Fotoğraf: Edward Steichen - Charlie Chaplin / New York, 1925

Bir Fotoğraftan

/

Işık, Gölgemiz ve Hüzünlerimiz

Yüzler, yüzleri gizler; bedenler birbirini gölgeler. Biz kimiz ve fotoğraflarda gözüken yanımız hangisidir? En basit anlamda, çekilen vesikalık fotoğrafımız bile fazlasıyla müdahaleye uğrayıp bizden uzaklaşmakta değil midir?

Bir eli çenemizdedir, diğer eliyle de başımızı sağa sola çevirir fotoğrafçı… Avucunda kafatasıyla o ünlü tiradını atmaya hazırlanan Hamlet -ya da onu oynayan aktör- gibidir. Işıklarda küçük düzeltmeler yapılır; her ne kadar stüdyodaki o iki ışık on senedir hiç kıpırdamadan öylece duruyor olsa da… Bakışımıza yön verilir ve dudaklarımızdaki ifade sipariş edilir; fotoğrafçı vizörden bir tanrı gibi bakmaktadır bizlere.

Birden her yer aydınlanır ve ardından da karanlık bir sesizlik kaplar her yanı. Yakınlarda bir yere yıldırım düştü sanırsınız. Gez, göz ve arpacık üst üste gelmiş, tarih içinde yolculuğuna başlayacak olan fotoğrafınız, gizli görüntü olarak negatifin üzerine düşmüş, kimyasallarıyla sevişmeyi beklemektedir. İşlem bitmiş ve vesikalığın tarihine geçmişsinizdir artık.

Stüdyodan büroya geçerken, fotoğraflardan kaç adet istediğiniz sorulur ve onları ne zaman alacağınız  sorulur. Avantajlı olan, fazla miktar seçeneğinin, farklı bir vurguyla altı çizilir. Bu durum, lokantada sipariş alırken “Bir buçuk yaptırayım mı?” diye soran garsonun yaklaşımıyla benzerlik göstermektedir. En son fiyat söylenip, ödeme biçimi belirtilirken, siz dağıtacağınız fotoğrafların yasını tutmaya çoktan başlamışsınızdır bile.

Belki de tuhaf bir ihmalkârlık ya da bilinçaltının tepkisiyle, paranın bir kısmını vermiş olduğunuz halde, o fotoğrafçıya bir daha hiç gitmeyeceksinizdir. Kim olursanız olun, doktora giden bir hasta gibi bir takım haklarınızın, fotoğrafçı tarafından sahiplenildiğine inanmışsınızdır. Kendi görüntüleri ile ilk kez karşılaşan ilkel insanların ruh haliyle fotoğraflarınıza bakarken, fotoğraftaki suretleriniz de yüzleriyle eşleşemeyen görüntülerin âleminde yolculuklarını sürdüreceklerdir.

Hepimiz onu Şarlo olarak tanıdık. Arkasında bizim gibi ölümlü bir insan olduğunu hiç düşünmedik. Sistemin yanında yer aldığımızda, yaptıkları bizi rahatsız edebilecek olan bu adam, onun yanında olduğumuzda ise serseri ruhumuzun gemi azıya almasını sağlamıştır. Neydi Şarlo’yu bir mit, filmlerini de unutulmaz kılan… Şarlo deyince; bıyığı ve kalın kaşlarının desteklediği, sözcüklerle anlatılamayan tuhaf bir yüz ifadesi, melon bir şapka, papyon, dar frak ceket, bol pantalon, baston ve koca ayakkabılardan oluşmuş bir tiplemeyle buluşuyordu bakışlarımız.

Sinemanın siyah-beyaz günleriydi. Filmin arada çıkan yazılarında, izleyiciler aydınlatılırdı. O günlerde dünya, kısa/kesik/hızlı hareketlerle, arka arkaya gelen fotoğraflar gibi algılanırdı. Başlangıçta sinemanın o günkü kare tekniğinden kaynaklanan bu durum, ileri dönemlerde bu yapıda filmler izlediğimizde, bize hep Şarlo filmlerini anımsatmıştı. Tüm bu özellikler bir araya getirildiğinde Şarlo, adeta bir çizgi roman kahramanı gibi yaşamımızın içine girmişti. Ama unutulmaması gereken, Şarlo’nun aktör Charlie Chaplin’in bir uzantısı olmasıydı. O görünümün arkasında, kendine ait hikayesi, dünya görüşü ve yükselme hırsı olan genç bir adam vardı.

