Fotoğraf sanatçısı: Diane Arbus

Ucube Fotoğrafçısı: Diane Arbus

//

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Ahu İncekaralar https://www.instagram.com/ahuincekaralar_tarafından yayına hazırlanmıştır.

. . . . . . . . . . . .

Diane Arbus, toplumun görmek istemediği, “mecburen” yalnız kalan insanların çoğu zaman rahatsız edici portrelerini çekmesiyle tanınan, yirminci yüzyılın kendine özgü ve dönemini etkilemiş kadın belgesel fotoğrafçılarından biridir.

Zengin bir kürkçü dükkânı sahibi olan Gertrude Russek ve David Nemerov’un kızı olan Diane Arbus’un ağabeyi, şair ve eleştirmen Howard Nemerov’du. 18 yaşındayken, ailesinin mağazasında çalışan Allan Arbus ile evlendi (1969’da boşandılar). Ayrılık öncesine kadar eşiyle birlikte çalışan Diane, mağaza ve moda fotoğrafları çekip reklam broşürleri hazırladı. Ardından Harper’s Bazaar, Show, Esquire, Glamour, The New York Times ve Vogue için ticari moda fotoğrafları çekti.

Arbus 1950’li yıllardan itibaren kendi fotoğraf çalışmalarına ağırlık vermeye başladı. New York üzerine yoğunlaşıp, “karanlık dünyaları” olan insanların fotoğraflarını çekerek onları görünür kılmaya uğraştı. Fotoğrafta özneyi belirginleştiren kare formatı tekniğini kullanan Arbus, 1963 ve 1966’da “Amerikan Ayinleri, Görgü Kuralları ve Gelenekleri” başlıklı bir projeye katılmak için Guggenheim bursu aldı.

Çalışmaları, genellikle dünyayı “güzel” olarak tasvir eden sanattan çok uzaktı. Kişilerini ev, sokak, iş yeri, park gibi tanıdık ortamlarda fotoğraflayan Arbus, toplumun dışında yaşayan bireyler, çıplaklar, travestiler, cüceler, sirk sanatçıları, halk tarafından görselliği “çirkin” olarak nitelenen diğer “ucube” insanları ve engellileri fotoğraflarına özne olarak seçmiştir. Fotoğrafladığı kişilere özellikle ucube demiş ve onların görünür olmasını sağlayarak, görüntülerinden ötürü hissettikleri “farklı, anormal” algısının da değişmesine etki etmeye çalışmıştır. Bireylerin en büyük korkularından olan başlarına bir trajedinin gelmesi durumunu doğduğu andan itibaren yaşamış oldukları için bu kişileri kahraman olarak gördüğünü de sıklıkla söylemiştir. Gündelik yaşantının sürdüğü sıradan yerlerde “sıradan olmayan” kişilerin fotoğraflanması, izleyicide Arbus’un ucubelerini normalleştirerek onlara karşı bir sempati duyulmasına ve merak uyanmasına da neden olmuştur. Arbus neden fotoğraf çektiği sorulduğunda “Sanatın çok da gerekli bir şey olduğunu düşünmüyorum. Benim fotoğraf çekmemdeki sebep, bu insanları ben çekmezsem kimsenin onların yüzüne bakmayacak olması” diyerek cevaplamıştır. Kendi kimliklerini, doğdukları beden ya da içine doğdukları sosyo-ekonomik durum nedeniyle yaratan bu ötekileştirilmiş insanlar Arbus’u büyülemiştir. Hayatına kabul görmeyen bir görüntünün travmasıyla başlayan ve ölene kadar bununla yaşamak zorunda kalan insanların fotoğrafını çeken Arbus, fotoğrafını çekmek istediği bu insanları evlerine kadar takip etmiş, onlarla sohbet ederek arkadaşlık kurmuş ve bize “güzel” tanımlamamızı sorgulatacak fotoğraflar bırakmıştır. Fotoğraflarındaki özneler için  “daima fotoğrafın kendisinden daha önemli ve karmaşık”  demiştir. Fotoğrafa özne olan genel kabul görmüş konuları alışılmadık yönde çeşitlendirerek, fotoğrafçı ile özne arasındaki mesafe kurallarını ihlal etmesiyle tanınan Arbus, kişileriyle fotoğrafçı/özne ilişkisinin ötesinde dostça ilişkiler kurmuş, çalışmalarında az rastlanır bir psikolojik yoğunluğu bu sayede yakalayabilmiştir.

Fotoğrafın önceki dönemlerde “erdemli, güzel, kutsal” olanı gösterme çabası, Arbus’un fotoğraflarında “kendi gibi olanı” göstermeye dönüşmüştür. Bu dönüşüm elbette ki Arbus’un öznelerini, sosyal yelpazenin dışlanmış kesimleri arasından seçmesinin neticesidir. Kendisi gibi kalanların yüzlerindeki “kusurlu olmanın verdiği hüznü” fotoğraflayan Arbus, hepimize tanıdık gelen utanma duygusunun verdiği rahatsızlığı da nahifçe gözümüze sokmuştur.

