Nepal, Mumbai (Yaz 2024) (devam)

//

Bölüm 07, Nepal, (Yeniden) Katmandu

5 Temmuz 2024 – Cuma

Sabah 6’da kalkıp toparlanıyoruz. 6:30 gibi kahvaltıdayız, kahvaltı her zaman olduğu gibi güzel. 7’de bizi jiple otobüs terminaline götürüyorlar. Geldiğimize benzer bir otobüs. O korkunç yolculuğu tekrar yapmak korkutuyor açıkçası. 175 km, 7 saat, umarım bu sefer böyle olmaz. Göreceğiz.
Evet, durum beklediğimizden kötü oluyor. Dönüş 8 saat sürüyor. Üstelik Katmandu’dan çıkarken uzun, dar ve çok iniş çıkışlı yolda çok trafik vardı. Bu sefer o trafiğin olmamasına rağmen. Neyse, yokuşları çıkarken yolda kalmış üç otobüs, birkaç kamyon görünce bu kadar saatte de olsa gidebildiğimize sevinmiyor değiliz. Öyle, böyle geliyoruz tekrar Katmandu’ya. Geldiğimizi haber alan Hint tanrıları dakika sektirmeden başlatıyorlar hemen yağmuru, oysa Chitwan ’da otelden çıkarken şans getirsin diye kaşlarımızın ortasına o kırmızı boyadan parmak basmışlardı. Otobüs bu sefer bizi aldığı yere bırakmıyor. Yürüme mesafesi dışındayız. Mecburen bir taksiye atlayıp, 300 Rupiye otele dönüyoruz. Otel mevsim dışı olduğundan boş ve bize Chitwan ’a gitmeden önce kaldığımız odalarımızı veriyorlar tekrar. Biraz dinlenip kalan paraları, Rupileri harcamak için dışarı çıkacağız. Bir de ilk gün aldığımız o viskiden alıp bir arkadaşa götürme niyetim var. Dinlenip çıkıyoruz. Dolayısıyla yağmur da tekrar başlıyor. Hediyelik eşyaları, bitki çaylarını ve içkimizi alıyoruz. Geç oldu yine o ilk gün gittiğimiz ve beğendiğimiz restorana gidip son Momo ’muzu yemeğe karar veriyoruz. Yağmur altında Durbar meydanına kadar yürüyoruz. Restorana girip birer buçuk porsiyon Momo’yu acı sosa batırıp mideye indiriyoruz.

Yemekten sonra yağmur altında tekrar otele dönüyoruz. Islandık ama karnımız tok, artık biraz keyif yapmanın zamanı. Birer bira ile Katmandu’daki son akşamımızın sohbetini yapıp yatıyoruz.

Yarın geç kalkacağız. Uçağımız 14:25’te.

Bugün 7,643 adım atmışız.

Nepal paraları

1964 yılında memur bir babanın çocuğu olarak Urfa’da doğdum. 1968 yılında hayatımın geri kalanını geçireceğim İstanbul’a tanıştım. 1986 yılında Yıldız Üniversitesi Kocaeli Mühendislik Fakültesinden Elektronik Mühendisi olarak mezun oldum. Sırasıyla askerlik, iş hayatına başlama, evlilik, iki tane dünya güzeli kız dünyaya getirme, kendi işini kurma ve sonra “Yeter daha ne kadar çalışacaksın?” diyerek iş hayatını komple bırakma çizgisinde bir yaşam geçirdikten sonra, hobilerime yöneldim. Yurt içi, yurt dışı geziler, teknecilik ve karavancılık ile görme, keşfetme ihtiyacımı karşılarken, bunları belgelemek için çocukluktan beri sevdalısı olduğum fotoğrafa tekrar başladım. Aslında çocukluktan beri sevdalı olduğum söylenemez; çocukluğumun tatil günleri, ilkokuldan başlayarak dayımın Maltepe’deki fotoğraf stüdyosunda çalışarak geçti. O zamanlar dışarıda oynamak yerine o daracık karanlık odada, fotoğrafçılığın mutfağında çalışmak nefret edilesi bir durumdu. Ama her aşk nefretten doğmaz mı? Doğar; dolayısıyla fotoğraf makinesini hiç bir zaman yanımdan ayırmadım. Askerlik sırasında, 1988 yılında, AFSAD'da temel eğitim aldım. 2014 yılında, emekli olur olmaz İFSAK’a üye oldum. Çeşitli karma sergilerde, dernek içerisindeki fotoğraf gruplarında, sosyal sorumluluk projelerinde yer aldım. Bir dönem Yönetim Kurulu'nda görev yaptım. 2018 yılında İstanbul Fotoğraf Günleri Koordinasyonunu üstlendim. Ve bu sevdiğim ortamda bulunmaya devam ediyorum.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Çizginin Tuhaf Tipleri

Çizmek var olmak demektir, çizebilmek ise özgürlük… Daha sözcükleri öğrenmeden, çizgilerle ifade etmeye çalışıyoruz kendimizi. Ve…

Ucube Fotoğrafçısı: Diane Arbus

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Ahu İncekaralar https://www.instagram.com/ahuincekaralar_tarafından yayına hazırlanmıştır. . . . .…

Yol Boyu İspanya

2024 yılı Ekim-Kasım aylarında Başkent Madrid’de başlayıp İspanya’nın Endülüs bölgesine de uğrayarak Akdeniz ve Atlas Okyanusu…

Görmenin Metafiziği Üzerine

Gerçek ve Güzel İnsan, yapısı gereği, tereddütlerinin izinde, görünenin ardındaki gerçeğin peşinden gider. Herkes kendini olduğundan…