Chaplin’in, ünlü fotoğrafçı Edward Steichen’la olan randevusu 1925 yılına, yani onun 36 yaşının baharına rastlar. Amerikan fotoğraf sanatının öncüsü kabul edilen Steichen, yüksek estetik değerleriyle fotoğrafçıların idolüdür. Chaplin, tam da o yıl “Altına Hücum” etmiştir. “Şehir Işıkları” henüz üzerine doğmamıştır, “Modern Zamanlar”a gelinmemiştir ve Şarlo daha “Diktatör” olmamıştır. Dünya, iki savaş arasında sancılı bir geçiş dönemi yaşamaktadır. Chaplin, Steichen’in fotoğrafının nesnesi olmaya hazırdır.

Steichen, 1. Dünya Savaşı sırasında Amerikan Hava Kuvvetleri için başarılı savaş fotoğrafları çekerek, İzlenimcilik’ten Gerçekçilik’e doğru bir kayma gösterdi. Daha ileri yıllarda ise New York’taki stüdyosunda Vogue ve Vanity Fair gibi moda dergileri için fotoğraflar çekti. Modern Sanat Müzesi’nin fotoğraf yöneticiliğini yürüttü ve dünyanın birçok yerinden toplayıp seçtiği fotoğraflarla bütün zamanların en iyi sergilerinden biri olan “İnsanlık Ailesi” sergisini de gerçekleştirdi.

Steichen, müdahalesini yapmış, Chaplin’in fotoğrafını bir sahne düzeni içinde çekmiştir. Arkaya düşecek gölge için, ince, uzun beyaz bir fon kullanmış; ön alttan kuvvetli bir ışık vermiştir. Chaplin’in elinde şapka ve baston olmasına rağmen Şarlo karakteri ile hiçbir ilgisi yoktur. Chaplin, keyifle gülmekte, fondaki gölgesinin varlığından da müthiş bir keyif duymaktadır.

İki ustanın karşılaşması, tarihin tozlu sayfalarında bir kış güneşi gibi sonsuza dek parlayacak olağanüstü bir fotoğrafın çıkışına kaynaklık etmektedir. Bu fotoğrafı gördükten sonra, sirklerde yıllardır ayaklarının dibindeki kısa gölgeleriyle birer hüzün yumağı gibi dolaşan palyaçoların yüzlerine rahatlıkla bakabiliriz artık. Maskelerimizin ardında onlardan biri olmanın dayanılmaz hafifliğiyle.

Not: Bu yazı daha önce E Aylık Edebiyat ve Kültür Dergisi’nde yayınlanmıştır.

1963 yılında İstanbul’da doğdu. M.S.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Lisans) 1985, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Yüksek Lisans) 2001 yılında bitirdi.

Farklı konularda yayınlanmış 15 kitabı bulunan Merih Akoğul, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde 30’un üzerinde fotoğraf sergisi açtı, grup sergilerine katıldı. Fotoğraf sanatı ve kuramı konularında çalışmalar yaptı. Seminer, sempozyum ve açıkoturumlara katıldı, bildiriler sundu, paneller yönetti, seçici kurullarda yer aldı. Reklam sektöründe yazar olarak çalıştı. Çeşitli özel kurumlarda eğitmenlik, özel radyolarda kültür ve sanat programları, televizyon programlarında sanat danışmanlığı yaptı.

Edebiyat, fotoğraf kuramı, plastik sanatlar ve müzik üzerine yazıları ve eleştirileri birçok gazete ve dergide yayınlanan Merih Akoğul, 2003 yılının yaz döneminde Avusturya Başkanlık Sanat Dairesi tarafından verilen bursla çalışmalarını Viyana’da sürdürdü. Çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda yapıtları bulunan Akoğul, 27 yıldır Türkiye’nin önemli üniversitelerinde (Marmara Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi) fotoğraf dersleri vermiştir.

İstanbul Modern Müzesi Fotoğraf Bölümü Danışma Kurulu üyesi olan Merih Akoğul, aynı zamanda da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitmenliğini sürdürüyor. 2010 yılından 2021yılına kadar Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi kitaplarının editörlüğünü yaptı. İFSAK Blog ve Gezgin Foto dergisinde köşe yazarlığını sürdürüyor.

