İFSAK’ta 2022’nin bu son günlerinde çok önemli bir fotoğraf sergisi açıldı. Bu yazıyı yazdığım günlerde neredeyse bitmek üzere. Fotoğrafla derdi olanlara, kadın hakları mücadelesi yürütenlere özellikle öneririm. Fotoğrafçıyım, belgesel bir anlatım nasıl olur, sergi nasıl düzenlenmeli diye soruları olanlara cevap bu sergide diyebilirim.

İFSAK basın bülteninden kısaca özetlersem;
“Dünya Basın Fotoğrafı Vakfı/The World Press Photo Foundation, Hollanda Krallığı ve İstanbul ve Ankara şehirleri, Yılmazlık- Değişime ilham veren kadınların hikayelerini sunar. Bu özel sergide 2000 ile 2021 yılları arasında Dünya Basın Fotoğrafı Yarışmalarında ödüllendirilen; dünyadaki kadınların, kız çocuklarının ve toplulukların yılmazlıklarını ve yaşadıkları zorlukları vurgulayan bir dizi hikaye sergileniyor…”
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve adalet, uyumlu toplulukları desteklemekte kritik bir öneme sahip, temel bir insan hakkıdır. Fakat yine de dünya üzerinde kadınlar derinlemesine kökleşmiş eşitsizlikle karşılaşıyor; siyasi ve ekonomik rollerde yetersiz temsil ediliyorlar. 2021’de dünya genelinde kadınlar, 35.500 parlamento koltuğunun sadece %26.1’i, 3.400 bakanlığın sadece %22.6’sı ve de tüm yönetim pozisyonlarının %27’sini temsil ediyor. Kadına yönelik şiddet, ciddi bir küresel sağlık ve korunma sorunu olarak hüküm sürmektedir. Her üç kadından birinin, hayatlarında fiziksel veya cinsel tacize maruz kalacağı tahmin ediliyor.
Bu ortak sergi, Hollanda’nın kadın haklarına, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve adalete olan bağlılığını aktarıyor. 13 milletten 17 fotoğrafçı tarafından belgelenen farklı sesler; cinsiyetçilik, cinsiyete yönelik şiddet, üreme hakları ve fırsatlara eşit erişim konularında içgörüler sunuyor. Öykülerden oluşan seçki, kadınların ve toplumsal cinsiyet konularının 21. yüzyılda nasıl geliştiğini ve foto muhabirliğin bunları tasvir etme yollarındaki gelişimin keşfine çıkıyor.”

Evet sergi içeriği hakkında kısaca bilgiler böyle. Gelelim serginin sunumuna.
Sergi, mekana göre pratik ve enformasyona dayalı bir görsellik sunuyor. Özellikle belgesel fotoğraf çalışmalarında olması gereken tüm şartları veriyor. Hatırlayalım onların neler olduğunu;
Bir fotoğrafın belgesel olabilmesi için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:
1- Doğrudan çekilmiş olması (kolaj-montaj gibi üzerinde oynamalar olmaması)
2- Yer, zaman, kim gibi sorulara cevap verebiliyor olması (5 N 1K kuralı-NE / Konuyu verir, NEDEN / Amacı verir, NASIL / Yöntemi belirler, NEREDE /Mekan ve yer kavramları, NE ZAMAN / Süre – süreç kavramları, KİM / İlgili ve sorumlu kişileri belirler. Yani foto altı olarak olabilir)
3- Gerçeklik/Bağlam (İçerik-Biçim / kurgu)

