İFSAK 28. Kısa Film Festivali’nin Ardından

//

İFSAK 28. Kısa Film Festivali aylardır süren hazırlıklardan sonra rüzgâr gibi geçti. Geriye izlediğimiz filmlerin bizde bıraktığı duygular, düşünceler ve dostluklarla dolu anların hatırası kaldı. Sakınan göze çöp batar misali gösterimleri engelleyen durumlarla da karşılaşmadık değil. 8 Mart gösterileri nedeniyle polis yolları kapatınca, yıllarca salonunda gösterimler yapmak isteyip bu yıl aylar öncesinden anlaştığımız, Fransız Kültür Merkezi kapatıyoruz deyince son iki seansı yapamadık. Olsun dedik diğer günlerin programına ekledik. 9 Mart çarşamba günü bu kez kar engeline takıldık. Aylar süren hazırlıkların sonucu programın ertelenmesi mümkün olmuyor. Fransız Kültür Merkezi kapanıyorsa derneğimiz var dedik ve gösterimler İFSAK salonlarında gerçekleşti. En güzel anlardan birisi iki turistin; “Afişinizi bir kafede gördük, diğer salona gittik. Oradaki yer değişikliği yazısını gördük buraya geldik. Filmler burada değil mi?“ diyerek heyecanla İFSAK’a geldikleri andı.

Tüm yorgunluklar filmler izlendiğinde unutuluyor.

Ben bu yazımda sizleri öncelikle festivalimizin uluslararası bölümünden iki yönetmenle tanıştırmak istiyorum. Bunlardan biri Brezilyalı sanatçı Eduardo Mattos. Eduardo Brezilyalı ama Almanya-Berlin’de yaşıyor. Tıpkı Kavafis’in dizelerindeki gibi doğduğumuz şehir nasıl arkamızdan gelirse Eduardo Mattos da bu kısa filmini Brezilya’da çekmiş.

O da tıpkı bizler gibi şehrinin yani St.Paulo’nun değişiminden şikayetçi. Çünkü İstanbul’un çehresi nasıl değişiyorsa, St. Paulo da öyle değişmiş. Filminin ismi: Do You Like Poetry? yani Şiiri Sever Misiniz? Bu filme verilebilecek en akla gelmedik ama en anlamlı isim olmuş.

Büyükşehir hayatı deyince bunu en iyi anlayanlardan biri biz İstanbullular. Gökyüzünü delercesine yükselen binalar bahçeli evlerin yerini aldığından beri şehrimiz ne kadar değişti! İzleyicilerle yönetmenin sohbetinde bu yüzden herkes birbirini çok iyi anladı. Camla kaplanmış yüksek binaların arasına hapsolan şehirlerde insanlar da nefes almakta güçlük çekiyorlar. İşte tüm bu sıkışmışlığa çare belki de sanat. Filmde sanat anlamını şiirle buluyor.

Ocak 2020’de tam da pandemi öncesi çekilen filmde; kahramanımız Roberto kullandığı antidepresanlarla başka bir gerçeklik yaratıyor kendisine. Film burada gerçek üstü bir hale bürünüyor. Filmin izleyiciye sorduğu soru dünyayı olduğu gibi mi görmek istersiniz yoksa yaratılmış başka bir gerçeklikte mi yaşamak istersiniz? En başta ve sonda şiir kitabını satmaya çalışan kahramanın gösterdiği ise tüm bu değişime rağmen sanatla gün yüzüne çıkan naif duygular. Ne iyi ki bizi gerçekleri sorgulamaya iten filmlerle sinema da var, şiir de var, edebiyat da var.

Bu yılki festivalin bir diğer konuğu ise Yunanistan’dan Last Visit – Son Ziyaret isimli kısa filmin yönetmeni Spiros Alidakis’di. Last Visit’in hikâyesi oldukça kişisel ve yerel. Yönetmen Spiros Alidakis, filmini asistanlığını yaptığı Yunanistan’ın ünlü tiyatro yönetmeni Lefteris Voyatsiz’e bir veda olarak çekmiş. 2013 yılında vefat eden Lefteris Voyatsiz, çağdaş Yunan tiyatrosunun kilometre taşlarından biri.

Film adeta ölümü çağrıştıran sahnelerle başlayıp yıkıntı halindeki bir binanın içinde görüntülenen yüzleri örtülü insanlarla devam ediyor. René Magritte’in yüzleri beyaz bir örtüyle kapanmış insanlarını çağrıştıran bu sahnelerdeki insanlar ölümle birlikte yaşamı da simgeliyor.

