Fotoğraf: © David Seymour / Fred Astaire ve Richard Avedon / 1956

Fotoğrafın Oyunu

//

Anılar mı, yoksa fotoğraflar mı; yaşamın yanında soluk birer suret benzeri kalan küçük oyunların adı… Eski bir tahta ev, kırda yalnız ağaç, elindeki ekmeği kemiren çocuk, devrim yapan bulutlar, kentin en kalabalık caddesi, bir zamanlar uğruna her şeyi feda edebileceğinizi düşündüğünüz eski sevgili, su birikintilerinde yansıyan güneş, eski mezar taşları; geçen günlerimiz ve ömrümüz. Karşımıza çıkan her şeye bakacak, dinmez bir hırsla alıp eve götürmek isteyecek ve makinemizi çıkarıp fotoğrafını çekecektik. Anları mülk edinecektik, anıların geleceği için.

Tarihin çarmıhına gerilmiş görüntüler, unutmayı ne kadar erteler? Hafıza anılara yaslanmadan sağlıklı işleyebilir mi… Nesne kaybolursa, fotoğraf daha mı değerlenir? Ve gelecek söylendiği gibi geçmişteki anılarda mı yuvalanmaktadır? Galiba en önemlisi bakıp gördüklerini haz alma yolunda kullanmak. Kimileri içinse hatırlamaktır aslolan ve yeterlidir. Belki de yaşadıklarımız, konusu açıldığında ansızın gözümüzün önünde beliren görüntülerdir. Hani, bu dünya ile vedalaşırken bir dizi filme dönüşecek olan…

Bilindiği gibi, uzayda en az üç nokta bir düzlem oluşturur. Her ne kadar postmodern çağımızın cin çocukları, bunu iki nokta arasında kalın bir çizgi, hatta çapı geniş tek bir delik (nokta) ile tersine çevirse de otuz yıl öncesinin ders kitaplarında yazan her şeyi kutsal metinlermişçesine benimsemiştik. İnancımızın sağladığı bu devinim, hayatımızda siyah beyaz fotoğrafların reddedemediğimiz nostaljisi kadar önemli bir yer tutmaktadır.

İşte 1956 yılının yağmurlu bir New York sonbaharında körüklü kocaman kamerasıyla ünlü fotoğrafçı Richard Avedon, yanında da boynuna asılı çift objektifli Rolleiflex’iyle ünlü oyuncu Fred Astaire ve büyük bir ihtimalle elinde Leica’sıyla bu anı tarihe kazıyan David Seymour’un oluşturduğu düzlem, unutuşa meydan okuyarak yeni dönem için hafızanın yerine adaylığını koymuştur. Evet, üç nokta bir düzlem oluşturuyordu yine. Hepimiz, birbirimizin iç açıları toplamı değil miydik zaten?

Stüdyo dar gelmiş; dışarıda ise “Funny Face” filmi çekiliyor tüm hızıyla. Fred Astaire’ın yüzünde az sonra bir fotoğrafçıyı oynayacak olmanın heyecanlı ifadesi var. Astaire, az sonra, pelikül üzerinde bağdaş kuracak ve gerçek hayatla oyunculuğunu takas edecek. Bizler de fotoğraf çekerken, her defasında görünmez bir kameranın önünde fotoğrafçı rolünü oynayacağız. Bazı fotoğraflara misafirliğe gidecek, tecrübemizi aşan doğaçlama rollere soyunacak, günü geldiğinde de yalnızca bir fotoğraf olacağımızı bilerek yola devam edeceğiz. Zira, fotoğrafın dayanılmaz gücü bizi zinde tutmakta.

Seymour’un işi zordur. Görüntülediği kahramanlarından ilki, dünyanın en önemli fotoğrafçılarından Richard Avedon; diğeri de sinema dünyasının yetenekli oyuncusu, Fred Astaire’dır. O an hem fotoğrafa sığdırılması gereken neşe hem de çekim şartlarını zorlayan yağmur vardır. Avedon, Astaire’a nasıl fotoğraf çekmesi gerektiğini (çeker gibi yapmasını) göstermektedir. Belki de filmdeki rol, sanatçının ustalığıyla gerçeği aşacaktır.

