© Marcel Duchamp / Henri Cartier-Bresson / 1965

Bir Fotoğraftan: Tekerlek Dönüyor…

///

Mekân ve işlev değişikliği, yani alıştığımız nesneleri alışmadığımız ortam ve şartlarda görme durumu, algı boyutlarımızı farklılaştırarak, nesneleri farklı bağlamlarda yeniden okumamızı sağlar. Böylelikle, sokakta, evimizde ya da market raflarında görmeye alışık olduğumuz sıradan bir nesne, günlük yaşamın içinden kopup, bir sergi salonunda karşımıza çıktığında, daha önceki deneyimlerimizden dolayı kanıksadığımız bir arka planı ya da işlevi bize hatırlatır. Günümüz sanat yapıtlarının birçoğunun oluşum süreçlerinde ya iki mekânın üst üste gelerek rölyef yapmasından ya da aralarındaki doldurulamaz bir boşluğun varlığından yararlanılmaktadır.

Marcel Duchamp: Enstelasyonun babası, çağdaş sanatın kuvvet komutanı; insanlığın hizmetine hazır nesneleri sunmaktan büyük keyif duydu. Sanatın tulumunu çıkardı. Bilinen estetik değerleri yok saydı; kurguladığı yapıtlarıyla yerleşik inanışları ters yüz etti. Sanat dünyasını kışkırttı. Ses getiren resimlerine rağmen 25 yaşında resim yapmayı bıraktı. Geriye kalan zamanında, günlük nesnelerle sanat yapıtları arasında payda eşitlemeyi kendine görev bildi.

Nesnenin mevcut ruhuna, yeni anlamlar atfetti. Günümüzün artık iyice yıpranan sanatı kavrama anlayışına, nesneleri sunum ve kullanış biçimiyle öncü oldu. Post-empresyonist, kübist, fovist, sürrealist; çağdaş akımların geçtiği her yerde onun isminden söz edildi. Düşünceleriyle, birçok sanatçının esin perisiydi. Yaptığı işin gerçek anlamda anlaşılması zaman da alsa, insanlık ona hiçbir zaman azalmayan mesafeli bir saygıyı daima gösterdi.

Duchamp, Birinci Dünya Savaşı sırasında New York’a gitti ve büyük ilgi gördü. Ama o, resim yapmak yerine, Fransızca dersleri vererek yaşamını sürdürdü. Ne o günlerde ne sonrasında resimlerinin sanat olarak değerlendirilmemesi için onları ya dostlarına hediye etti ya da çok düşük fiyatlara sattı. 1917 yılında, Duchamp’ın en çarpıcı çalışması olan “Çeşme” gündemin baş köşesine oturur. İlk tepki, ünlü pisuvarın, hazır nesne olarak Duchamp’ın da içinde olduğu grubun sergisine kabul edilmeyişidir. Oysa o küçücük pisuar, bugün belleklerin müzesinde kült bir yapıt olarak yerini korumaktadır.

Duchamp’ın, sanat tarihi içinde zamanı kullanışı, çağdaşlarından çok farklıdır. En üretken dönemindeki on yılını, 1913 yılında başladığı ve sonunda bit(ire)meyeceğini anladığı, kadın-erkek ilişkilerine gönderme yaptığı bir çeşit fantastik düşmakine olan “Büyük Cam” adlı yapıtına verdi. Ardından sinemayla uğraştı, hareketli nesneler tasarladı. Satrançla, turnuvalara katılacak ve üzerine yazılar yazacak kadar ciddi ilgilendi.

Duchamp’ın yaptıklarının tam olarak anlaşılması 1960’ları buldu. Bu yıllarda, onun hazır nesneleri kopyalanarak dünyanın birçok ülkesinde sergilendi. Nesneler üzerinde yeni bir bakış ortamı oluşturması nedeniyle, yeryüzüne üçüncü bir göz gibi indi Duchamp. Sıradan nesneleri, hazır yapıt olarak yaşamın içine sokmakta büyük usta olan Marcel Duchamp, yine sıradan anları büyük bir çeviklikle toplayıp koleksiyonuna katmakta mahir olan Henri Cartier-Bresson ile, 78 yaşının baharında buluştu.

Cartier-Bresson, elinde yarılanmış purosuyla deri koltuğunda oturan Duchamp’ı çerçevenin sol alt köşesine yerleştirmiştir. Fotoğrafın sağ üçte birinde ise ünlü bisiklet tekerleği vardır. Yılların mücadelesi, ülkeler, kıtalar ve akımlar arasında kalmanın cereyanı ve yorgunluğu büyük ustanın üzerinde görülmektedir. Uçtuğu her yerde ve önlerinden geçtiği bütün ruhların üzerinde tozunu bırakmış bir kelebek gibidir Duchamp. Ve bu fotoğraf çekildikten tam üç yıl sonra, arkasındaki merdiveni kullanarak nesneleriyle vedalaşacak ve dünyasından ayrılacaktır.

