Frig Vadisi’nin Sessiz Tanığı: Kümbet Köyü

///

Afyonkarahisar, Eskişehir, Kütahya ve Ankara il sınırlarına kadar uzanan Frig Vadisi’nin en önemli yerleşimlerinden biri olan Kümbet Köyü, Eskişehir–Afyonkarahisar kara yolundan yaklaşık 2 kilometre içeride, zamana meydan okuyan sakin bir Anadolu köyü.

Bu köye ikinci kez geliyorum. İlk ziyaretimi 2015 yılında, yürüttüğüm bir fotoğraf projesi kapsamında yapmıştım. O günlerde amacım, köyün tarihinden çok insanlarını tanımak, günlük yaşamlarına tanıklık etmekti. Dar sokaklarında dolaşmış, köylülerle sohbet etmiş ve onların yaşamlarını fotoğraflamıştım.

Bu kez geliş nedenim farklıydı. Ayazini ve Yazılıkaya’da gece fotoğrafları çekmek için bölgedeydim. Fakat Kümbet’e yeniden adım atınca, bu küçük köyün yalnızca doğal güzellikleriyle değil, binlerce yıllık tarihî mirasıyla da ne kadar etkileyici olduğunu bir kez daha fark ettim.

Nedenini tam olarak bilmiyorum; belki de uzun yıllardan beri yaz tatillerinde güneye giderken Frig Vadisi’nden defalarca geçmiş olmamdan kaynaklanıyor. Ama Frig Uygarlığı, bende her zaman ayrı bir merak uyandırdı. Bu nedenle bölgeyi her ziyaretimde yeni ayrıntılar keşfetmenin heyecanını yaşıyorum.

Frigler, Hitit Devleti’nin zayıfladığı dönemde, MÖ 9. yüzyılda Batı Anadolu’da güçlü bir krallık kurmuş ve yüzyıllar boyunca bu coğrafyada iz bırakmış bir uygarlık. Bugün Frig Vadisi’nde gezerken gördüğünüz kaya anıtları, mezarlar ve kutsal alanlar, o dönemin taşlara kazınmış sessiz tanıkları.

Bölgenin jeolojik yapısı da en az tarihi kadar etkileyici. Tüf ve ignimbirit gibi volkanik kayaçlardan oluşan vadide doğa, binlerce yıl boyunca rüzgâr ve yağmurun etkisiyle adeta bir açık hava müzesi oluşturmuş. Bu özellikleri sayesinde Frig Vadisi, jeopark olmaya aday bölgeler arasında gösteriliyor.

Yaklaşık 350 nüfuslu Kümbet Köyü, büyük ölçüde göç vermiş küçük bir Anadolu yerleşimi. Sessiz sokaklarında dolaşırken taş evler ve tarihî yapılar geçmişten bugüne uzanan bir hikâye anlatıyor.

Köyün en dikkat çekici yapılarından biri Solon’un Mezarı, diğer adıyla Aslanlı Mabet. Yarım Ağa Konağı’nın doğusunda, dev bir kaya kütlesine oyularak yapılmış bu anıt mezar ilk bakışta bile ziyaretçiyi etkiliyor.

Frig Dönemi’nde inşa edilen yapı, Roma Dönemi’nde de kullanılmaya devam etmiş. Üçgen alınlığının ortasında bir kalkan, iki yanında ise kartal kabartmaları yer alıyor. Mezar yazıtının bulunduğu bölümde ise büyük bir kraterin iki yanında birbirine bakan iki aslan kabartması bulunuyor. Yapı, adını kapı lentosundaki yazıtta geçen Solon isminden alırken, cephedeki etkileyici aslan figürleri nedeniyle halk arasında Aslanlı Mabet olarak tanınıyor.

Köyün bir diğer önemli yapısı ise Himmet Baba Türbesi. Gerçekte kime ait olduğu bilinmediği için Anonim Türbe adıyla da anılan bu eser, 13. yüzyıldan kalma bir Selçuklu yapısı.

Sekizgen planlı gövdesi ve tuğla külahıyla sade ama zarif bir mimariye sahip. Kapısındaki istiridye kabuğunu andıran niş ise yapıya ayrı bir estetik kazandırıyor.

Türbenin çevresindeki hazire de en az türbenin kendisi kadar ilgi çekici. Burada Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda mezar bulunuyor. Volkanik tüften yapılmış baş ve ayak şahideleri, yüzyıllardır bu topraklarda yaşamış insanların sessiz tanıkları gibi ziyaretçilerini karşılıyor.