Sosyal/ Toplumcu Belgesel nasıl olur? diye sorulabilir.
Konuya içerik öncelikli yaklaşmak, neden – sonuç ilişkisinin sorgulandığı ve fotoğraflarla bir hikaye anlatımıdır. Örneğin bir grev çalışmasıysa birkaç kare çekilip gidilebilir. Bu haber fotoğrafı olur. (Grevi olumlar ya da olumsuzlar.)
Ama toplumcu/ sosyal belgesel açıdan ele alınacaksa; grevin nedenlerini, gelişimini ve sonuçlanmasını gösterecek şekilde çalışılması. Fotoğrafçının grevdeki işçilerle yaşaması gerekir. Grevin başarı veya başarısızlıklarıyla sürecin fotoğraflanması demektir.
Geçmişte bolca örnekleri vardır. Depremler, toplumsal ayaklanmalar (Gezi Direnişleri, 15-16 Haziran 1970 işçi direnişi, Zonguldak eylemleri, Tekel direnişleri gibi…)
Konunun nesnel gerçekliğine bağlı kalarak, gerçekliği tahrif etmeden en etkili ve çarpıcı biçimde anlatmak diyebiliriz. Bu da yetmez, çalışılan konunun takip edilerek etkisinin görünür kılınmasına çalışılır. Bu durumda fotoğrafçının bir aktivist olarak toplumsal mücadelede yer almasını da gerektirir. Burada fotoğrafçının hayata bakışı olay ve olguları açıklaması yorumlayışı önemlidir.
“YILMAZLIK” sergisinde bunları buluyorsunuz. Özellikle kadın fotoğrafçıların bir ders niteliğindeki bu çalışmaları beni etkiledi. Biliyorum ki, izlediğinizde siz de etkileneceksiniz.
O halde buyrun sergiye…

Sonuç olarak;
Fotoğraf ne zaman kendini gösterir? Bence demlendikten sonra.
Nasıl demlenir?
Fotoğraf, önce bugünü okuyan ve gelecekle bağlantısını kuran, sonra bugün için sıradan olanı ayırt edebilen bir beyin ister. Sonra bu durumu görselliğin diliyle yani fotoğrafla yapabilecek bir göz ister. Sonra teknik becerilerle uğraşmak ister, en sonunda da arşivlenmek ister. Bu durum bir anlamda fotoğrafın demlenmesi olur. Zamanı gelince de paylaşılır. Tüm bunlar bilgi, yetenek, beceri ve sezgi ile başarılır. Sanatçı olmak da zaten bu durumu yaşamak/ yaşatmakla mümkündür.
Fotoğrafın demlenmesi bazen saniyeler içinde gerçekleşir bazen yıllarca sürer. Bu hayat ile fotoğraf arasındaki o güzel ilişkidir. Fotoğrafın başarılı ve amaca yönelik işlenmesidir.
“Genelde sanatın, özelde fotoğrafın yaşamdaki karşılığını Gezi direnişlerinde gördük / yaşadık. Direnişlerin ruhu sanatla vücut bulmuştur. Yıllardır korunaklı alanlarda halka ulaşamayan ya da halkın ulaşamadığı sanat, Gezi direnişleri boyunca özellikle gençliğin orantısız zekâsı ile kendini göstermiştir. (…) Sanat sokaktı ve sokak öğretiyordu…”
Derler ki; “Sanatçı geleceği gören insandır.” Sosyal/Toplumcu Belgesel Fotoğrafçı olmak, sanatla mesleğin bir arada olması demektir. Başarılı olmanın yolu yaşadığımız anı okumayı bilmekten geçiyor. Sonra ister sanat yap, ister başarılı bir haber ya da ne istersen…


Keşke diğer şehirlerde ve ilerdeki tarihlerde de sergilenebilse…
Bolca fotoğraflara yer vererek izleyemeyenlere sunalım istedim.
Sergi, 26 Kasım- 15 Aralık tarihleri arasında; İstanbul’da İFSAK’ta ve 25 Kasım -15 Aralık tarihleri arasında Ankara’da GaleriM’de görülebilir. Sergi Adresleri ve Tarihleri: İstanbul: 26 Kasım 2022 Perşembe - 15 Aralık 2022 İFSAK, İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. No:32/2 34433 Beyoğlu, İstanbul Ankara: 25 Kasım 2022 Çarşamba - 15 Aralık 2022 GaleriM Sanat Galerisi ARMADA AVM. 2. Bina Zemin Kat Dumlupınar Blv. No: 6 Beştepe Mahallesi Söğütözü, Ankara

Bize Ulaşın