Astaire, sinemanın en karakteristik oyuncularından biridir. Dans eder, şarkılar söyler, bir mimikle bin şey anlatır bizlere. Duyarlıdır, ama oynadığı filmlerde özellikle kadınlar karşısında hep kaybedecek gibidir. Kısayla uzun, uzunla kısadır. Öyle bir oyunculuk gücü vardır ki adını bilmeyenler bile uzak akrabalar gibi onun yüzünü hatırlar. Hayatı yaptığı figürler üzerine kuruludur. Ayağının altındaki kaygan zemine rağmen kayıp düştüğü hiç görülmemiştir.

Fotoğrafta yüzü görünmeyen biri onlara şemsiye tutmaktadır ama ıslanmalarına rağmen ikilinin keyfi yerindedir. Avedon, bu şartlar altında yaşamda ustası olduğu oyunun başlangıç dersini vermektedir. Amerikan sineması, iyi filmler için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamış, dünyanın en önemli fotoğrafçılarından biri olan Richard Avedon’u bu filmin fotoğraf sahneleri için danışman olarak atamıştır. Filmlerde önemli olan iyi fotoğrafçı olup düzgün fotoğraflar çekmek değil, o kişinin gerçekten fotoğrafçıymış gibi görünmesidir. Ve filmlerin birçoğu da gerçekliklerini bu tarz sahnelerde yitirirler.

Ve David Seymour (Chim), Magnum’un kurucusu, dünyanın her yerinde görünüp kaybolan ve sayısız belgesel çalışmaya imza atan foto-röportajcı; bu fotoğrafı çektiği yılın 10 Kasım’ında Arap-İsrail savaşını saptarken, bir Mısırlı askerin tüfeğinden çıkan kurşunla üç boyutlu dünyayı iki boyutlu fotoğraflara bırakarak aramızdan ayrıldı. Görüntü alanına giren on binlerce insanlık anını fotoğrafa dönüştüren Seymour, bir askerin hedefine girerek ayrı bir âlemin kütüğüne adını yazdırdı.

Geriye yalnızca fotoğraflar ve onların üzerinden okunan parçalanmış anılar kaldı. Bizler de zamanımızı, fotoğraflar aracılığıyla; o anların, o yerlerin ve o günkü şartların mantığını kavrayabilmeye ayırdık. Artık tanıyorum dediklerimiz fotoğralarını gördüklerimiz, biliyorum dediklerimiz de fotoğraflarla saptanan anlardı. Kendi gözlerimizle çok az olaya tanık olmuştuk. Sanki hayatımızın yüzde doksanı, penceresi fotoğrafla örülmüş bir duvardı.

Dünyamız yine de anılardan değil fotoğraflardan yana oynuyor kağıtlarını. Biz gidince fotoğraflarımız kalacak geriye. Hatırlanmak adına, başkalarının çektiği, üç boyutu iki boyuta indirgenmiş, eksik paydalı ve yanlış ölçekli fotoğraflarımız: Fred Astaire gibi, David Seymour gibi, Richard Avedon gibi. Öyle ya da böyle, aradan neredeyse 70 yıl geçmiş bile.

Fotoğraflarımıza bakan son bir çift göz kalıncaya dek Platon’un bize uygun gördüğü mağarada gölgelerimizle avunarak huzur içinde yaşayacağız!

 

Fotoğraf: © David Seymour / Fred Astaire ve Richard Avedon / 1956

1963 yılında İstanbul’da doğdu. M.S.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Lisans) 1985, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Yüksek Lisans) 2001 yılında bitirdi.