Kümbet Köyü’nü gezerken insan, yalnızca tarihî eserleri görmüyor; aynı zamanda Anadolu’nun sakinliğini, taşın dile geldiği bir coğrafyanın ruhunu da hissediyor. Fotoğraf makinenizi elinize aldığınızda her köşe başında farklı bir ışık, her kaya yüzeyinde farklı bir hikâye, her sokakta geçmişten bugüne uzanan yeni bir iz karşınıza çıkıyor.

Frig Vadisi’nin en çok bilinen durakları arasında Ayazini ve Yazılıkaya öne çıksa da, Kümbet Köyü kesinlikle ihmal edilmemesi gereken yerlerden biri. Eğer yolunuz Frig Vadisi’ne düşerse, bu küçük köy için birkaç saatinizi ayırın. Eminim siz de benim gibi, ayrılırken aklınızda yalnızca fotoğraflar değil, taşlara kazınmış binlerce yıllık hikâyeler götüreceksiniz.

 

MEHMET NACİ DEMİRKOL

1961 yılında İstanbul’da doğan Mehmet Naci Demirkol, Kimya Mühendisidir. Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü mezunu olan Demirkol, 45 yılı aşkın süredir fotoğraf sanatının farklı alanlarında üretimlerini sürdürmektedir.

Fotoğraf yaşamı boyunca çok sayıda fotoğraf atölyesi, proje ve etkinlikte görev almış; eğitimler vermiş, eserleri çeşitli kitaplarda yayımlanmıştır. Ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarına katılarak çok sayıda ödül kazanmıştır.

İstanbul Tarihi Su Yolları Projesi kapsamında proje için üretim yapmasının dışında fotoğraf arşivinin oluşturulması ve proje kitabının hazırlanması çalışmalarında da görev almıştır.

Son yıllarda ağırlıklı olarak doğa, gastronomi (yemek) ve stüdyo fotoğrafçılığı üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. İFSAK ve FOTOGEN üyesi olan Demirkol, 2015 yılından bu yana FIAP tarafından verilen EFIAP unvanına sahiptir. 2023 yılından beri İFSAK Yönetim Kurulu’nda görev almaktadır.

 

 

1 Yorum

  1. sevgili Mehmet Naci,
    ne güzel söze dökmüşsün o tarih dolu, büyülü yerleri…
    yazını okurken tekrar oralarda geçirdiğimiz zamanları yaşadım…
    sağol varol.
    levent

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Ölülerin Fısıltıları

Bazı fotoğraflar vardır; kimin tarafından ve hangi yıl çekildiğini merak etmeden, fotoğraftaki kişilerin kim ve yerin…

Neden fotoğraf çekiyoruz?

Ya “ben” dediğim şey, hiçbir zaman tek başına bir ben değilse? Sabah kalabalığında yürürken bunu düşündüm.…

Enstantane: B

Fotoğraf çekme arzusu bende güzel bir şey görmekle başlamadı; kaybolmak üzere olan bir şeyi görmekle başladı. Işık duvardan…

Soyut (Abstract) Fotoğrafçılık

– Görünmeyeni Görmek – Soyut fotoğrafçılık, geleneksel fotoğraf anlayışından farklı, büyüleyici bir sanatsal ifade biçimidir. Konuları,…

Hayat: Bir Tasarım

Kavram Olarak Zaman 200 yıl önce fotoğraf yoktu. Suret, sadece çizilirdi. Evrenin çizgilerden kurulu olduğu kabul…

Sağlık Evinin Son Işığı

Fotoğrafın Tanıklığı, Sağlığın Sessiz Kahramanları Bazı insanlar tarih kitaplarına girmez. Haklarında belgeseller çekilmez, isimleri hastanelere verilmez,…

Kanarya Adaları

Atlas Okyanusu üzerinde, İspanya’ya bağlı takımadalardan oluşan “Kanarya Adaları” doğu ve batı olarak iki ayrı başkenti…

Mars Mîra

2017 Temmuz’unda hayatımının en unutulmaz ve en acı deneyimini yaşadım. (Medeni) Avrupa’nın ortasındaki Bosna Savaşı’nın en…

Işık ve Renkle Resim Yapmak

Fotoğraflarımda huzurlu, sakin biraz da surreal bir atmosfer oluşturmayı çok seviyorum. Bunun için genellikle uzun pozlama…