Filmi renkleri açısından iki bölüme ayırmak mümkün. Oldukça karanlık ilerleyen ilk bölüm ve gün ışığında çekilmiş ikinci bölüm. Sanki ölüm ve yaşamı anlatır gibi. Lefteris Voyatsiz için önemli olan salıncak da bu ikinci bölümde yerini alan bir figür ama onu da yaşamın devinimi olarak okuyabiliriz. Bu oldukça öznel hikâyeye izleyicilerden gelen özgür ve ucu açık yorumlar yönetmen Spiros Alidakis’i oldukça memnun etti.

Diğerleri…

İranlı genç yönetmen Davoud Rangkhaneh, 28. İFSAK Kısa Film Festivali’nin bir diğer yabancı konuğu idi. Dünyada başka bir çok festivalde de gösterilen Nightclub filmiyle festivale katıldı. Nightclub – Gece Kulübü, İran’da gençlerin gece eğlenmek için dışarı çıktıklarında nereye gittikleriyle ilgili, yasaklar altında yaşamın nasıl devam ettiğiyle ilgili ilginç bir filmdi.

Bu yazımda anmak istediğim diğer filmler Romanya’dan. We Come One By One We Leave At One’s Time 1999 doğumlu yönetmen Mihnea Toma’nın belgeseli. Filmde geleneklerin yavaş yavaş yok olduğu bir dünyada kiliseyle yerel halk arasındaki ölülerin ardından ağıt yakmak üzerine yaşanan çelişki anlatılırken, Romanya’nın Romuli köyündeki yaşlı kadınların sesini de duymuş olduk. Bu kadınlar köydeki son ağıtçılar. Belgeselde bu kadınların ölümün ardından söyledikleri halk türkülerine de yer verilmiş.

Romanya’dan bir başka film ise ayrılmak üzere olan bir anne babanın çocuklarıyla ilişkileri üzerine. 2021 yapımı bu film Summer Planing, yönetmeni ise Alexandru Mironescu. Yirmi altı dakikalık kurmaca kısa film, Romanyalı genç bir çiftin modern hayattaki ilişkilerine değiniyor.  

Festival programında ayrıca Afganistan’dan Roya Film House ve onların düzenlediği bölgenin önemli festivallerinden Herat Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nden filmler de yer aldı. Bu filmlerde kamera Afganistan’da kadınlara çevrilmişti.

Bu yıl o kadar dolu bir programımız vardı ki, yazmaya oturunca ilk anda nereden başlayıp hangi filmleri yazacağıma karar veremedim ama sanırım bunlar en çok aklımda kalanlar. Ya da şimdilik diyelim.

1966 yılında İstanbul’da doğdum. Liseyi Kadıköy Anadolu Lisesi’nde okudum. Üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladım. Fotoğraf eğitimimi İFSAK’da aldım. 1998 yılında İFSAK Fotoğraf Ve Sinema Amatörleri Derneği’ne üye oldum. 1999-2003 yılları arasında İFSAK yönetim kurullarında etkinlik ve sinema birimi sorumlusu olarak görev aldım. 2008-2009 yılında İFSAK yönetim kurulunda başkan yardımcısı olarak yer aldım. İFSAK Fotoğraf ve Sinema dergisi yayın kurulu üyesi olarak dergide sinema ile ilgili yazılar yazdım. Sinema ve fotoğraf ile ilgili yazılarım Geniş Açı, Altyazı, Sinema Dergisi, Radikal, Dünya ve Birgün gazeteleri gibi çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlandı. Karma fotoğraf sergilerine katıldım. Bir Şehre Dokunmak ve İstanbul Gece Olunca Seni Affettim isimli iki dia gösterisi hazırladım. 2020 yılında Aşk Ağustosta Güzeldi isimli ilk romanım yayınlandı. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali’ni düzenleyen ekibin üyesiyim.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Filmlere Dair

Kuru Otlar Üstüne

Koza(1995) adlı kısa filmiyle başlayan Cannes film festivali ödül serüveni Kasaba(1998) ile Berlin Film Festivali’nde gelen…

Kim bu kuşlar…

Yanımızdan yöremizden değil, iliklerimizden geçen bir seçim yaşadık. Çocuklara çocuk olmayı, sanatçılara sanatçı olmayı, öğrencilere öğrenci…

Okul Tıraşı

Yolu okuldan geçen iyi sanat ürünlerinin çoğu yakıcıdır nedense. Hele çocuk gözünden anlatılırsa. Çocukların dünyasına bakarken…