın kapatılması, çekim günlerinde Paris’in o yakasındaki trafiğini arapsaçına döndürmüş ve bölgede oturanların yoğun protestosuna neden olmuştu. Çevrede yaşayanlar çekimleri engellemek için öyle yöntemlere başvurmuşlardı ki, yaptıkları gürültüler oyuncuların aralarındaki konuşmalarına bile engel olmuş, konuşmaların büyük bir çoğunluğu dublajla yeniden filme eklenmişti.

Filmde Toulouse-Lautrec’i yakın planlarda José Ferrer, uzak planlarda da gerçek bir cüce oynamıştı. Fotoğrafta Huston’ın elini tuttuğu balerin ve oyuncu Colette Marchand da bir fahişeyi canlandırmıştı. Yine aynı filmde, filmin önemli oyuncularından Suzanne Flon’u bir yemek sonrasında evine bırakan Huston, aynı apartmanda oturan kıskanç ve ruh hastası komşu tarafından sıkı bir dayak yemişti.

Aynı adamın yönetmene doğrulttuğu silah ateş alsaydı, Moulin Rouge, ustanın son filmi olacak ve gerçekten son filmi Ölüler gibi bitmiş halini izleyemeyecekti. Moulin Rouge’un çekimleri sırasında, filmi merak eden Picasso da küçük bir otelde “set açılı” bir oda tutmuş ve çekimleri gizli gizli izlemiş. Picasso’nun, sonradan arkadaşları arasında, Ferrer’in dizleri üzerinde nasıl cüce gibi yürüdüğünü taklit ettiği de sanat çevrelerinde anlatılırmış.

Ama Capa’nın fotoğrafında bunların hiçbiri gözükmüyor. Önemli olan arka planda ne olursa olsun, görünendir. Yine de bu anlayışı kırmak gerekir. İki insanın birbirine bakışının ardında yatan gizli düşünceler ve sözcüklerle ilerlediğini görüyoruz bu fotoğrafın. İşte bu yüzden çağımız, sinema ve fotoğrafın bulunuşundan sonra görüntünün taşıdığı veriler ve onlar üzerine yapılan yorumlarla hayat bulmuştur.

Her fotoğrafa bakma eylemi bir “yeniden okuma”dır. Burada bilgilerin, sezgilerin, birikimlerin, çağrışımların ve ruh hallerinin etkisinde farklı sonuçlar çıkarmak mümkündür. Değişmeyen şey ise objektifin karşısında gerçekleşen o “ân”ın gerçekliği ve geriye dönülmezliğidir. Fotoğrafta an, zaman denen koca elmadan alınan küçük bir ısırık gibidir. Yaşananı yeniden yaşatır, unutulanı hatırlatır.

Ben kendi adıma, hayat denen sonlu yolculukta, birgün her şeyi unutma ihtimalime karşın, heybeme bu tutku dolu fotoğrafın bana aktardığı fısıltıları ve sunduğu şiiri almayı talep ediyorum. Yolun kalan kısmına böylece devam edebilirim.

Fotoğraf: ©Robert Capa / John Huston ve Colette Marchand / 1952

1963 yılında İstanbul’da doğdu. M.S.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Lisans) 1985, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Yüksek Lisans) 2001 yılında bitirdi.

Farklı konularda yayınlanmış 15 kitabı bulunan Merih Akoğul, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde 30’un üzerinde fotoğraf sergisi açtı, grup sergilerine katıldı. Fotoğraf sanatı ve kuramı konularında çalışmalar yaptı. Seminer, sempozyum ve açıkoturumlara katıldı, bildiriler sundu, paneller yönetti, seçici kurullarda yer aldı. Reklam sektöründe yazar olarak çalıştı. Çeşitli özel kurumlarda eğitmenlik, özel radyolarda kültür, sanat ve caz programları, televizyon programlarında sanat danışmanlığı yaptı.

Edebiyat, fotoğraf kuramı, plastik sanatlar ve klasik ve caz müziği üzerine yazıları ve eleştirileri birçok gazete ve dergide yayınlanan Merih Akoğul, 2003 yılının yaz döneminde Avusturya Başbakanlık Sanat Dairesi tarafından verilen bursla çalışmalarını Viyana’da sürdürdü. Çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda yapıtları bulunan Akoğul, 30 yılı aşkın Türkiye’nin önemli üniversitelerinde (Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi) fotoğraf dersleri vermiş, 17 sergi ve festivalin küratörlüğünü, 30’a yakın kitabın da editörlüğünü yapmıştır. BUFSAD ve İFSAK onur üyesidir.

2012-2025 yılları arasında İstanbul Modern Müzesi, Fotoğraf Bölümü Danışma Kurulu üyesi olan Merih Akoğul, aynı zamanda da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitmenliğini sürdürüyor. 2010 yılından 2021yılına kadar Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi kitaplarının editörlüğünü yapan Akoğul, İFSAK Blog ve Gezgin Foto dergisinde köşe yazarlığını sürdürüyor. 2022 yılının TFSF ve 2024 yılının İFSAK Fotoğraf Ödülü sahibidir.

Yazıları Yeni Düşün, Medyavizyon, Marketing Türkiye, İFSAK Fotoğraf, Donna, Hürriyet Gösteri, Varlık, Stüdyo İmge, Sombahar, Poetika, Şiir Atı, Çalıntı, E, Konstantıniyye, Göçebe, Milliyet Sanat, Jazz, Geniş Açı, Fotoğraf, İFSAK Fotoğraf, Eikon, Hayalet Gemi, Amann, Yeni Günaydın, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Aktüel, Hürriyet, Radikal, Nstyle, Vizyon, Time Out İstanbul, Ebe Sobe, Ulusoy Travel, Biz, Home Style, Andante, İz, tr, Photo Digital, Eikon, İFSAK Blog, Gezgin Foto, Zamansız, İST dergilerinde yayınlandı.

