©Robert Capa / Pablo Picasso / 1951

Picasso Olmak ya da Picasso’yu Oynamak…

//

Elimizde mozaikler, ters perspektif; eski bir Bizans resminden sökülmüş gibi. Yakınlaştıkça uzaklaşıyor, çözdükçe karışıyor. John Berger’den çok önce, üzdüğü kadınlar ona “istilacı” adını takmışlardı. Picasso’nun gözünün görebildiği bütün kıyıları alma tutkusu vardı. İyi ki, yalnızca bir ressamdı. İstediği her şeyin resmini yaptı ve ünü tüm dünyayı tutmuş bir efsane olarak yapıtlarıyla bizi hayli meşgul etti.

Onca geometrik formun arasından hüznü seçilen Mandolinli Kız’ı, Bask’ın incisi Guernica şehri Alman uçakları tarafından bombalandıktan hemen sonra yaptığı o büyük mahşer manzarasını; göğüsleri dışarıda çılgınca el ele koşan iki kadının yer aldığı Yarış’ı, İkinci Dünya Savaşı’nda Paris’in kurtarıldığı gün Poussin’in Pan’ın Zaferi’ni -belki de sıkıntısını atmak için- kendi biçemi içinde yeniden yorumladığı Baküs Ayini’ni ya da Avignonlu Kızlar’ını yaşadığımız sürece belleklerimizden kazıyıp atmamız çok zor olacaktı. Picasso bizim genetik kodumuz, sanatın fırtınalarında sığınacak ilk limanımızdı.

Picasso’nun resim öğretmeni olan babası, oğlunun yeteneği karşısında tüm resim malzemelerini ona verip bir daha resim yapmamaya karar verdiğinde, Picasso henüz on dört yaşındadır. Sonra, her şey olması gerektiği gibi gelişir. Nehirler okyanuslara doğru akar. Barselona’dan Paris’e, oradan da tüm dünyaya resimle yayılan ünlü bir isimdir artık Picasso. Henüz daha yaşarken, dünyanın en tanınan ressamı olarak diğer büyük ressamların kaderini paylaşmaz. Guernica, Vinci’nin Mona Lisa’sından sonra dünyanın en çok adından söz edilen resmine dönüşmüştür. Gerçi hayli soyuttur bu iş; adı bilinip kendi bilinmez çok yerde.

Var oluşu her şeyidir Picasso’nun. Hoyrat ruhu ile yapar resimlerini. Elinde fırçası, anılarına daldırarak biçimlendirir, önünde sonsuz bir deniz gibi uzanan tuvalini. Libidosu kadın resimleriyle öne çıkarken, kendi portrelerinde de güçlü egosuna selam verdiğini görürüz. Babasının küçük Pablo’su, kadınların sevgilisi ve çağının sıra dışı ressamıdır Picasso. Brassai’den Kahnweiler’a, Zervos’tan Ara Güler’e, huzuruna çıkabilen birçok kişi, yüzlerce anıyla geriye dönmüş ve Picasso efsanesinin dünyada yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Yunan sanatından Afrika sanatına, geçmişten geleceğe, batıdan doğuya yatay bir akışı, dikey akslarla bölmüştür Picasso. Belki de sanat tarihinin köküne asit dökmüştür. 20. yüzyılın gezgin ressamlarının soluklandığı büyük bir tapınak olmuştur onun yapıtları. Dünyaya karşı “poz” vermeyi kendine iş edinmiştir Picasso. Karşılığını da dünyaya ölümsüz eserler bırakarak ödemiştir. Sözü senet, resmi de hamiline çektir Picasso’nun. Protestosu mümkün değildir.

Uzak Doğu’nun yol boylarında, adı mayınlarla toprağa kazınmış bir fotoğrafçı olan Capa’nın 1951 yılında çektiği bu fotoğrafta Picasso, sıcak bir yaz gününden bize el sallamaktadır. Üzerinde şortu ve esmer teninin göründüğü düğmeleri açık gömleği vardır. Heykele dayadığı elinde yarısı içilmiş bir sigara durmaktadır. Çapraz tuttuğu ayaklarında tuhaf terlikleri seçilmekte; gözleri ise Capa’nın gözlerindedir. Tam bir poz fotoğrafıdır onunki. Picasso’nun delip geçen bakışları, sanki gelecek çağların yeni hedeflerini arar gibidir. Heykelin arkaik beyazlığı ile Picasso’nun esmerliği arasında tuhaf bir karşıtlık görülmektedir.

