Fotoğrafın Gücünü Hatırlamak

//

Fotoğrafın çok da uzun olmayan tarihinin son 50 yılından bahsedilirken sıklıkla televizyonun, fotoğrafı bir zamanların iletişim ve propaganda yıldızı radyoyla birlikte tahtından indirdiğinden bahsedilir. 1970’li yılların başından itibaren popülaritesini yükselten televizyon hareketli görüntüyü sesle birleştirerek dünya çapında egemenlik kazanmıştır. Sonuç Amerika’daki “Life” ya da bizdeki karşılığıyla “Hayat” gibi bir zamanların sevilen ve çok satan fotoğraflı dergilerinin sahneden çekilmesi ve fotoğrafçılığın görsel iletişimde hareketli görüntüler karşısında yenilerek eski gücünü yitirmesi olmuştur. Fotoğraf ölmemiştir elbette, ama radyo ile benzer bir kaderi paylaşarak gittikçe daralan bir alana hapsolmuştur.

Teknolojiye bağlı değişimleri alkışlamaya fazlasıyla hazırız, ama hareketli görüntülerin zaferi pekâlâ bir kayıp olarak da görülebilir: Binlerce yıllık portre geleneğine yaslanan ve gücünü fotoğrafın anı yüksek detayla birlikte dondurma özelliğinden alan habercilik anlayışı gerilemiştir. Hareketli görüntü eylemi öne çıkarmış, eyleyenin portresini ve dolayısıyla eyleyen ile ilgili derin gözlem imkanını sahneden çekip almıştır. Oysa hepimiz olan bitenle ilgili kavrayışımızı derinleştirmek için portrelere, yüz ve bedenin incelememiz ve anlamamız için an içinde detayca zengin dondurulmuş hallerine bakmaya ihtiyaç duyarız.

Uzunca bir süredir fotoğrafın anı dondurarak derin gözlem ve tefekküre kapı aralayan üstünlüğü akan haber görüntüleri karşısında unutulmuş gözükse de zaman zaman fotoğrafın bu gücünü bize hatırlatan işlerle karşılaştık. Dijital dünyadan öncesine ait bir örnek vermek gerekirse Richard Avedon’un 1976 yılında çekmiş olduğu baba Bush’un portresi akla geliyor. Baba Bush bu fotoğrafta kariyer basamaklarını tırmanmaya devam ediyor, yakın zamanda CIA başkanı olarak atanmış. Bakışları, yalın fotoğrafın tümüne sinen ve belki de derinliksiz olana metafizik derinlikte bir bakış sözleriyle açıklanabilecek yoğunluk “Ne türden bir insan CIA başkanı olur?” sorusunun cevabını söze dökülemeyecek kesinlikte verir gibi.

George H. W. Bush’un portresi, Richard Avedon, 1976.

Avedon’un büyük format siyah beyaz portre çalışmasından farklı olarak bugün renkli ve siyah beyaz fotoğraflardan oluşan, dijital bir portreler serisinde benzer bir yoğunluk ve derinliği görüyoruz. Vanity Fair için fotoğrafçı Christopher Anderson’un çektiği Trump ekibinden kişilerin portreleri internette umulmadık bir popülarite yakaladı. Güçlü ve alışılmadık kompozisyonlara sahip fotoğraflarda ufuk çizgisi serbestçe eğik olabilirken kadraj çok dar seçilebiliyor ya da tekinsizlik hissi verecek öğeler içerecek şekilde genişliyor.  Bireyler sert ışıkta fotoğraflanmış, kimi zaman yüzlerinin yarısı gölgede kimi zamansa ışık öylesine çiğ ve düz ki vücutları duvarın önünde kartondan kesilmiş derinliksiz formlara dönüşüyor. Yüzler geçirilmiş estetik operasyonların ya da makyaj uyumsuzluklarının tüm izlerini ortaya koyacak kadar detaylı, tüm bakışlarda karşısındakiyle gerçek bir iletişim aramayacak insanlara özgü o bildik büyüklenmeci ve kaçak dövüşen ifadeler var. Fotoğraflar üzerine saatlerce konuşulabilir, ama buna gerek yok. Christopher Anderson’ın fotoğrafları kendi adlarına konuşuyor ve bize “Ne türden kişiler Trump kabinesinde yer alır?” sorusunun neredeyse metafizik bir derinliğe sahip cevaplarını veriyor.

Trump kabinesinden portreler, Christopher Anderson, 2025.
Trump kabinesinden portreler, Christopher Anderson, 2025.

Bu portreler serisi tarihe kalacağı için önemli ve ulaştıkları popülariteyi şüphesiz etrafımızı saran ‘haber kanallarının’ yarattığı dürüstçe ifade edilmiş olana susamışlık halinden alıyorlar. Ve biz fotoğrafçılara portre fotoğrafının gücünü hatırlatıyorlar.  Cep telefonlarının ve note-book ların ekranları yeni bir fotoğraflı haberciliğin kapılarını aralamış olabilir mi?

