Türkiye Fotoğraf Dünyası /2

/

1975 Türkiye’de Fotoğraf Alanında Kıpırdamalar

Tarih 1975 olmuş Türkiye’de hala bırakın Fotoğraf endüstrisini Fotoğraf eğitimi veren resmi/akademik bir kurum yok.  Fotoğraf meraklısı olan insanların kurduğu İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) var. O da 1962 yılında kurulabilmiş. Fotoğraf dünyayı sarmışken Türkiye’deki durum bu. Neredeyse 2000’li yıllara kadar başta Ara Güler olmak üzere 3-5 fotoğrafçının ancak uluslararası fotoğraf dünyasında tanınması bundandır. (Yazının ilerleyen bölümlerinde 2000’li yıllara ve bugünlere de geleceğiz tabii.)

Nihayet 1975’te UESYO ‘da ( Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu) fotoğraf dersleri başlıyor.

1975’te Beşiktaş’ta bulunan UESYO’da okul müdürü Namık Bayık’ın girişimleriyle Grafik Sanatlar Bölümü’nün tamamlayıcı dersi olarak Fotoğraf Dersi müfretada konur. Cafer Türkmen hocalığa başlar. UESYO 1976’da İDGSA’ya bağlanınca okul müdürlüğüne Gevher Bozkurt getirilir. Sınıf mevcutları artar. Bunun üzerine Tunç Tüfekçi ve Erdal Küpeli’de fotoğraf dersi hocası olurlar. UESYO 1978’de kapatılarak öğrenci ve akademik kadro İDGSA’ya (İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi) aktarılır.

Osmanlı döneminde (1870 lerde) Mühendishanelerde başlayan ilk fotoğraf derslerini saymazsak, Cumhuriyetin inşaa süreci ve Türkiye’de akademik anlamda lisans düzeyinde ilk fotoğraf bölümü 1978’de İDGSA Yüksek Dekoratif Sanatlar Bölümü, Fotoğraf Enstitüsü olarak başlamıştır.

Başlangıcını en azından dersler bazında ele alırsak, geçmiş zorlanırsa 1934’de Afiş Atölyesinde ders olarak, 1975’de UESYO’da grafik bölümünde ders olarak okutulduğunu görüyoruz. Dünya fotoğraf tarihiyle karşılaştırırsak oldukça geride olduğumuz anlaşılmaktadır.

(Bu bölümü daha geniş olarak Cafer hoca’dan devam edeceğim ama bir ara verip ülkenin 1970’li yıllardaki halini bir özetleyelim.)

Sosyal gelişmeler , ekonomik gelişmeleri geçerse

1961 anayasasının görece sağladığı özgürlük ve ifade özgürlüğü çalışma hayatında ve sanat alanındaki yansıması iktidar erkini ve o erki elinde tutmaya çalışan burjuvazinin önlemler ve sistemlerini koruma ihtiyaçlarını doğurmuştur. İşçi sınıfı bilinci yükselmeye başlamış. Sendikalar haklarını geliştirmeye başlamışlar. 1976’da ilk kitlesel 1 Mayıs kutlanmış. Sanatın bütün dallarında toplumsal içerikli üretimler çoğalmış, Hatta geçenlerde hayatını kaybeden Fatma Girik, Tarık Akan, Fikret Hakan ve halkın yakından tanıdığı sevdiği oyuncular, şarkıcılar, ressamlar velhasıl fotoğrafçılar toplumsal sorumluluk ve halkla birlikte alanlarda sokaklarda ve mitinglerde yer almaktadırlar. Örgütlü toplum ve kolektif dayanışma kültürü gelişmeye başlamıştır. 1 Mayıs 1977’de ise katliam yaşanmış, Yetmemiş KahramanMaraş, Çorum katliamları yaşanarak 12 eylül’ün önü açılmıştır. Öncesinde 12 Mart 1971 Askeri Darbesi’nin “Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, darbenin gerekçesi olarak şöyle bir değerlendirme yapmıştı:

Türkiye’de sosyal gelişme ekonomik gelişmeyi geçti.” … Bu değerlendirmeye uygun olarak da, 1961 Anayasası’ndaki özgürlüklerin budanması yoluna gidildi. O dönemdeki budama yetmeyince, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile özgürlüklerin budanmasına devam edildi.1

Bu çalkantılı döneme biraz yakından bakalım.

Devlet desteksiz fotoğraf kendi varoluş mücadelesini vermektedir. Bu dönemlere iki kurum damgasını vurmuştur. İFSAK ve AFSAD fotoğrafın gelişmesinde mihenk taşları olmuşlardır.

Toplumsal hayattaki gelişmeler sanatçı ve aydınları sorumluluk üstlenmeye yönlendirmiştir.

İFSAK

Yukarılarda İFSAK’tan bahsetmiş olsam da kendi sitelerinden alıntılayarak devam edeyim;

“1959’da kurulan İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği), temel amacı ülkemizde fotoğraf ve sinema sanatının öğrenilmesini, yaygınlaşmasını ve gelişmesini sağlamak, fotoğraf ve sinema çalışanları arasında yakınlaşma ve dayanışma oluşturmak, kültür ve sanat ortamını geliştirmek olan, kar amacı gütmeyen, 60 yıllık bir sivil toplum kuruluşudur.