Farklı konularda yayınlanmış 15 kitabı bulunan Merih Akoğul, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde 30’un üzerinde fotoğraf sergisi açtı, grup sergilerine katıldı. Fotoğraf sanatı ve kuramı konularında çalışmalar yaptı. Seminer, sempozyum ve açıkoturumlara katıldı, bildiriler sundu, paneller yönetti, seçici kurullarda yer aldı. Reklam sektöründe yazar olarak çalıştı. Çeşitli özel kurumlarda eğitmenlik, özel radyolarda kültür, sanat ve caz programları, televizyon programlarında sanat danışmanlığı yaptı.

Edebiyat, fotoğraf kuramı, plastik sanatlar ve klasik ve caz müziği üzerine yazıları ve eleştirileri birçok gazete ve dergide yayınlanan Merih Akoğul, 2003 yılının yaz döneminde Avusturya Başbakanlık Sanat Dairesi tarafından verilen bursla çalışmalarını Viyana’da sürdürdü. Çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda yapıtları bulunan Akoğul, 30 yılı aşkın Türkiye’nin önemli üniversitelerinde (Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi) fotoğraf dersleri vermiş, 17 sergi ve festivalin küratörlüğünü, 30’a yakın kitabın da editörlüğünü yapmıştır. BUFSAD ve İFSAK onur üyesidir.

2012-2025 yılları arasında İstanbul Modern Müzesi, Fotoğraf Bölümü Danışma Kurulu üyesi olan Merih Akoğul, aynı zamanda da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitmenliğini sürdürüyor. 2010 yılından 2021yılına kadar Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi kitaplarının editörlüğünü yapan Akoğul, İFSAK Blog ve Gezgin Foto dergisinde köşe yazarlığını sürdürüyor. 2022 yılının TFSF ve 2024 yılının İFSAK Fotoğraf Ödülü sahibidir.

Yazıları Yeni Düşün, Medyavizyon, Marketing Türkiye, İFSAK Fotoğraf, Donna, Hürriyet Gösteri, Varlık, Stüdyo İmge, Sombahar, Poetika, Şiir Atı, Çalıntı, E, Konstantıniyye, Göçebe, Milliyet Sanat, Jazz, Geniş Açı, Fotoğraf, İFSAK Fotoğraf, Eikon, Hayalet Gemi, Amann, Yeni Günaydın, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Aktüel, Hürriyet, Radikal, Nstyle, Vizyon, Time Out İstanbul, Ebe Sobe, Ulusoy Travel, Biz, Home Style, Andante, İz, tr, Photo Digital, Eikon, İFSAK Blog, Gezgin Foto, Zamansız, İST dergilerinde yayınlandı.

Seçilmiş Kişisel Sergiler
2023 “Bir Başka Bursa”, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi, Bursa
2022 “Caz Zamanı” Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2016 “Montreal’de Bir Mevsim, Galeri Işık
2013 “Tenha Vakitler”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2011 “Kayıp Ruhlar”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2010 “İç İçe İstanbul”, Fototrek, İstanbul
2008 “Standards”, PG Art Gallery, İstanbul
2007 “Sanki”, İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul
2006 “Geçen Yaz Viyana’da”, Palais Porcia Kunst Raum, Viyana
“Siyah Beyaz Afyonkarahisar”, Fevzi Çakmak Sanat Galerisi, Afyonkarahisar
“Avusturya 2006”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2005 “Bit-ki”, PG Art Gallery, İstanbul
“Yolda”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2004 “Otuz Kuş”, PG Art Gallery, İstanbul
“Geçen Yaz Viyana’da”, Fotografevi, İstanbul
2003 “Güzergâh: Edebiyat”, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, İstanbul
2002 “Başarmak”, Fotografevi, İstanbul
2001 “Klasikler/Neo-klasikler”, Fotoğrafevi, İstanbul
“Aşkküre”, Bedri Rahmi Eyüboğlu Sanat Galerisi, İstanbul
1999 “Bronz Askerler”, Fotografevi, İstanbul
1998 “Dönüşümler”, Art Shop, İzmir
“Filim”, İMKB Sanat Galerisi, İstanbul