Çağdaş sanat tarihinin en cesur şövalyelerinden biri olan Duchamp, yaşam ile sanat arasındaki kavramsal ilişkiyi, sıradan nesneler üzerinden yansıtarak adını sonsuzluğa taşımayı bildi. Bir yaz günü, aklımızın izinde, boş kağıdın üzerinde sözcükleri kurgulamaya çalışırken bile Duchamp’ın deneyimlerinden yararlanmayı sürdürüyoruz.

Marcel Duchamp, akıl düzleminde yeşeren düşüncelerini, müzelerin ve sergi salonlarının dört duvarı arasında nasıl şaha kaldıracağını çok iyi biliyordu. Bugün çağdaş sanatın içinde karışık malzemeyle yerleştirme örnekleri veren birçok kişi Duchamp’ın izinden -onu reddederek veya kabul ederek- gitmeyi sürdürüyor: Tekerlek hızla dönüyor!

1963 yılında İstanbul’da doğdu. M.S.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Lisans) 1985, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı (Yüksek Lisans) 2001 yılında bitirdi.

Farklı konularda yayınlanmış 15 kitabı bulunan Merih Akoğul, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde 30’un üzerinde fotoğraf sergisi açtı, grup sergilerine katıldı. Fotoğraf sanatı ve kuramı konularında çalışmalar yaptı. Seminer, sempozyum ve açıkoturumlara katıldı, bildiriler sundu, paneller yönetti, seçici kurullarda yer aldı. Reklam sektöründe yazar olarak çalıştı. Çeşitli özel kurumlarda eğitmenlik, özel radyolarda kültür, sanat ve caz programları, televizyon programlarında sanat danışmanlığı yaptı.

Edebiyat, fotoğraf kuramı, plastik sanatlar ve klasik ve caz müziği üzerine yazıları ve eleştirileri birçok gazete ve dergide yayınlanan Merih Akoğul, 2003 yılının yaz döneminde Avusturya Başbakanlık Sanat Dairesi tarafından verilen bursla çalışmalarını Viyana’da sürdürdü. Çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda yapıtları bulunan Akoğul, 30 yılı aşkın Türkiye’nin önemli üniversitelerinde (Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi) fotoğraf dersleri vermiş, 17 sergi ve festivalin küratörlüğünü, 30’a yakın kitabın da editörlüğünü yapmıştır. BUFSAD ve İFSAK onur üyesidir.

2012-2025 yılları arasında İstanbul Modern Müzesi, Fotoğraf Bölümü Danışma Kurulu üyesi olan Merih Akoğul, aynı zamanda da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitmenliğini sürdürüyor. 2010 yılından 2021yılına kadar Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi kitaplarının editörlüğünü yapan Akoğul, İFSAK Blog ve Gezgin Foto dergisinde köşe yazarlığını sürdürüyor. 2022 yılının TFSF ve 2024 yılının İFSAK Fotoğraf Ödülü sahibidir.

Yazıları Yeni Düşün, Medyavizyon, Marketing Türkiye, İFSAK Fotoğraf, Donna, Hürriyet Gösteri, Varlık, Stüdyo İmge, Sombahar, Poetika, Şiir Atı, Çalıntı, E, Konstantıniyye, Göçebe, Milliyet Sanat, Jazz, Geniş Açı, Fotoğraf, İFSAK Fotoğraf, Eikon, Hayalet Gemi, Amann, Yeni Günaydın, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Aktüel, Hürriyet, Radikal, Nstyle, Vizyon, Time Out İstanbul, Ebe Sobe, Ulusoy Travel, Biz, Home Style, Andante, İz, tr, Photo Digital, Eikon, İFSAK Blog, Gezgin Foto, Zamansız, İST dergilerinde yayınlandı.