Aralarında ülkemizin önde gelen fotoğraf sanatçılarının da yer aldığı 1000’i aşkın üyesiyle İFSAK, kurulduğu günden bu yana Türkiye’de fotoğraf ve sinemanın yaygınlaşması ve üretiminin artması, yeni fotoğraf ve sinema sanatçılarının yetişmesi, fotoğraf ve sinemanın gereken saygınlığı kazanması için çaba göstermektedir…” 2

Özetle İFSAK İstanbul’da fotoğraf okulu misyonunu ilk üstlenen kurum olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

AFSAD

AFSAD, fotoğraf sanatının yaygınlaştırılması, fotoğraf sanatçıları arasında dayanışma ve işbirliğinin geliştirilmesi, fotoğrafta; teknolojik gelişmelerin takibi, fotoğrafa etkisi, felsefe, etik, estetik gibi kuramsal tartışmaların yapılacağı bir ortam yaratmak amacıyla 1977 yılında kurulmuştur. Sinan Çetin, Kemal Cengizkan, Ercan Öztürk, Özcan Yurdalan, Alparslan Aydın, Bülent Demirel, Sevim İpekçi (Cengizkan), Celal Ertem, Aydın Ener, Cüneyt Ayral derneğin yönetim kurulunu oluşturur.”  AFSAD’dan devam edelim. “…AFSAD’ın da kurulduğu o yıllarda Türkiye’de karmaşa düzeni egemen; yaşam koşulları da oldukça zorludur; yine de, AFSAD’ta işler inançla, özveriyle, coşkuyla yürütülür. Dernek çatısı altında fotoğrafa gönül verenler, bir yandan AFSAD’ın toplumsal ve kültürel duruşunu tartışır, öte yandan, derneğin varlığını sürdürmesi için tüm olumsuzluklara rağmen çalışır. AFSAD’ın kendi sitesinden alıntılıyayım.

1978 AFSAD için verimli bir yıl olur

“AFSAD Fotoğraf Sempozyumları’na öncülük edecek ilk toplantı ‘Türkiye’de Fotoğraf Sanatının İşlevi’ adıyla gerçekleştirilir. Aynı yıl FOTOGRAF dergisini yayımlanmaya başlar AFSAD. FOTOGRAF, 1993 yılına dek kesintilerle yayın hayatını sürdürür. Son olarak, ilk fotoğraf sergisi gerçekleştirilir. Selam Yaratana adlı bu gezici çadır sergisi halkın ve sanatseverlerin beğenisine sunulur. Sanatı sergi salonlarından çıkarıp, geniş halk kitlelerine ulaştırmak gibi farklı bir anlayışı daha 1978’de ilke edinen AFSAD, sokak sergilerini zaman zaman yeniden düzenlemeyi hala sürdürüyor.

İlk yıllarda, fotoğraf seminerlerine katılanlara, teksir makinesiyle çoğaltılarak dağıtılan ders notları, FOTOGRAF adlı bir kitap halinde AFSAD tarafından 1988 yılında yayımlanır. Üyemiz Tanju Akdeniz’in imzasını taşıyan bu ilk Türkçe kaynak sayısal teknolojinin yaygınlaşmasına kadar ülkemizdeki tüm derneklerin temel eğitim kaynağı olarak kullanılır…”3

Toplumsal Sorunlar ve Fotoğraf

1970-80’li yıllarda AFSAD politik yapısıyla dikkat çeker. Nerde grev eylem varsa AFSAD oradadır. (Bu yılları Özcan Yurdalan hem söyleşi hem de yazılarında detaylıca anlatmaktadır.) O yılları özetlediğimizde sanat dallarının tümü neredeyse sınıf mücadelesinde yer almaktadır. Yine bu yıllarda kültürel alan demokrat, sol ve sosyalist sanatçıların ağırlığını mizahtan, edebiyata, resimden, heykele, sinemaya ve tabii ki fotoğraf alanında görülür. Özellikle felsefe ve kuramsal alanda çeviriler ve çalışmalar toplumsal bilincin gelişmesinde etkili olmuştur. 

1980 darbesi öncesi ve sonrasındaki 1990’lı yıllara kadar ‘kültür ve sanat’ alanında devlet destekli veya desteksiz muhafazakar, sağcı ve milliyetçi cephenin görünürlüğü/etkinliği çok zayıftı. Aksine, Sanatçılara, aydınlara ve sergilere yönelik saldırı ve kampanyalarda kendilerini gösteriyorlardı. Evet o yıllar 1980 Darbesiyle kesintiye uğrar. Kültür sanat alanında mücadele eden birçok aydın sanatçı bilim insanı yargılanır, tutuklanır. “Barış Davası” ilk akla gelenlerden olur.

