Eleştiri’nin Kitabı Aramızda!

//

Sergi izlenim defterlerini (günümüz sanal ortamlarını) bilirsiniz. Dost, tanıdık beğenileri, övgüleri, defter sahibinin alışılmış beklentileri bir çeşit mahalle baskısı yaratır. Bir-iki sözcükle, keyfiniz yerindeyse cümleyle düşüncelerinizi yazmak istersiniz, çekinirsiniz. Oysa, etkinliğin teknik ve içerik yönünden yorumlanmasını çoğunluğun istediğini çok iyi bilirsiniz. Yine bilirsiniz ki, duygu ve düşüncelerin ifade edilmesi sanat ortamının, tartışma kültürümüzün niteliğini de artırır. 

Sunan (sanatçı) ile sunulan (izleyici) arasındaki ilişkinin yöntemlerini öğrenmek şimdi çok kolay. Çünkü, Eleştiri (Öğrenciler İçin Bir Rehber) isimli yeni kitabıyla Terry Barrett aramızda!

Her aşamada öğrenci olmaktan çekinmiyor, gördüğünüzden ne anladığınızı ifade etmek istiyorsanız kitapta hazır kalıplar, formüller sizi bekliyor. “İltifat, eleştiri, iltifat” bunlardan en yaygın kullanılacak olanı. Sergi defterleri, yorum köşeleri, geri bildirimlerde kullanılacak öteki kalıp örnekler ise şunlar: “…  gördüğümde …  düşündüm”, “…  gördüğümde…  hissettim”.  Eser sahibi iseniz işte kalıp: “Eserimin … ifade etmesini istiyorum (istedim).” 

Aklımızda taşıyacağımız basit kalıplar sayesinde noktalı yerlere eklenecek en az iki sözcük bile ifade gücümüzü geliştirebilir.

Kitabın beni en fazla etkileyen, hep gözleyip savunduğum önerisi ise “akran kritikleri”.

Yani, fotoğraf derneklerimizde yıllardır yapılan “Ayın Fotoğrafı” seçimleri gibi. Hem seçicinin, hem katılımcıların eşit, özgür bir ortamda kendilerini ifade etmeleri gibi, ya da sergi ortamlarında bir eser başında yapılan ayaküstü konuşmalar gibi… 

Sanat eleştirmeni yazarımızın önerileri üniversitelerde sanat öğrencileri ile yapılan atölye çalışmalarında olgunlaşmış. Bu nedenle daha da anlamlı. Öğrencilerin yaygın görüşleri ise insanı heyecanlandırıyor: “Sınıfta sessizlik istemiyorum”, “Sadece öğretmenin konuşmasındansa herkesin konuşması daha iyi.” Daha da ileri gitmek isterseniz kitaptaki şu öneriyi uygulayın: “Eserlerinizi çocuklara gösterin.”

Dernek ortamlarımızı sosyal ilişkilerin sınandığı, tartışma, katılım tecrübelerinin edinildiği yer olarak mı görüyorsunuz? İşte atölyeden çıkan sonuçlar:

Tartışmaya yeni katılanlara karşı daha iyi tutum sergileyin; grubun zamanına saygı gösterin; beden dilinizi, ses tonunuzu ve kelimelerinizi katılıma teşvik edecek şekilde, etkin biçimde kullanın.

Sonuçlardan bir tanesi var ki, aşırı gerilimli toplumsal yapımıza beklenmedik bir çözüm sanki: “Anlaşmazlıklar bazı durumlarda yararlı olabilir. Anlaşmazlıkları yatıştırmak yerine irdeleyin.”

Yazının tam burasında, destek amacıyla araya Byung Chul Han girmek zorunda. Çünkü, yazar “Sadece anlatısal gerilimler duygu üretir” derken, günümüz iletişim ortamına değinirken, ”Üzüntü, keder, yas gibi olumsuz duyguları yansıtacak her dil, her ifade yasaklı” diyor. “Yitirilmiş çatışmanın sonucunun  depresyon olduğunu” savunarak okuru şaşırtıyor. (Kapitalizm ve Ölüm Dürtüsü, 2021, İnka)

Bizim gibi tartışma bilmemezlik-istememezlik kaynaklı huzur beklentili ortamlarımızın ifade, yorum, eleştiri üretme yetersizliğine çözüm yolları aramalıyız artık.

Unutmadan ekleyeyim, kitabın sonunda sanatçı bildirileri, açıklamaları ve biyografilerinde işe yarayacak öneri ve örnekler de var.

24 yaşında 1974 yılında İFSAK’a üye oldu. Hemen arkasından on beş yıl kesintisiz aktif üyelik-yöneticilik yaptı. İFSAK’lı yıllarda kaleme aldığı yazıları Hayatımız Fotoğraf (2015) isimli kitapta topladı. Öteki kitapları; trafik kazalarının sanatçı duyarlılığının alanına girmesi çağrısıyla sunduğu Hayatımız Trafik (2014), Hayatımız Zonguldak (2014), Zonguldak Yazıları (2014)

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraflara Dair

Alaca HeyHeyler Kadın Atlası

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Zeynep Yılmazoğlu http://instagram.com/zeynepyilmazoglu tarafından hazırlanmıştır. . . . .…

Ne Olacak Arşivlerimizin Sonu?

İngiltere’nin Kuzey Doğusu’nda faaliyet gösteren Amber Fotoğraf ve Film Topluluğu’nun internet sayfasına uğradıkça heyecanlanıyorum. Bunun nedenlerinden…

Gün Biterken

Sıradan bir öğleden sonrasıydı. Fotoğraf makinemi alıp yola çıktım. Durak Gölyazı’ydı. Cennetten bir köşe diye bahsedilen…

Akan Zamanın Peşinde

Yaratım – ya da daha doğru sözcüğüyle, dönüşüm – sancılı bir süreçtir. Yapıtın oluşumu sırasında üreteni…