Solda mermer erkek heykeliyle başlayan, Picasso ve onun beş yıl önce yaptığı ünlü Triptik ile devam eden, aceleci bir perspektif göze çarpmaktadır bu fotoğrafta. Grimaldi Müzesi’ndeki yapıtının önünde duran Picasso, boyunun iki katını bulan heykelin yanında bile aynı mağrur ifadeyi korumaktadır. Picasso, bu Triptik’te yer alan figürleri; daha sonra aynı yıl yaptığı Yaşama Sevinci isimli neşeli tabloda biraz daha değiştirerek kullanmıştır. Fonda müzik, dans ve coşku vardır.

Picasso, aramadı; buldu. Gitar resimlerini, eline gitarı almadan yaptı; o ünlü boğa güreşi resimlerini ise, boğa güreşlerine girebilmek için bilet parası adına yaptığını söyledi. İnananlar ile inanmayanlar ikiye ayrıldı. Okyanusun ona getirdiği taşların üzerine kaş-göz kazırken, bunları yeniden bulacak olan insanların sevincini merak etti; bunun, doğanın bir mucizesi olduğunu sanmalarını istedi. Picasso, kendini daima bu evrenin nesnelerini biçimlendiren parçalarından biri, hatta bir gezegen olarak gördü. Picasso, biz mutlu olalım diye mutsuz oldu; biz mutlu kalalım diye ressam oldu. “Aksi ihtiyar” tanımlamasını kendine yakıştırmayı bildi.

Sanki zamanın bir adım önünde gibiydi Picasso. Sevecek kadın, gidecek yol bırakmadı kendinden sonra gelenlere. İşte, hayatımızın en özgün sahnelerinde bile biraz acemi, biraz telâşlı ve biraz da Picasso kalışımız hep bu yüzdendir.

 

1963 yılında İstanbul’da doğdu. M.S.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Lisans) 1985, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Yüksek Lisans) 2001 yılında bitirdi.

Farklı konularda yayınlanmış 15 kitabı bulunan Merih Akoğul, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde 30’un üzerinde fotoğraf sergisi açtı, grup sergilerine katıldı. Fotoğraf sanatı ve kuramı konularında çalışmalar yaptı. Seminer, sempozyum ve açıkoturumlara katıldı, bildiriler sundu, paneller yönetti, seçici kurullarda yer aldı. Reklam sektöründe yazar olarak çalıştı. Çeşitli özel kurumlarda eğitmenlik, özel radyolarda kültür, sanat ve caz programları, televizyon programlarında sanat danışmanlığı yaptı.

Edebiyat, fotoğraf kuramı, plastik sanatlar ve klasik ve caz müziği üzerine yazıları ve eleştirileri birçok gazete ve dergide yayınlanan Merih Akoğul, 2003 yılının yaz döneminde Avusturya Başbakanlık Sanat Dairesi tarafından verilen bursla çalışmalarını Viyana’da sürdürdü. Çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda yapıtları bulunan Akoğul, 30 yılı aşkın Türkiye’nin önemli üniversitelerinde (Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi) fotoğraf dersleri vermiş, 17 sergi ve festivalin küratörlüğünü, 30’a yakın kitabın da editörlüğünü yapmıştır. BUFSAD ve İFSAK onur üyesidir.

2012-2025 yılları arasında İstanbul Modern Müzesi, Fotoğraf Bölümü Danışma Kurulu üyesi olan Merih Akoğul, aynı zamanda da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitmenliğini sürdürüyor. 2010 yılından 2021yılına kadar Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi kitaplarının editörlüğünü yapan Akoğul, İFSAK Blog ve Gezgin Foto dergisinde köşe yazarlığını sürdürüyor. 2022 yılının TFSF ve 2024 yılının İFSAK Fotoğraf Ödülü sahibidir.

Yazıları Yeni Düşün, Medyavizyon, Marketing Türkiye, İFSAK Fotoğraf, Donna, Hürriyet Gösteri, Varlık, Stüdyo İmge, Sombahar, Poetika, Şiir Atı, Çalıntı, E, Konstantıniyye, Göçebe, Milliyet Sanat, Jazz, Geniş Açı, Fotoğraf, İFSAK Fotoğraf, Eikon, Hayalet Gemi, Amann, Yeni Günaydın, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Aktüel, Hürriyet, Radikal, Nstyle, Vizyon, Time Out İstanbul, Ebe Sobe, Ulusoy Travel, Biz, Home Style, Andante, İz, tr, Photo Digital, Eikon, İFSAK Blog, Gezgin Foto, Zamansız, İST dergilerinde yayınlandı.

