Mekân ve işlev değişikliği, yani alıştığımız nesneleri alışmadığımız ortam ve şartlarda görme durumu, algı boyutlarımızı farklılaştırarak, nesneleri farklı bağlamlarda yeniden okumamızı sağlar. Böylelikle, sokakta, evimizde ya da market raflarında görmeye alışık olduğumuz sıradan bir nesne, günlük yaşamın içinden kopup, bir sergi salonunda karşımıza çıktığında, daha önceki deneyimlerimizden dolayı kanıksadığımız bir arka planı ya da işlevi bize hatırlatır. Günümüz sanat yapıtlarının birçoğunun oluşum süreçlerinde ya iki mekânın üst üste gelerek rölyef yapmasından ya da aralarındaki doldurulamaz bir boşluğun varlığından yararlanılmaktadır.
Marcel Duchamp: Enstelasyonun babası, çağdaş sanatın kuvvet komutanı; insanlığın hizmetine hazır nesneleri sunmaktan büyük keyif duydu. Sanatın tulumunu çıkardı. Bilinen estetik değerleri yok saydı; kurguladığı yapıtlarıyla yerleşik inanışları ters yüz etti. Sanat dünyasını kışkırttı. Ses getiren resimlerine rağmen 25 yaşında resim yapmayı bıraktı. Geriye kalan zamanında, günlük nesnelerle sanat yapıtları arasında payda eşitlemeyi kendine görev bildi.
Nesnenin mevcut ruhuna, yeni anlamlar atfetti. Günümüzün artık iyice yıpranan sanatı kavrama anlayışına, nesneleri sunum ve kullanış biçimiyle öncü oldu. Post-empresyonist, kübist, fovist, sürrealist; çağdaş akımların geçtiği her yerde onun isminden söz edildi. Düşünceleriyle, birçok sanatçının esin perisiydi. Yaptığı işin gerçek anlamda anlaşılması zaman da alsa, insanlık ona hiçbir zaman azalmayan mesafeli bir saygıyı daima gösterdi.
Duchamp, Birinci Dünya Savaşı sırasında New York’a gitti ve büyük ilgi gördü. Ama o, resim yapmak yerine, Fransızca dersleri vererek yaşamını sürdürdü. Ne o günlerde ne sonrasında resimlerinin sanat olarak değerlendirilmemesi için onları ya dostlarına hediye etti ya da çok düşük fiyatlara sattı. 1917 yılında, Duchamp’ın en çarpıcı çalışması olan “Çeşme” gündemin baş köşesine oturur. İlk tepki, ünlü pisuvarın, hazır nesne olarak Duchamp’ın da içinde olduğu grubun sergisine kabul edilmeyişidir. Oysa o küçücük pisuar, bugün belleklerin müzesinde kült bir yapıt olarak yerini korumaktadır.
Duchamp’ın, sanat tarihi içinde zamanı kullanışı, çağdaşlarından çok farklıdır. En üretken dönemindeki on yılını, 1913 yılında başladığı ve sonunda bit(ire)meyeceğini anladığı, kadın-erkek ilişkilerine gönderme yaptığı bir çeşit fantastik düşmakine olan “Büyük Cam” adlı yapıtına verdi. Ardından sinemayla uğraştı, hareketli nesneler tasarladı. Satrançla, turnuvalara katılacak ve üzerine yazılar yazacak kadar ciddi ilgilendi.
Duchamp’ın yaptıklarının tam olarak anlaşılması 1960’ları buldu. Bu yıllarda, onun hazır nesneleri kopyalanarak dünyanın birçok ülkesinde sergilendi. Nesneler üzerinde yeni bir bakış ortamı oluşturması nedeniyle, yeryüzüne üçüncü bir göz gibi indi Duchamp. Sıradan nesneleri, hazır yapıt olarak yaşamın içine sokmakta büyük usta olan Marcel Duchamp, yine sıradan anları büyük bir çeviklikle toplayıp koleksiyonuna katmakta mahir olan Henri Cartier-Bresson ile, 78 yaşının baharında buluştu.
Cartier-Bresson, elinde yarılanmış purosuyla deri koltuğunda oturan Duchamp’ı çerçevenin sol alt köşesine yerleştirmiştir. Fotoğrafın sağ üçte birinde ise ünlü bisiklet tekerleği vardır. Yılların mücadelesi, ülkeler, kıtalar ve akımlar arasında kalmanın cereyanı ve yorgunluğu büyük ustanın üzerinde görülmektedir. Uçtuğu her yerde ve önlerinden geçtiği bütün ruhların üzerinde tozunu bırakmış bir kelebek gibidir Duchamp. Ve bu fotoğraf çekildikten tam üç yıl sonra, arkasındaki merdiveni kullanarak nesneleriyle vedalaşacak ve dünyasından ayrılacaktır.
Çağdaş sanat tarihinin en cesur şövalyelerinden biri olan Duchamp, yaşam ile sanat arasındaki kavramsal ilişkiyi, sıradan nesneler üzerinden yansıtarak adını sonsuzluğa taşımayı bildi. Bir yaz günü, aklımızın izinde, boş kağıdın üzerinde sözcükleri kurgulamaya çalışırken bile Duchamp’ın deneyimlerinden yararlanmayı sürdürüyoruz.
Marcel Duchamp, akıl düzleminde yeşeren düşüncelerini, müzelerin ve sergi salonlarının dört duvarı arasında nasıl şaha kaldıracağını çok iyi biliyordu. Bugün çağdaş sanatın içinde karışık malzemeyle yerleştirme örnekleri veren birçok kişi Duchamp’ın izinden -onu reddederek veya kabul ederek- gitmeyi sürdürüyor: Tekerlek hızla dönüyor!

Bize Ulaşın