“Beni tekrar yollara çıkmaya ve başka yerlere bakmaya sevk eden şey fotoğraflama arzusudur.” 

Sebastião Salgado.

Doğanın, insanların ve değişimin öykücüsü.

Gördüğü her şeyi yorumlayan, aktardığı her anın içinde olan bir fotoğraf sanatçısı.

Salgado’nun “Toprağımdan Yeryüzüne” isimli kitabı Everest Yayınları tarafından Ahmet Ergenç’in çevirisiyle 2017 yılında yayınlanmış. 

Salgado bu kitapta fotoğraf ile ilgilenen herkes için kılavuz olabilecek hayatını büyük bir içtenlikle anlatıyor. Çocukluğundan başlayan yaşlanmasına kadar uzanan süreçte fotoğraf makinesiyle dolu hayatının basamaklarından onunla birlikte çıkmamıza olanak tanıyan sanatçı çevirmenin de katkısı ile bize son derece yalın bir dil sunuyor.  

“Eğer beklemeyi sevmiyorsanız fotoğrafçı olamazsınız.” 

Kitap, Salgado’nun bir kaplumbağayı nasıl fotoğrafladığını anlatmasıyla başlıyor. Bu anda gösterdiği sabrı okumak kitabın sonuna kadar ilgiyi diri tutmaya yetiyor. Ekonomi eğitimi alan fotoğrafçının hayatının devamında sahip olabileceği başarılı bir kariyerden vazgeçip tüm hayatını fotoğraf üzerine devam ettirme kararı aldığı bölümleri okurken cesaret doluyorsunuz. Bu zorlu geçiş dönemi de dahil olmak üzere hayatının tamamında eşi Leila’nın desteğinden sık sık söz ediyor. Mütevazi dili sizinle sohbet ettiği hissini uyandırıyor.  

“Bir hikaye anlatmanın tek yolu, aynı yere defalarca dönmektir; bu diyalektik sayesinde o hikayeyi geliştirirsiniz.” 

Hayatı boyunca 120’den fazla ülke gezen Salgado çektiği her fotoğrafta bir anlatıcı gibi gördüğümüzden çok daha fazlasını anlamamıza yardımcı oluyor. Kitabın devamında çıktığı yolculukları ve fotoğraflarında yer alan konuları nedenleriyle açıklıyor fotoğrafçı. Salgado fazlasıyla toplumsal bir sanatçı. Göçler, mülteciler, işçiler, maden işçileri, kabileler onun başlıca konuları. İnsana dokunurken bunu bir görev gibi değil fotoğrafa olan tutkusu ile yaptığını anlatıyor. Toplumsal eşitsizlikleri makinesi aracılığıyla okumamıza olanak tanıyor.  

“Çevresine tamamen uyum sağlayan fotoğrafçı beklenmedik bir şeye şahit olacağını bilir. Manzarayla o belli durumla hemhal olduğunda görüntünün yapısı nihayet gözlerinin önünde belirir. Ama bunu görebilmek için fotoğrafçının olup biten şeyin parçası olması gerekir.” 

Fotoğrafla geçen yılların ardından eşi Leila’nın önerisi ile Brezilya’da ailesinin kendilerine verdiği hasar görmüş araziyi ağaçlandırma fikri sanatçının doğaya dönüşün başlangıcı oluyor. Konular insandan doğaya dönerken kendisi de dijital fotoğrafa geçiyor. Kuzey Kutup Dairesi’nde Nenet kabilesini fotoğrafladığı sırada soğuk havanın kendisini ne kadar zorladığından bahsederken çekeceği fotoğraflara duyduğu tutku okuru ister istemez etkiliyor.

Kitabın başında da sonunda da Genesis projesinden bahsetmesi başlangıca geri dönüşün ipucunu yeniden veriyor. Salgado bu proje ile insanın kendisinden başka türlerin de kendice bir akla sahip olduğunu ve asıl meselenin bunu anlamak olduğunu öğrenmiş. Bu bakış açısı, Salgado fotoğraflarına dönüp yeniden bakmamıza ve aynı anları birden fazla kez görmemize sebep oluyor.  

“Fotoğraf benim dilimdir.” 

Sebastião Salgado, usta fotoğrafçılığının yanı sıra çok iyi bir anlatıcı. Onun hayat öyküsünü okurken sanatçının sağladığı akıcılık merak unsurunu hep diri tutuyor. “Toprağımdan Yeryüzüne” fotoğraf ile ilgilenen en azından fotoğraflara bakmayı seven herkesin mutlaka görmesi gereken bir kitap.  

********

Nurbanu Turan hakkında;   

1990 yılında Kocaeli’de dünyaya geldim. Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdim. 2015 yılından beri özel bir bankada çalışmaktayım. Kadın hareketi ve toplumsal cinsiyet alanlarında çeşitli sempozyumlarda sunumlar yaptım, yazılar yazdım. Şu anda çıkmayan bir edebiyat dergisinde Genel Yayın Yönetmenliği yaptım ve öyküler yazdım. 2013 yılından beri fotoğrafçılık ile ilgiliyim. Çeşitli fotoğraf gruplarıyla Türkiye’nin pek çok yerini gezme şansı buldum.   

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğrafın Tarihi

Türkiye Fotoğraf Dünyası /3

(Önceki yazıya BURADAN ulaşabilirsiniz.) İDGSA’da Fotoğraf Bölümü Fotoğraf bölümü 1978’de resmen açılmış ve Türkiye’nin ilk akademik…

Türkiye Fotoğraf Dünyası /1

(Türkiye fotoğraf dünyasının pek bilinmeyen ama katkıları mütevazi bir şekilde İFSAK’ın kurulması ve İDGSA / MSÜ’de…

Sıranın En Altındakiler

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu‘ndan Zeynep Yılmazoğlu tarafından artnews.com adresinden Türkçeleştirilmiştir. ****************** İsmini Duymadığımız…

Ren Hang’i Hatırlamak

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu‘ndan Tülin Safi tarafından hazırlanmıştır. ***************** Ren Hang, kısacık hayatından…

Tanımlara Sığmayan Sophie Calle

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu‘ndan Tülin Safi tarafından hazırlanmıştır. ***************** Sophie Calle Fransa’nın en…

Fototerapinin Öncüsü: Jo Spence

Fotoğraf  insanoğlunun deneyimlerini ifade etmek için kullandığı güçlü bir duygusal araç olagelmiştir. 19. yüzyılda fotoğrafın icadından…