Virüsün İzinde Virüsle Tanışmak

/

Hayat acı tatlı sürprizlerle dolu. Ne var ki 2020’nin ilk aylarında kimse COVID-19’un tüm dünyayı etkileyeceğini tahmin edemezdi. Pandemilerin gündemimize gireceğini söyleyenler vardı ama tehlikenin bu kadar yakın olabileceğini öngöremedik sanırım.

Virüs İtalya’da meşhur Venedik Festivali’nin son iki gününü iptal ettirdiğinde ben de bir grup fotoğrafçı arkadaşımla beraber Venedik’teydim. Venedik’e birçok kez gitmiş ama festival dönemine hiç denk gelememiştim. Fotoğrafçı arkadaşlarım her yıl festivale gittikleri için deneyimliydiler. Üstelik festivale katılım gösterenleri tanıyor, daha gitmeden hangi kostümleri giyeceklerini bile biliyorlardı.

Festival dünyanın dört bir yanından fotoğraf meraklılarının ilgisini çeken bir etkinlik. Herkes ışıkları, lensleri ve makineleriyle sabahın ilk ışıklarında sokaklara çıkıyor, önceden sözleştikleri katılımcılarla kâh kanal kıyısında kâh köprü başlarında buluşuyor. Gece karardıktan sonra bile devam eden fotoğraf çekiminde, kimin kim olduğunu bilemediğiniz katılımcılar model olarak poz vermekten hiç yorgun düşmüyor. Fotoğrafçılar, insanı zaman tünelinde geriye götüren bu ilginç atmosferden eli boş dönmüyor.

Veba salgınında kullanılan maskeler

Venedik’teyken Çin’de yayılan virüs haberleri kulağımıza çalınmıştı. Virüs İtalya’da da patlak verdi, virüsten kaynaklı ölüm haberlerinin ardından durumun ciddiyetini herkes kavradı. Venedik’te 14. yüzyılda yaşanan veba salgınında kullanılan maskeler, festivalde sıklıkla karşımıza çıkmıştı. Bir foto muhabiri olarak fotoğrafçı arkadaşlarımla birlikte yüzlerce yıl önce yaşanmış bir pandeminin izlerini sürerken, pandeminin kucağına düşmüştük. Veba salgınından 7 yüzyıl sonra yaşanacak bir pandeminin tüm dünyaya maske taktıracağını kim bilebilirdi ki?

Festivalden dönüşümden bir ay kadar sonra da değişim programıyla eğitiminin bir yılını Şili’de geçirmekte olan kızım da evine döndü. Karantina sürecini hasta olmadan geçirdik ama artık sokaktaki hayat bildiğimiz hayat değildi.

Aylarca evde kaldık, kilo aldık, bol bol zoom yaptık. Boş caddeler, sokaklarda yaşayan dostlarımıza kaldı. Bu kadar zaman evde kalınca ofisten getirdiğim dialarımla ilgilenecek fırsatım da oldu. 70’li yıllara ait siyah-beyaz fotoğraflarımı unutmuştum. Her bir dosyayı açıp taradığımda İstanbul’un geçmişine ait kareler, sağ-sol çatışmalarının üniversitelerde yansıması, 1 Mayıs’ta çektiğim ve uzun süredir kayıp olduğunu düşündüğüm fotoğraflar çıktı karşıma. Fotoğraflardaki insan kalabalıklarını görünce yakın geçmişte yaşanmış sosyal olayları değil de koronanın hayatımızda değiştirdiklerini düşündüm ister istemez.

Virüse tüm dünya alıştı. Öyle ki artık gündemin ilk maddesi bile değil. Ülkemiz her zamanki çılgın gündemine sarıldı. Tüm dünyada baş göstermiş ortak bir felaket bile insanları aklı selimde birleştirmeye yetmedi.

1 Mayıs 1956’da Siirt’te doğdu. Basın fotoğrafçılığı mesleğine 1974 yılında Günaydın ve Gün gazetelerinde başladı. 1976 yılında Ekonomi ve Politika gazetesinde devam etti. 1977 yılı, kanlı 1 Mayıs olaylarında çektiği fotoğraflarla ilk kez Sipa Press Ajansı yoluyla adını dünya basınında duyurdu. Bu olaya ilişkin fotoğraflarıyla Time, Newsweek dergilerinde yer aldı. 1980 yılında ilk defa Sipa Press Ajansı adına Türkiye dışında görev aldı.14 Ekim 1980 günü kaçırılan bir uçakta dünyada ilk kez hava korsanlarıyla bir röportaj gerçekleştirerek, Türk ve dünya basınında adından söz ettirdi. 1980 yılından itibaren sürekli olarak Lübnan, İran, Irak, Afganistan, Kuzey İrlanda, Çad ve Uzakdoğu’da meydana gelen savaşları görüntüledi. Yapım ve yönetimini üstlendiği Haberci programı Türkiye’nin yanı sıra uluslararası TV kanallarında da yayınlandı. Coşkun Aral, Türkiye’nin ilk bilgi ve belge kanalı İZ TV’nin kuruluşunda yer aldı ve genel yayın yönetmenliğini yaptı. 2012 yılında ODTÜ Üniversite Senatosu kararı uyarınca Coşkun Aral, mesleğinin gelişmesindeki öncü rolü, örnek kişiliği, ulusal ve uluslar arası başarıları ve ülkesine yaptığı katkılardan dolayı Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. 2014’te İsveç’te Landskrona Fotoğraf Festivali tarafından seçilen Aral, Landskrona’da çalışmalar yapması için konuk edildi. “Exodus” adını verdiği sergisi şehirde sergilendi. 2016 yılında Exodus Déjà vu adını verdiği mülteciler üzerine gerçekleştirdiği sergi projesi 6 fotoğrafçının da katılımıyla Kuala Lumpur’da gerçekleşti. 2017’de Ankara ve İstanbul’un ardından 2018’de de Bangkok’ta açılan sergi, 2020 yılında 11 fotoğrafçının katılımıyla çevrimiçi olarak New York’ta gerçekleştirildi. Coşkun Aral bugün yeni fotoğraf sergilerine hazırlanıyor; Türkiye’de ve dünyanın değişik bölgelerinde kurumsal ve bağımsız belgeseller çekmeye devam ediyor

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Gestalt Kompozisyon İlkeleri

(Fotoğrafta Kompozisyon – Gestalt yaklaşımı) Bu yazımızda, “Fotoğrafta Kompozisyon” konusuna Gestalt ilkeleri ile yaklaşacağız. Gestalt, Alman…