Arbus’un fotoğraflarındaki kişiler, genel güzellik normlarının uzağına düşmesine rağmen, izleyicide rahatsızlık hissinin aksine, gözünü kaçırmadan bakmak gibi bir merak duygusu uyandırmıştır. Uyandırdığı bu merak duygusu ile sanatın işlevine dair şu soruları sormamızı sağlar Arbus: Sanat ilgimizi çekmek için güzel olanı yüceltmek ve estetik olanın ifade aracı olmak zorunda mıdır? Sanatsal bir üretime bakma isteğimiz, bundan aldığımız keyifle doğru orantılı mıdır? Günümüz toplumlarında sanat, sosyal medya ve diğer medya araçlarının çoğunlukla estetik olan ve güzel görüneni ön plana çıkarma odaklı olmasına, moda ve reklam sektörlerinin tüketim kültürünü şekillendirirken güzelliği ön planda tutarak başat rol oynamasına karşın Arbus, toplumun güzel ve estetik algılarını alt üst edebilecek fotoğraflar çekerek, “güzelin verdiği haz, estetik olanın yüceltilmesi, sanatın güzelin görünür kılınmasına dair işlevi” kavramlarının sorgulanmasına da öncülük eden isimlerden biri olmayı başarmıştır. Aslında insan doğasına ait olan ama az rastlanır olduğundan yüzleşilemeyen “insana dair aşırılıklar ve tuhaflıklarla” yüzleşme cesaretini göstermiş olmasıyla, zamanından bağımsızlaşarak izleyicilerini ve fotoğrafçıları etkilemeyi sürdürmektedir.

Diane Arbus, (1970-71)

Arbus’un fotoğrafladığı kişilerle ilişkileri de zaman zaman tartışmalı hale gelmiştir. Çıplak olarak fotoğrafladığı bir çiftin fotoğrafında Arbus, adamın üzerinde çıplak bir şekilde yer almaktadır. Bu belki de çıplakları fotoğraflarken her zaman çıplak kaldığının kanıtıydı, belki de çifti rahat ettirmek için kullandığı bir yoldu. Ya da sadece o an ve o çifte özel gelişmiş anlık bir refleksti. Tüm bunların gerçekliği hiçbir zaman bilinemeyecek olmasına rağmen, Arbus’u daima eleştirilen bir fotoğrafçı haline getirmiştir. Toplumun estetik normlarına muhalif bakış açısını bazı eleştirmenler, dikkat çekici derecede empatik görürken, bazıları ise dezavantajlı bireylerin yaşamlarına ağır, teşhir eden ve izinsiz bir bakış olarak görüp rahatsız edici bulmuşlardır. Arbus’un çalışmaları, dışlanmış grupları normalleştirmeye ve tüm insanların eşit düzeyde temsil edilmesinin önemini vurgulamaya yardımcı olmuşsa da biçimsel manipülasyon yoluyla izleyiciyi etkilediği yönünde tanımlandığı da olmuştur. Arbus’un fotoğraflarıyla ilgili bir başka eleştirinin odağını ise “etik” kurallar oluşturmuştur. Özel gereksinimli bireylerin muhtemelen rızasının alınamıyor oluşu, bu bireylerin savunucularının eleştirilerinin temel argümanını oluşturmuştur.

Arbus’un çalışmaları Kubrick’e de ilham kaynağı olmuştur. 1966 yılında çektiği “Identical Twins, Roselle, N.J.” adlı fotoğraftan ilham alan Kubrick, geçmiş yüzyılın en etkileyici gerilim filmleri arasında kabul edilen Shining (1980) filmindeki ikiz kız kardeşleri yaratmıştır.

Özdeş İkizler, Diane Arbus, 1967; Amerika Birleşik Devletleri

Hayatının son iki yılında, New Jersey, Vineland’da zihinsel engelliler için bir bakımevine girme izni almayı başaran Arbus, orada yaşayanları defalarca fotoğraflamıştır. 1969 yılında biten evliliğinin ardından uzun süre depresyonla mücadele etmiştir. 1971’de New York’da bulunan evinin banyosunda yüksek dozda uyku ilacı içerek bileklerini kesmiş ve intihar etmiştir.

1972’de New York Modern Sanat Müzesi’nde gerçekleştirilen büyük bir sergi kapsamında, fotoğraflarından oluşan bir koleksiyon yayımlanmıştır. Eserleri aynı yıl Venedik Bienali’nde sergilenmiş ve bu, Amerikalı bir fotoğrafçının bu şekilde onurlandırıldığı ilk örnek olmuştur. 2003 yılında, eserlerinden oluşan kapsamlı bir sergi, San Francisco Modern Sanat Müzesi’nde sergilenmiş ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’yı dolaşmıştır. Diane Arbus Revelations (2003) adlı kitap, yaklaşık 200 fotoğrafın yanı sıra mektup ve not defterlerinden alıntılar içermektedir. 2007 yılında Arbus’un mirası, fotoğraf ekipmanları, günlük sayfaları ve yaklaşık 7.500 rulo filmin negatifleri de dahil olmak üzere tüm arşivi New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’ne bağışlanmıştır.