Yayınlar

2021 “Ağustos” (şiir)
2016 “Montreal’de Bir Mevsim (fotoğraf)
2014 “Gece/Şarkılar” (şiir)
2007 “Sanki” (fotoğraf)
2006 “Siyah Beyaz Afyonkarahisar” (fotoğraf)
2005 “Türk Fotografçıları Kütüphanesi 22/Merih Akoğul” (fotoğraf)
“Bit-ki” (fotoğraf)
“İkizim Söyledi Ben Yazdım” (deneme)
“Saklı Günlükler” (çocuk edebiyatı)
2004 “Geçen Yaz Viyana’da” (fotoğraf)
2002 “Başarmak” (fotoğraf)
2001 “Klasikler/Neo-Klasikler” (fotoğraf)
1999 “Klasikler” (fotoğraf)
1995 “Kuğunun Ölümü” (şiir)
1992 “Son Dokunuş” (şiir)

Küratörlükler

2024 “Benden Başka / Bir Otoportre Projesi / İfsak, İstanbul
2023 “Ozan Sağdıç: Fotoğrafçını Tanıklığı”, İstanbul Modern, İstanbul
2019 “Yolda” (Türkiye’de Gruplar), Fransız Kültür Merkezi, İstanbul
2019 “Fotoğrafın Doğası”, Artweeks Akaretler, Akaretler No:45, İstanbul
2018 “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı”, İstanbul Modern, İstanbul
2017 “Beni Bul” / Otoportreye Çağdaş Dokunuşlar, Akbank Sanat, İstanbul
2016 “Poz”, PG Art Gallery, İstanbul
2016 “İnsan İnsanı Çekermiş”, İstanbul Modern, İstanbul
2013 “Bir Zamanlar”, Fotografevi, İstanbul
2012 “Mekânın Doğası”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2012 2. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“İnsanlığın İzleri” (Sanat yönetmeni, şef küratör)
2012 “Gidilmemiş Zamanlar”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2011 1. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“Karşılaşmalar” (Sanat yönetmeni ve şef küratör)
2003 “İki Dünya Arasında” / İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul

Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi (Editörlük)

2021 Yusuf Tuvi
2020 Lütfi Özkök
2019 İbrahim Zaman
2018 Ergun Çağatay
2017 Yıldız Moran
2016 Ersin Alok
2015 İzzet Keribar
2014 Sabit Kalfagil
2013 Sami Güner
2012 Ozan Sağdıç
2010 Şakir Eczacıbaşı

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Çizginin Tuhaf Tipleri

Çizmek var olmak demektir, çizebilmek ise özgürlük… Daha sözcükleri öğrenmeden, çizgilerle ifade etmeye çalışıyoruz kendimizi. Ve…

Ucube Fotoğrafçısı: Diane Arbus

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Ahu İncekaralar https://www.instagram.com/ahuincekaralar_tarafından yayına hazırlanmıştır. . . . .…

Yol Boyu İspanya

2024 yılı Ekim-Kasım aylarında Başkent Madrid’de başlayıp İspanya’nın Endülüs bölgesine de uğrayarak Akdeniz ve Atlas Okyanusu…

Görmenin Metafiziği Üzerine

Gerçek ve Güzel İnsan, yapısı gereği, tereddütlerinin izinde, görünenin ardındaki gerçeğin peşinden gider. Herkes kendini olduğundan…

Çok Gözlü Adam

Akan günler, sanayi devriminden iletişim çağına, bilimden sanata kadar farklı çizgiler üzerinden yaşamımızın değerlerini belirlemeye ve…

Foto Ütopya

Zaman, su gibi akıp geçer. Su ise zamansız yolcu; akar, gider. Önüne çıkan engelin yanından yöresinden…