Seçilmiş Kişisel Sergiler

2022 “Caz Zamanı” Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2016 “Montreal’de Bir Mevsim, Galeri Işık
2013 “Tenha Vakitler”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2011 “Kayıp Ruhlar”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2010 “İç İçe İstanbul”, Fototrek, İstanbul
2008 “Standards”, PG Art Gallery, İstanbul
2007 “Sanki”, Leica Gallery, İstanbul
2006 “Geçen Yaz Viyana’da”, Palais Porcia Kunst Raum, Viyana
“Siyah Beyaz Afyonkarahisar”, Fevzi Çakmak Sanat Galerisi, Afyonkarahisar
“Avusturya 2006”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2005 “Bit-ki”, PG Art Gallery, İstanbul
“Yolda”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2004 “Otuz Kuş”, PG Art Gallery, İstanbul
“Geçen Yaz Viyana’da”, Fotografevi, İstanbul
2003 “Güzergâh: Edebiyat”, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, İstanbul
2002 “Başarmak”, Fotografevi, İstanbul
2001 “Klasikler/Neo-klasikler”, Fotoğrafevi, İstanbul
“Aşkküre”, Bedri Rahmi Eyüboğlu Sanat Galerisi, İstanbul
1999 “Bronz Askerler”, Fotografevi, İstanbul
1998 “Dönüşümler”, Art Shop, İzmir
“Filim”, İMKB Sanat Galerisi, İstanbul

Yayınlar

2021 “Ağustos” (şiir)
2016 “Montreal’de Bir Mevsim (fotoğraf)
2014 “Gece / Şarkılar” (şiir)
2007 “Sanki” (fotoğraf)
2006 “Siyah Beyaz Afyonkarahisar” (fotoğraf)
2005 “Türk Fotografçıları Kütüphanesi 22/Merih Akoğul” (fotoğraf)
“Bit-ki” (fotoğraf)
“İkizim Söyledi Ben Yazdım” (deneme)
“Saklı Günlükler” (çocuk edebiyatı)
2004 “Geçen Yaz Viyana’da” (fotoğraf)
2002 “Başarmak” (fotoğraf)
2001 “Klasikler/Neo-Klasikler” (fotoğraf)
1999 “Klasikler” (fotoğraf)
1995 “Kuğunun Ölümü” (şiir)
1992 “Son Dokunuş” (şiir)

Küratörlükler

2019 “Yolda” (Türkiye’de Gruplar), Fransız Kültür Merkezi, İstanbul
2019 “Fotoğrafın Doğası”, Artweeks Akaretler, Akaretler No:45, İstanbul
2018 “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı”, İstanbul Modern, İstanbul
2017 “Beni Bul” / Otoportreye Çağdaş Dokunuşlar, Akbank Sanat, İstanbul
2016 “Poz”, PG Art Gallery, İstanbul
2016 “İnsan İnsanı Çekermiş”, İstanbul Modern, İstanbul
2013 “Bir Zamanlar”, Fotografevi, İstanbul
2012 “Mekânın Doğası”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2012 2. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“İnsanlığın İzleri” (Sanat yönetmeni, şef küratör)
2012 “Gidilmemiş Zamanlar”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2011 1. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“Karşılaşmalar” (Sanat yönetmeni ve şef küratör)

Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi (Editörlük)

2021 Yusuf Tuvi
2020 Lütfi Özkök
2019 İbrahim Zaman
2018 Ergun Çağatay
2017 Yıldız Moran
2016 Ersin Alok
2015 İzzet Keribar
2014 Sabit Kalfagil
2013 Sami Güner
2012 Ozan Sağdıç
2010 Şakir Eczacıbaşı

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Gerçeküstü Bir Buluşma

Yabangülü hırsızı Sade, gönülçelen Marki Sevdadan eli kırmızı Şair, yazar, ressam, oyuncu ve film yönetmeni Jean…

Alaca HeyHeyler Kadın Atlası

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Zeynep Yılmazoğlu http://instagram.com/zeynepyilmazoglu tarafından hazırlanmıştır. . . . .…

Kapalı Çağrı: KREATİF Dijital Dergi

Üyelerimizin gönderdiği KREATİF temalı fotoğraflardan oluşan dijital dergimiz yayında. Neden “KAPALI ÇAĞRI” İFSAK, kurulduğu günden beri üyelerine olduğu…