Fotoğraf: ©Henri Cartier-Bresson / J.R.Oppenheimer / 1958

Anlar ve temel parçacıklar

//

Çoğunlukla; ortaya atılan her yeni kavramın, bir öncekiyle ilişkisi ele alınarak tanımlaması yapılır. Başka bir deyişle, belirli bir silsile içinde yer alan öncül-ardıl bağlantısı, anlam düzleminin oluşması ve kavramın yaşam bulabilmesi için kaçınılmazdır. Bu yüzden geçmişte, hakkında hiçbir şey bilinmeyen atom bombası da daima dedikoduların hammaddesi olmuş ve kulaktan kulağa yayılarak efsaneye dönüşmüştür. Amerika ile Rusya; uzay savaşlarından önce en çok atom bombası konusunda karşı karşıya gelmişlerdi.

6 Ağustos 1945 günü, Japon göklerini karartmaya ant içmiş Amerika; o günkü partide “Japon açılışı” yapmaya karar vermiş ve ünlü bombardıman uçağının terkisine aldığı atom bombası ile ile Nagasaki üzerinde “şah-mat” yapmıştır. Prototip bomba önce New Mexico’da denenmiş ve 20 gün sonra, çok daha güçlüsü, dağların ardındaki çekik gözlü insanların yaşamına ışık hızıyla girmiştir. Bilanço; 200 bin ölü ve radyasyondan etkilenmiş yaralı ve sakatlardan oluşan yüz binlerce insandır.

Julius Robert Oppenheimer, dünyanın biçimlenmesinde ve yeni anlamlar kazanmasında önemli rol üstlenmiş bir bilim adamıdır. Amerika’da atom fiziği denince akla gelen ilk isim olan Oppenheimer, bugün tüm dünyanın tanıdığı ve Fransa’da milli değer (ya da ulusal kahraman) olarak koruma altına alınan Henri Cartier-Bresson tarafından 1958 yılında, bir “ara zaman”da saptanmıştır.

Oppenheimer’ın Amerika’da Harvard Üniversitesi ile başlayan, İngiltere’de Cambridge’te ünlü Cavendish Laboratuvarı ve hemen ardından da Göttingen Üniversitesi’nin sınırları içinde devam eden parlak bir eğitim kariyeri oldu. Bombaya giden yolda, birçok bilim adamının adının duyulmasını sağlayan, birçoğunun da bunalıma girmesine neden olan “atom ve temel parçacıklar” konusunda giderek derinleşen çalışmalarıyla Oppenheimer, geleceğin atom fizikçilerinin yetişmesinde de büyük pay sahibidir.

Oppenheimer, uğruna çalıştığı Amerika gibi bir ülkenin tuhaflıklarından payına düşeni de almıştı. 1943-45 yılları arasında atom bombasının oluşturulmasında büyük rolü olan bu önemli fizikçi; çeşitli nedenlerle ülkesinin ulusal güvenliğini tehlikeye soktuğu savıyla 1953 yılında görevinden alndı. Ülkenin fizik kurmayı, aniden sakıncalı piyadeye dönüştürülmüştü. Bu olay, bilim dünyasında şaşkınlıkla karşılandı.

Oppenheimer’ın Hitlerin iktidara gelmesiyle, Nazilere karşı duruşu; İspanya İçsavaşında Cumhuriyetçiler’den yana tavır alması, komünistlerle olan yakınlığı (Ama Stalin’i de Sovyetler Birliği’nde bilim adamlarına yaptığı baskılardan dolayı reddetmiştir.) ve en önemlisi de Atom Enerjisi Kurulu’ndaki danışmanlığı sırasında hidrojen bombasına karşı çıkması nedeniyle hakkında kovuşturma açıldı. Üç hafta boyunca sorgulandı; vatana ihanetten aklandı ama danışmanlık görevinden alındı. Ne de olsa Amerika; “kullan-at” modelinin en önemli uygulayıcısıydı ve bu, bilim insanları için de geçerliydi.

Bu arada Oppenheimer, “Bilim ve Sağduyu” ile “Özgür Düşünce” isimlerini taşıyan iki kitap yazdı. Bu kitaplarda bilim ve toplum ilişkilerini başarıyla özetlemesi ve biçemindeki tat ile yeni -okuyucu- kitlesi tarafından coşkuyla karşılandı. Amerika, Oppenheimer’e olan borcunu yaklaşık on yıl sonra ödedi. 1963 yılında, Atom Enerjisi Kurulu’nun büyük ödülü kendisine verildi. Fakat yine de aldığı en büyük ödül yalnızca ülkesinde değil, tüm dünyada bilim, düşünce, insanlık ve ahlak adına verdiği savaşlarla bir ikon haline gelmesi ve destek görmesiydi.