1970’lerden bugünlere Türkiye Fotoğraf dünyasının yaşadığı sansür ve baskı olgusunu Yücel Tunca’nın 2016 yılında BİANET’ için kaleme aldığı araştırma yazısından incelemenizi öneririm.4 – 5

Ayrıca 1970’li yıllarda özellikle AFSAD ve fotoğraf ilişkisini daha detaylı olarak Gülbin Özdamar Akarçay’ın Kontrast Dergisi’nde (32. Sayı) “Türkiye’de 1970’li Yıllarda Fotoğraf ve AFSAD’ın Kuruluşu” çalışmasını incelemelerini de öneririm. (8)

Bu yazı dizi halinde yayınlanmaktadır. 19 Eylül 2022 de Bir sonraki bölümünü okuyabilirsiniz.

Bir önceki yazı için :Türkiye Fotoğraf Dünyası /1

(Not: Bu yazı dizi halinde Evrensel Gazetesinde Ocak 2022 tarihinde yayınlanmıştır.)

Dip Notlar:

  1. Tamer Müftüoğlu , Dünya Gazetesi
  2. İFSAK , Tarihçe
  3. AFSAD , Hakkımızda
  4. Yücel Tunca , Bianet
  5. Yücel Tunca , Bianet, Sansür tarihi 2000 ler
  6. Gülbin Özdamar Akarçay , Kontrast Dergi – Sayı 32

1963 Samsun/Bafra doğumlu.
1988 yılında Mimar Sinan Üniversitesi GSF Fotoğraf Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldu.
1985-1991 yıllarında İBB Şehir Tiyatroları'nda sahne fotoğrafçılığı yaptı.
1991-2008 yıllarında reklam fotoğrafçılığı yaptı.
2008-2014 yıllarında Evrensel Gazetesi'nde foto muhabiri ve köşe yazarlığı yaptı. Halen “Kadraj” köşesinde fotoğrafın sanat ve hayatla ilişkileri konusunda güncel yazılar yazmaktadır. Ayrıca değişik dergi ve mecralarda fotoğraf üzerine yazılar yazmaktadır.
2014 yılında Evrensel Gazetesi'nden emekli oldu.
Ulusal ve uluslar arası bir çok karma sergilere katıldı. Kişisel sergiler açtı.
2015 yılı AFP'nin (Agence France-Presse / Fransa Fotoğraf Ajansı) “En İyi Basın Fotoğrafları" seçkisinde yer aldı, Atlanta’da yapılan Dünya Basın Fotoğrafları Yarışması'nda ikinci oldu.
2006 yılından beri Yeditepe Üniversitesi’nde Grafik Sanatlar Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak fotoğraf dersleri vermekte ve Fotoğraf Eğitmenliği yapmaktadır.
Söyleşi ve Sunumlar;
1-Bilim ve Sanatın fotoğrafla ilişkisi
2-80’lerde fotoğraf
3-İzler ve Sözler (Sennur Sezer in fotoğraflarıma yaptığı yorumlar)
4- Sovyetler'de fotoğraf (1917 Sovyet Ekim devriminin 100. Yılı dolayısıyla...(2017))
5- Anonimlik ve Fotoğraf

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Düşünmenin Kısır Döngüsü

Fotoğrafçı hangi teknik üstünlüğe sahip olursa olsun yaratıcılığını kurgulaması ve ortaya çıkarması düşünme yeteneğinin sınırsızlığına bağlıdır.

Türkiye Fotoğraf Dünyası /3

İDGSA’da Fotoğraf Bölümü Fotoğraf bölümü 1978’de resmen açılmış ve Türkiye’nin ilk akademik eğitim veren kurumu hayata

Giderek Eksiliyorduk

Kim derdi ki bir gün, bir Coca Cola şişesiyle Marilyn Monroe’nun kaderi ya da Elvis Presley

oksimoron ve görsel kültür

foucault’ın üç temel sorusuyla başbaşa kalıp biraz düşünelim: ‘’gören mi iktidardır, görülmeyen mi, yoksa görülmeden gören

Viyana’da Kahve Keyfi

Dünyanın klasik batı müziği başkenti olarak Viyana desek hata yapmış olmayız. Her mevsim ve her gün

Ara Güler ile Bir Gün

Telefonum çaldığında sıradan bir güne bildik duygularla uyanmıştım. Ekranda ismi gördüğümde heyecanlanmıştım ama pek de umutlu

Değiniler

İnsan Nasıl Fotoğrafçı Oldu? İnsanın yeryüzünde sahneye çıkışı evrenin varoluşundan hayli zaman sonradır. İnsan, bitkilere ve

Dipnot*: Edouard Boubat

Boubat’ın deyimiyle, Tekniğin batağına saplanmadan , rastgele!…  Fotoğraf Sanatı  Bir büyük ustanın tüm deneyimi ve pratik

Varoluşun Sınırlarında

Sartre öldü. İmza: Tanrı 1980 yılıydı ve bizim kuşak, bu başlığı birçok gazete ve dergide gördüğünde