Seçilmiş Kişisel Sergiler
2023 “Bir Başka Bursa”, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi, Bursa
2022 “Caz Zamanı” Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2016 “Montreal’de Bir Mevsim, Galeri Işık
2013 “Tenha Vakitler”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2011 “Kayıp Ruhlar”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2010 “İç İçe İstanbul”, Fototrek, İstanbul
2008 “Standards”, PG Art Gallery, İstanbul
2007 “Sanki”, İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul
2006 “Geçen Yaz Viyana’da”, Palais Porcia Kunst Raum, Viyana
“Siyah Beyaz Afyonkarahisar”, Fevzi Çakmak Sanat Galerisi, Afyonkarahisar
“Avusturya 2006”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2005 “Bit-ki”, PG Art Gallery, İstanbul
“Yolda”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2004 “Otuz Kuş”, PG Art Gallery, İstanbul
“Geçen Yaz Viyana’da”, Fotografevi, İstanbul
2003 “Güzergâh: Edebiyat”, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, İstanbul
2002 “Başarmak”, Fotografevi, İstanbul
2001 “Klasikler/Neo-klasikler”, Fotoğrafevi, İstanbul
“Aşkküre”, Bedri Rahmi Eyüboğlu Sanat Galerisi, İstanbul
1999 “Bronz Askerler”, Fotografevi, İstanbul
1998 “Dönüşümler”, Art Shop, İzmir
“Filim”, İMKB Sanat Galerisi, İstanbul

Yayınlar

2021 “Ağustos” (şiir)
2016 “Montreal’de Bir Mevsim (fotoğraf)
2014 “Gece/Şarkılar” (şiir)
2007 “Sanki” (fotoğraf)
2006 “Siyah Beyaz Afyonkarahisar” (fotoğraf)
2005 “Türk Fotografçıları Kütüphanesi 22/Merih Akoğul” (fotoğraf)
“Bit-ki” (fotoğraf)
“İkizim Söyledi Ben Yazdım” (deneme)
“Saklı Günlükler” (çocuk edebiyatı)
2004 “Geçen Yaz Viyana’da” (fotoğraf)
2002 “Başarmak” (fotoğraf)
2001 “Klasikler/Neo-Klasikler” (fotoğraf)
1999 “Klasikler” (fotoğraf)
1995 “Kuğunun Ölümü” (şiir)
1992 “Son Dokunuş” (şiir)

Küratörlükler

2024 “Benden Başka / Bir Otoportre Projesi / İfsak, İstanbul
2023 “Ozan Sağdıç: Fotoğrafçını Tanıklığı”, İstanbul Modern, İstanbul
2019 “Yolda” (Türkiye’de Gruplar), Fransız Kültür Merkezi, İstanbul
2019 “Fotoğrafın Doğası”, Artweeks Akaretler, Akaretler No:45, İstanbul
2018 “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı”, İstanbul Modern, İstanbul
2017 “Beni Bul” / Otoportreye Çağdaş Dokunuşlar, Akbank Sanat, İstanbul
2016 “Poz”, PG Art Gallery, İstanbul
2016 “İnsan İnsanı Çekermiş”, İstanbul Modern, İstanbul
2013 “Bir Zamanlar”, Fotografevi, İstanbul
2012 “Mekânın Doğası”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2012 2. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“İnsanlığın İzleri” (Sanat yönetmeni, şef küratör)
2012 “Gidilmemiş Zamanlar”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2011 1. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“Karşılaşmalar” (Sanat yönetmeni ve şef küratör)
2003 “İki Dünya Arasında” / İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul

Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi (Editörlük)

2021 Yusuf Tuvi
2020 Lütfi Özkök
2019 İbrahim Zaman
2018 Ergun Çağatay
2017 Yıldız Moran
2016 Ersin Alok
2015 İzzet Keribar
2014 Sabit Kalfagil
2013 Sami Güner
2012 Ozan Sağdıç
2010 Şakir Eczacıbaşı

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Çizginin Tuhaf Tipleri

Çizmek var olmak demektir, çizebilmek ise özgürlük… Daha sözcükleri öğrenmeden, çizgilerle ifade etmeye çalışıyoruz kendimizi. Ve…

Ucube Fotoğrafçısı: Diane Arbus

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Ahu İncekaralar https://www.instagram.com/ahuincekaralar_tarafından yayına hazırlanmıştır. . . . .…

Yol Boyu İspanya

2024 yılı Ekim-Kasım aylarında Başkent Madrid’de başlayıp İspanya’nın Endülüs bölgesine de uğrayarak Akdeniz ve Atlas Okyanusu…

Görmenin Metafiziği Üzerine

Gerçek ve Güzel İnsan, yapısı gereği, tereddütlerinin izinde, görünenin ardındaki gerçeğin peşinden gider. Herkes kendini olduğundan…