Fotoğraf geçmişi geleceğe taşıyarak ve adeta anıların sağlamasını yaparak, bilim ile metafizik arasında yaşamımıza yeni bir bakış açısı sağlar. Bizler Oppenheimer’i, Cartier-Bresson’un gizlice çekilmiş izlenimi veren fotoğrafında olduğu gibi, elinde piposu, masasında otururken, biraz dalgın-düşünceli ve üzerine parçacıklar halinde vuran ışıklarla hatırlayacağız. Zaman geçecek, fotoğraflar, dondurdukları o olağanüstü anlarla devriye görevlerini sonsuza dek yerine getirecekler.

Bundan sonra her yıl, Hiroşima ve Nagasaki’deki anma törenlerinde gözlerden akan yaşlar, New York’un ünlü İkiz Kuleler’inin ardında bıraktığı boşluğa düşmeye devam edecek. Ve Japonlar, ellerinde fotoğraf makineleri ve yüzlerinde deşifre edilemeyen bir ifade ile anılarla dolu göğe tereddüt içinde tekrar tekrar bakacaklar.

Julius Robert Oppenheimer, yalnızca bir bilim insanıydı ve bilimin insanlığın hizmetinde kullanılmasını herkesten çok istiyordu.

Fotoğraf: ©Henri Cartier-Bresson / J.R.Oppenheimer / 1958

1963 yılında İstanbul’da doğdu. M.S.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Lisans) 1985, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Yüksek Lisans) 2001 yılında bitirdi.

Farklı konularda yayınlanmış 15 kitabı bulunan Merih Akoğul, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde 30’un üzerinde fotoğraf sergisi açtı, grup sergilerine katıldı. Fotoğraf sanatı ve kuramı konularında çalışmalar yaptı. Seminer, sempozyum ve açıkoturumlara katıldı, bildiriler sundu, paneller yönetti, seçici kurullarda yer aldı. Reklam sektöründe yazar olarak çalıştı. Çeşitli özel kurumlarda eğitmenlik, özel radyolarda kültür, sanat ve caz programları, televizyon programlarında sanat danışmanlığı yaptı.

Edebiyat, fotoğraf kuramı, plastik sanatlar ve klasik ve caz müziği üzerine yazıları ve eleştirileri birçok gazete ve dergide yayınlanan Merih Akoğul, 2003 yılının yaz döneminde Avusturya Başbakanlık Sanat Dairesi tarafından verilen bursla çalışmalarını Viyana’da sürdürdü. Çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda yapıtları bulunan Akoğul, 30 yılı aşkın Türkiye’nin önemli üniversitelerinde (Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi) fotoğraf dersleri vermiş, 17 sergi ve festivalin küratörlüğünü, 30’a yakın kitabın da editörlüğünü yapmıştır. BUFSAD ve İFSAK onur üyesidir.

2012-2025 yılları arasında İstanbul Modern Müzesi, Fotoğraf Bölümü Danışma Kurulu üyesi olan Merih Akoğul, aynı zamanda da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitmenliğini sürdürüyor. 2010 yılından 2021yılına kadar Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi kitaplarının editörlüğünü yapan Akoğul, İFSAK Blog ve Gezgin Foto dergisinde köşe yazarlığını sürdürüyor. 2022 yılının TFSF ve 2024 yılının İFSAK Fotoğraf Ödülü sahibidir.

Yazıları Yeni Düşün, Medyavizyon, Marketing Türkiye, İFSAK Fotoğraf, Donna, Hürriyet Gösteri, Varlık, Stüdyo İmge, Sombahar, Poetika, Şiir Atı, Çalıntı, E, Konstantıniyye, Göçebe, Milliyet Sanat, Jazz, Geniş Açı, Fotoğraf, İFSAK Fotoğraf, Eikon, Hayalet Gemi, Amann, Yeni Günaydın, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Aktüel, Hürriyet, Radikal, Nstyle, Vizyon, Time Out İstanbul, Ebe Sobe, Ulusoy Travel, Biz, Home Style, Andante, İz, tr, Photo Digital, Eikon, İFSAK Blog, Gezgin Foto, Zamansız, İST dergilerinde yayınlandı.