Seçilmiş Kişisel Sergiler
2023 “Bir Başka Bursa”, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi, Bursa
2022 “Caz Zamanı” Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2016 “Montreal’de Bir Mevsim, Galeri Işık
2013 “Tenha Vakitler”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2011 “Kayıp Ruhlar”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2010 “İç İçe İstanbul”, Fototrek, İstanbul
2008 “Standards”, PG Art Gallery, İstanbul
2007 “Sanki”, İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul
2006 “Geçen Yaz Viyana’da”, Palais Porcia Kunst Raum, Viyana
“Siyah Beyaz Afyonkarahisar”, Fevzi Çakmak Sanat Galerisi, Afyonkarahisar
“Avusturya 2006”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2005 “Bit-ki”, PG Art Gallery, İstanbul
“Yolda”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2004 “Otuz Kuş”, PG Art Gallery, İstanbul
“Geçen Yaz Viyana’da”, Fotografevi, İstanbul
2003 “Güzergâh: Edebiyat”, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, İstanbul
2002 “Başarmak”, Fotografevi, İstanbul
2001 “Klasikler/Neo-klasikler”, Fotoğrafevi, İstanbul
“Aşkküre”, Bedri Rahmi Eyüboğlu Sanat Galerisi, İstanbul
1999 “Bronz Askerler”, Fotografevi, İstanbul
1998 “Dönüşümler”, Art Shop, İzmir
“Filim”, İMKB Sanat Galerisi, İstanbul

Yayınlar

2021 “Ağustos” (şiir)
2016 “Montreal’de Bir Mevsim (fotoğraf)
2014 “Gece/Şarkılar” (şiir)
2007 “Sanki” (fotoğraf)
2006 “Siyah Beyaz Afyonkarahisar” (fotoğraf)
2005 “Türk Fotografçıları Kütüphanesi 22/Merih Akoğul” (fotoğraf)
“Bit-ki” (fotoğraf)
“İkizim Söyledi Ben Yazdım” (deneme)
“Saklı Günlükler” (çocuk edebiyatı)
2004 “Geçen Yaz Viyana’da” (fotoğraf)
2002 “Başarmak” (fotoğraf)
2001 “Klasikler/Neo-Klasikler” (fotoğraf)
1999 “Klasikler” (fotoğraf)
1995 “Kuğunun Ölümü” (şiir)
1992 “Son Dokunuş” (şiir)

Küratörlükler

2024 “Benden Başka / Bir Otoportre Projesi / İfsak, İstanbul
2023 “Ozan Sağdıç: Fotoğrafçını Tanıklığı”, İstanbul Modern, İstanbul
2019 “Yolda” (Türkiye’de Gruplar), Fransız Kültür Merkezi, İstanbul
2019 “Fotoğrafın Doğası”, Artweeks Akaretler, Akaretler No:45, İstanbul
2018 “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı”, İstanbul Modern, İstanbul
2017 “Beni Bul” / Otoportreye Çağdaş Dokunuşlar, Akbank Sanat, İstanbul
2016 “Poz”, PG Art Gallery, İstanbul
2016 “İnsan İnsanı Çekermiş”, İstanbul Modern, İstanbul
2013 “Bir Zamanlar”, Fotografevi, İstanbul
2012 “Mekânın Doğası”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2012 2. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“İnsanlığın İzleri” (Sanat yönetmeni, şef küratör)
2012 “Gidilmemiş Zamanlar”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2011 1. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“Karşılaşmalar” (Sanat yönetmeni ve şef küratör)
2003 “İki Dünya Arasında” / İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul

Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi (Editörlük)

2021 Yusuf Tuvi
2020 Lütfi Özkök
2019 İbrahim Zaman
2018 Ergun Çağatay
2017 Yıldız Moran
2016 Ersin Alok
2015 İzzet Keribar
2014 Sabit Kalfagil
2013 Sami Güner
2012 Ozan Sağdıç
2010 Şakir Eczacıbaşı

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Neden fotoğraf çekiyoruz?

Ya “ben” dediğim şey, hiçbir zaman tek başına bir ben değilse? Sabah kalabalığında yürürken bunu düşündüm.…

Enstantane: B

Fotoğraf çekme arzusu bende güzel bir şey görmekle başlamadı; kaybolmak üzere olan bir şeyi görmekle başladı. Işık duvardan…

Soyut (Abstract) Fotoğrafçılık

– Görünmeyeni Görmek – Soyut fotoğrafçılık, geleneksel fotoğraf anlayışından farklı, büyüleyici bir sanatsal ifade biçimidir. Konuları,…

Hayat: Bir Tasarım

Kavram Olarak Zaman 200 yıl önce fotoğraf yoktu. Suret, sadece çizilirdi. Evrenin çizgilerden kurulu olduğu kabul…

Sağlık Evinin Son Işığı

Fotoğrafın Tanıklığı, Sağlığın Sessiz Kahramanları Bazı insanlar tarih kitaplarına girmez. Haklarında belgeseller çekilmez, isimleri hastanelere verilmez,…

Kanarya Adaları

Atlas Okyanusu üzerinde, İspanya’ya bağlı takımadalardan oluşan “Kanarya Adaları” doğu ve batı olarak iki ayrı başkenti…

Mars Mîra

2017 Temmuz’unda hayatımının en unutulmaz ve en acı deneyimini yaşadım. (Medeni) Avrupa’nın ortasındaki Bosna Savaşı’nın en…

Işık ve Renkle Resim Yapmak

Fotoğraflarımda huzurlu, sakin biraz da surreal bir atmosfer oluşturmayı çok seviyorum. Bunun için genellikle uzun pozlama…