Seçilmiş Kişisel Sergiler
2023 “Bir Başka Bursa”, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi, Bursa
2022 “Caz Zamanı” Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2016 “Montreal’de Bir Mevsim, Galeri Işık
2013 “Tenha Vakitler”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2011 “Kayıp Ruhlar”, ArtGalerim Nişantaşı, İstanbul
2010 “İç İçe İstanbul”, Fototrek, İstanbul
2008 “Standards”, PG Art Gallery, İstanbul
2007 “Sanki”, İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul
2006 “Geçen Yaz Viyana’da”, Palais Porcia Kunst Raum, Viyana
“Siyah Beyaz Afyonkarahisar”, Fevzi Çakmak Sanat Galerisi, Afyonkarahisar
“Avusturya 2006”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2005 “Bit-ki”, PG Art Gallery, İstanbul
“Yolda”, Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul
2004 “Otuz Kuş”, PG Art Gallery, İstanbul
“Geçen Yaz Viyana’da”, Fotografevi, İstanbul
2003 “Güzergâh: Edebiyat”, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, İstanbul
2002 “Başarmak”, Fotografevi, İstanbul
2001 “Klasikler/Neo-klasikler”, Fotoğrafevi, İstanbul
“Aşkküre”, Bedri Rahmi Eyüboğlu Sanat Galerisi, İstanbul
1999 “Bronz Askerler”, Fotografevi, İstanbul
1998 “Dönüşümler”, Art Shop, İzmir
“Filim”, İMKB Sanat Galerisi, İstanbul

Yayınlar

2021 “Ağustos” (şiir)
2016 “Montreal’de Bir Mevsim (fotoğraf)
2014 “Gece/Şarkılar” (şiir)
2007 “Sanki” (fotoğraf)
2006 “Siyah Beyaz Afyonkarahisar” (fotoğraf)
2005 “Türk Fotografçıları Kütüphanesi 22/Merih Akoğul” (fotoğraf)
“Bit-ki” (fotoğraf)
“İkizim Söyledi Ben Yazdım” (deneme)
“Saklı Günlükler” (çocuk edebiyatı)
2004 “Geçen Yaz Viyana’da” (fotoğraf)
2002 “Başarmak” (fotoğraf)
2001 “Klasikler/Neo-Klasikler” (fotoğraf)
1999 “Klasikler” (fotoğraf)
1995 “Kuğunun Ölümü” (şiir)
1992 “Son Dokunuş” (şiir)

Küratörlükler

2024 “Benden Başka / Bir Otoportre Projesi / İfsak, İstanbul
2023 “Ozan Sağdıç: Fotoğrafçını Tanıklığı”, İstanbul Modern, İstanbul
2019 “Yolda” (Türkiye’de Gruplar), Fransız Kültür Merkezi, İstanbul
2019 “Fotoğrafın Doğası”, Artweeks Akaretler, Akaretler No:45, İstanbul
2018 “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı”, İstanbul Modern, İstanbul
2017 “Beni Bul” / Otoportreye Çağdaş Dokunuşlar, Akbank Sanat, İstanbul
2016 “Poz”, PG Art Gallery, İstanbul
2016 “İnsan İnsanı Çekermiş”, İstanbul Modern, İstanbul
2013 “Bir Zamanlar”, Fotografevi, İstanbul
2012 “Mekânın Doğası”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2012 2. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“İnsanlığın İzleri” (Sanat yönetmeni, şef küratör)
2012 “Gidilmemiş Zamanlar”, Hilpark Suites İstinye, İstanbul
2011 1. Bursa Fotofest / Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali
“Karşılaşmalar” (Sanat yönetmeni ve şef küratör)
2003 “İki Dünya Arasında” / İ.F.M. Leica Gallery, İstanbul

Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi (Editörlük)

2021 Yusuf Tuvi
2020 Lütfi Özkök
2019 İbrahim Zaman
2018 Ergun Çağatay
2017 Yıldız Moran
2016 Ersin Alok
2015 İzzet Keribar
2014 Sabit Kalfagil
2013 Sami Güner
2012 Ozan Sağdıç
2010 Şakir Eczacıbaşı

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Otoportre

Kendine Bakmak mı, Kendinle Karşılaşmak mı? Sönsöz Yerine Bir aynaya her baktığınızda aynı kişiyi gördüğünüze emin…

Çizginin Tuhaf Tipleri

Çizmek var olmak demektir, çizebilmek ise özgürlük… Daha sözcükleri öğrenmeden, çizgilerle ifade etmeye çalışıyoruz kendimizi. Ve…

Ucube Fotoğrafçısı: Diane Arbus

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’ndan Ahu İncekaralar https://www.instagram.com/ahuincekaralar_tarafından yayına hazırlanmıştır. . . . .…

Yol Boyu İspanya

2024 yılı Ekim-Kasım aylarında Başkent Madrid’de başlayıp İspanya’nın Endülüs bölgesine de uğrayarak Akdeniz ve Atlas Okyanusu…

Görmenin Metafiziği Üzerine

Gerçek ve Güzel İnsan, yapısı gereği, tereddütlerinin izinde, görünenin ardındaki gerçeğin peşinden gider. Herkes kendini olduğundan…