 

 

1968 yılında İstanbul’da doğdu.

İstanbul Lisesinde okuduğu yıllarda izci grubunun fotoğrafçılığını üstlendi. Herkes törenlerde hazır olda dururken fotoğrafçının serbestçe hareket edebildiğini fark etmesi fotoğrafa olan ilgisini artırdı. AFS bursuyla ABD’de okuduğu yıl içerisinde fotoğraf ve televizyon yayıncılığı dersleri aldı.

Y.Ü. Endüstri mühendisliğini bitirdi, sürdürmekte olduğu mühendisliğin yanı sıra 2002 – 2004 yılları arasında profesyonel tanıtım fotoğrafçılığıyla ilgilendi, çeşitli reklam ajanslarının kampanyaları ve dergiler için fotoğraf çekti.

Sergilere katıldı, ticari çalışmalarının yanı sıra kişisel portfolyoları da çeşitli dergilerde yayımlandı.

İstanbul’da yaşıyor, halen psikoloji doktora eğitimini sürdürüyor ve fotoğraf projeleri üretiyor.

Önemli Sergi, Çalışma ve Yayınlamalar:

• “Türkiye Blues”, Karma Sergi, Fotogalerie Friedrichshain, European Month of Photography (EMOP) kapsamında, Berlin-2018.

• “Doğamız”, Kişisel Sergi, İstanbul Fotoğraf Galerisi, “Foto İstanbul - 2017” Fotoğraf Festivali kapsamında, İstanbul – 2017.

• “Beni Bul – Otoportreye Çağdaş Dokunuşlar”, Karma Sergi, Küratör: Merih Akoğul, Akbank Sanat, İstanbul - 2017.

• “Parçalar İşaretler”, Fotoğraf Albümü, yayınlayan: PhotoWorld Fotoğraf Merkezi - 2014.

• “Parçalar İşaretler”, Kişisel Sergi, İstanbul Fotoğraf Müzesi, İstanbul – 2014.

• “Türkiye’den İzler”, Karma Sergi, 2. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali, Bursa-2012

• “İstanbul Yaz Sergisi”, Karma Sergi, Royal Academy, Sanat Limanı, İstanbul- 2011.

• “İstanbul Aile Albümü” Kişisel Sergi, Fotoğraf Geçidi, 2010 Avrupa Kültür Başkenti – İstanbul etkinlikleri kapsamında, İstanbul, 2009 – 2010.

• “İran” PhotoWorld Dergisi, Sayı:8, İstanbul – 2008.

• “ benim adım apel - jem’ appelle apel - Galeri Apel Onuncu Yıl Sergisi”, Karma Sergi, Fransız Kültür Merkezi, İstanbul – 2008.

• “Hayatın Anlamı” Fotoğraf Albümü, yayınlayan: Fayda Ajans - 2007.

• “Natürmort”, Karma Sergi, İstanbul – 2006.

• “Komşu”, Karma Sergi, Galeri Apel, İstanbul – 2005.

• “Hayatın Anlamı” Kişisel sergi, Fototrek Sergi Salonu, İstanbul – 2005.

• “Bağ3 – Şairin Bahçesi”, Karma Sergi, Galeri Apel, İstanbul – 2003.

• “Yaratıcılık ve Travma”, Karma Sergi, Lütfi Kırdar Kongre Salonu, İstanbul – 2003.

• “Hasat”, Karma Sergi, Galeri Apel, İstanbul – 2002.

• “Gençlik”, Karma Sergi, The British Council, Ankara – 2001.

• “İstanbul’da Erken Uyananlar”, Geniş Açı Dergisi, “Genç Soluklar” özel sayısı (Sayı 20), İstanbul - 2000.

• “Siyah Beyaz İstanbul Portfolyosu” Fotoğraf Dergisi, Sayı 36, 2000

• Yunus Nadi Fotoğraf Ödülü, 2000.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Otoportre

Kendine Bakmak mı, Kendinle Karşılaşmak mı? Sönsöz Yerine Bir aynaya her baktığınızda aynı kişiyi gördüğünüze emin…

Çizginin Tuhaf Tipleri

Çizmek var olmak demektir, çizebilmek ise özgürlük… Daha sözcükleri öğrenmeden, çizgilerle ifade etmeye çalışıyoruz kendimizi. Ve…

Ucube Fotoğrafçısı: Diane Arbus

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Ahu İncekaralar https://www.instagram.com/ahuincekaralar_tarafından yayına hazırlanmıştır. . . . .…

Yol Boyu İspanya

2024 yılı Ekim-Kasım aylarında Başkent Madrid’de başlayıp İspanya’nın Endülüs bölgesine de uğrayarak Akdeniz ve Atlas Okyanusu…

Görmenin Metafiziği Üzerine

Gerçek ve Güzel İnsan, yapısı gereği, tereddütlerinin izinde, görünenin ardındaki gerçeğin peşinden gider. Herkes kendini olduğundan…