Seçilmiş Kişisel Sergiler
2023 “Bir Başka Bursa”, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi, Bursa
2022 “Caz Zamanı” Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2016 “Montreal’de Bir Mevsim, Galeri Işık
2013 “Tenha Vakitler”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2011 “Kayıp Ruhlar”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2010 “İç İçe İstanbul”, Fototrek, İstanbul
2008 “Standards”, PG Art Gallery, İstanbul
2007 “Sanki”, İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul
2006 “Geçen Yaz Viyana’da”, Palais Porcia Kunst Raum, Viyana
“Siyah Beyaz Afyonkarahisar”, Fevzi Çakmak Sanat Galerisi, Afyonkarahisar
“Avusturya 2006”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2005 “Bit-ki”, PG Art Gallery, İstanbul
“Yolda”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2004 “Otuz Kuş”, PG Art Gallery, İstanbul
“Geçen Yaz Viyana’da”, Fotografevi, İstanbul
2003 “Güzergâh: Edebiyat”, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, İstanbul
2002 “Başarmak”, Fotografevi, İstanbul
2001 “Klasikler/Neo-klasikler”, Fotoğrafevi, İstanbul
“Aşkküre”, Bedri Rahmi Eyüboğlu Sanat Galerisi, İstanbul
1999 “Bronz Askerler”, Fotografevi, İstanbul
1998 “Dönüşümler”, Art Shop, İzmir
“Filim”, İMKB Sanat Galerisi, İstanbul

Yayınlar

2021 “Ağustos” (şiir)
2016 “Montreal’de Bir Mevsim (fotoğraf)
2014 “Gece/Şarkılar” (şiir)
2007 “Sanki” (fotoğraf)
2006 “Siyah Beyaz Afyonkarahisar” (fotoğraf)
2005 “Türk Fotografçıları Kütüphanesi 22/Merih Akoğul” (fotoğraf)
“Bit-ki” (fotoğraf)
“İkizim Söyledi Ben Yazdım” (deneme)
“Saklı Günlükler” (çocuk edebiyatı)
2004 “Geçen Yaz Viyana’da” (fotoğraf)
2002 “Başarmak” (fotoğraf)
2001 “Klasikler/Neo-Klasikler” (fotoğraf)
1999 “Klasikler” (fotoğraf)
1995 “Kuğunun Ölümü” (şiir)
1992 “Son Dokunuş” (şiir)

Küratörlükler

2024 “Benden Başka / Bir Otoportre Projesi / İfsak, İstanbul
2023 “Ozan Sağdıç: Fotoğrafçını Tanıklığı”, İstanbul Modern, İstanbul
2019 “Yolda” (Türkiye’de Gruplar), Fransız Kültür Merkezi, İstanbul
2019 “Fotoğrafın Doğası”, Artweeks Akaretler, Akaretler No:45, İstanbul
2018 “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı”, İstanbul Modern, İstanbul
2017 “Beni Bul” / Otoportreye Çağdaş Dokunuşlar, Akbank Sanat, İstanbul
2016 “Poz”, PG Art Gallery, İstanbul
2016 “İnsan İnsanı Çekermiş”, İstanbul Modern, İstanbul
2013 “Bir Zamanlar”, Fotografevi, İstanbul
2012 “Mekânın Doğası”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2012 2. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“İnsanlığın İzleri” (Sanat yönetmeni, şef küratör)
2012 “Gidilmemiş Zamanlar”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2011 1. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“Karşılaşmalar” (Sanat yönetmeni ve şef küratör)
2003 “İki Dünya Arasında” / İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul

Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi (Editörlük)

2021 Yusuf Tuvi
2020 Lütfi Özkök
2019 İbrahim Zaman
2018 Ergun Çağatay
2017 Yıldız Moran
2016 Ersin Alok
2015 İzzet Keribar
2014 Sabit Kalfagil
2013 Sami Güner
2012 Ozan Sağdıç
2010 Şakir Eczacıbaşı

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Otoportre

Kendine Bakmak mı, Kendinle Karşılaşmak mı? Sönsöz Yerine Bir aynaya her baktığınızda aynı kişiyi gördüğünüze emin…

Çizginin Tuhaf Tipleri

Çizmek var olmak demektir, çizebilmek ise özgürlük… Daha sözcükleri öğrenmeden, çizgilerle ifade etmeye çalışıyoruz kendimizi. Ve…

Ucube Fotoğrafçısı: Diane Arbus

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Ahu İncekaralar https://www.instagram.com/ahuincekaralar_tarafından yayına hazırlanmıştır. . . . .…

Yol Boyu İspanya

2024 yılı Ekim-Kasım aylarında Başkent Madrid’de başlayıp İspanya’nın Endülüs bölgesine de uğrayarak Akdeniz ve Atlas Okyanusu…