Arbus’un fotoğrafları, Kanada Ontario Sanat Galerisi; Chicago Sanat Enstitüsü; Paris Ulusal Kütüphanesi; Winterthur Fotomuseum; Los Angeles J. Paul Getty Müzesi; New York Metropolitan Sanat Müzesi; Stockholm Moderna Museet; Los Angeles Çağdaş Sanat Müzesi; Boston Güzel Sanatlar Müzesi; New York Modern Sanat Müzesi; Paris Centre Pompidou Musée National d’Art Moderne; Tokyo Ulusal Modern Sanat Müzesi; Washington, DC Ulusal Sanat Galerisi; San Francisco Modern Sanat Müzesi; Washington, DC Smithsonian Amerikan Sanat Müzesi; Amsterdam Stedelijk Müzesi; Londra Tate Galerisi; ve New York Whitney Amerikan Sanat Müzesi gibi dünyanın dört bir yanındaki çok sayıda kurumun koleksiyonlarında bulunmaktadır.

KAYNAKÇA

1.    “Diane Arbus, vizyonu, yaşamı ve ölümü” Patricia Bosworth, The New York Times, 13 Mayıs 1984. Erişim tarihi: 10 Mayıs 2017.
1.     “İnceleme: Diane Arbus’un objektifinden Amerika ★★★★★” BBC News. 16 Şubat 2019. Erişim tarihi: 9 Mart 2019.
2.     Estrin, James (8 Mart 2018). “Diane Arbus Portrelerine ‘Bir Sır Hakkındaki Sır’ Adını Verdi”” The New York Times . Erişim tarihi: 16 Mart 2019.
3.     “Stanley Kubrick’in takıntılı asistanının anlatılmamış öyküsü” .2 Ekim 2017. Erişim tarihi: 11 Kasım 2022.
4.      O’Hagan, Sean (26 Temmuz 2011). “Diane Arbus: hümanist mi yoksa röntgenci mi?” . The Guardian . Erişim tarihi: 19 Kasım 2018 .
5.     Lehrer, Adam (6 Kasım 2018). “Diane Arbus’un ‘Başlıksız’ Eserleri, David Zwirner’in Sanatçının Mirasının Ortak Temsilcisi Olarak Statüsünü Başlatıyor” . Forbes.
6.     Segal, David.“Çifte Pozlama: Diane Arbus ile Yaşanan Bir An Kalıcı Bir İzlenim Yarattı”.The Washington Post, 12 Mayıs 2005. Erişim tarihi: 3 Şubat 2010.
7.     Greer, Germaine. “Diane Arbus ile Güreşmek” . The Guardian , 8 Ekim 2005. Erişim tarihi: 3 Şubat 2010.
8.     Kramer, Hilton (17 Haziran 1972). “Arbus Fotoğrafları, Venedik’te Gücü Gösteriyor”. The New York Times. Erişim tarihi: 1 Kasım 2018.

IFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu (Ezberbozan) olarak 2019 yılı Mart ayındaki kuruluşumuzdan bu yana, toplumsal cinsiyetin farklı temsillerini, fotoğraf ve sinema ile ilişkili olarak ele alan çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalarda hem fotoğraf üreten kadın ve LGBTIQ bireylerin görünürlüğünü destekliyor, hem de toplumsal cinsiyet alanında yürütülen çalışmaları görünür hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bir yandan alanında deneyimli danışmanlarla birlikte fotoğraf projeleri yürütürken bir yandan da toplumsal cinsiyetin farklı boyutlarını ele alan, fotoğraf ve sinemaya gönül verenler için tartışma alanları açmayı hedefleyen etkinlikler yapıyoruz.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Çizginin Tuhaf Tipleri

Çizmek var olmak demektir, çizebilmek ise özgürlük… Daha sözcükleri öğrenmeden, çizgilerle ifade etmeye çalışıyoruz kendimizi. Ve…

Yol Boyu İspanya

2024 yılı Ekim-Kasım aylarında Başkent Madrid’de başlayıp İspanya’nın Endülüs bölgesine de uğrayarak Akdeniz ve Atlas Okyanusu…

Görmenin Metafiziği Üzerine

Gerçek ve Güzel İnsan, yapısı gereği, tereddütlerinin izinde, görünenin ardındaki gerçeğin peşinden gider. Herkes kendini olduğundan…

Çok Gözlü Adam

Akan günler, sanayi devriminden iletişim çağına, bilimden sanata kadar farklı çizgiler üzerinden yaşamımızın değerlerini belirlemeye ve…

Foto Ütopya

Zaman, su gibi akıp geçer. Su ise zamansız yolcu; akar, gider. Önüne çıkan engelin yanından yöresinden…