Fotoğrafa Kolektif Soluk: Mersinli Kadın Fotoğrafçılar

//

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu tarafından hazırlanmıştır.

. . . . . . . . . . . . .

8 Aralık 2023 tarihinde İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubunun davetlisi olarak “Uçuyor Bunlar” fotoğraf gösterisini sunan ve halen “ Semt-i Çukur” projeleri İFSAK Lokal’de sergilenmekte olan Mersinli Kadın Fotoğrafçılar Kolektifi’nden Tülin Şahin Okay, Fevziye Yürek ve Hatice Ataç kendilerine yönelttiğimiz soruları İFSAKBlog okuyucuları için yanıtladı.

-Fotoğrafla bireysel olarak nasıl tanıştınız? Fotoğrafa dair kişisel motivasyonlarınızı anlatabilir misiniz.

Tülin Şahin Okay

 

TÜLİN: 2018 yılında üyesi olduğum Kadın Emeği Kolektifinde kadınlar olarak, yine kadın çalışmalarımıza yönelik katkıda bulunacak bir fotoğraf atölyesi düzenlemeye karar vermiştik. Ben de katıldım. Biraz temel fotoğraf çalışmaları yaptıktan sonra ilk defa fotoğrafa başlamış oldum. Bu çalışmalarımız sonunda da ‘Uçuyor Bunlar / Kadınlar Yaşamın Her Yerinde’ adlı belgesel fotoğraf çalışmamız ortaya çıktı. Sanatın farklı disiplinleriyle de her zaman uğraşım olmuştu zaten; grafik tasarım, dans, tiyatro, heykel gibi. Sanatın kişisel olarak sağaltıcı etkisi ile kendimi ve yaşama dair duygu ve düşüncelerimi, tanıklıklarımı ifade edebilmemde benim için yeri çok önemli.

İçinde yaşadığımız ve giderek çirkinleşen, hoyratlaşan dünyada olan bitenleri, tanıklık ettiklerimi idrak etmeye çalışırken, mücadele ederken çaresizleştiğimi hissediyorum kimi zaman. Savaş, doğanın talanı, çevre kirliliği, çıkar kavgaları, cinsiyet ayrımcılığı, geleneksel önyargılar, farklı olana duyulan nefret, kalıplaşmış güzellik, bütünsellik yargıları… Bütün bu hissettiklerimin ve algıladıklarımın, cümlesini kurmakta zorlandığım duygu ve düşüncelerim sanatsal eserlerime yansıdığını farkettim… Bir tür sağaltım da diyebiliriz buna ve yansıtma, yada yüzleşme belki… ve elbette bir tavır alma durumu…

Fevziye Yürek

FEVZİYE: 2010 yılında Mersin’e taşındıktan sonra Eğitim-Sen bünyesinde başlayan sokak fotoğrafçılığı atölyesi ile tanıştım. Mersin Fotoğraf Derneği’nin temel fotoğraf eğitimi çalışmasına katıldıktan sonra yine dernek bünyesinde yapılan atölye çalışmalarında yer aldım. Zamanla diğer belgesel fotoğrafçıları da tanıdıktan sonra ilgimi çekenin belgesel fotoğraf olduğuna karar verdim. Dernekte yapılan Özcan Yurdalan’ın yürütücüsi olduğu belgesel fotoğraf atölyesi bu konuda sanırım en büyük motivasyonum oldu.

HATİCE: Yaklaşık olarak 2014 yılında tamamıyla boş zaman etkinliği ve hobi olarak fotoğrafla ilgilenmeye başladım. Başlangıcı Mersin Fotoğraf Derneği etkinlikleri ve temel eğitim kursu. Sonrasında ilgim belgesel fotoğraf alanına yöneldi; belgesel atölyeleri, çocuklarla fotoğraf eğitimi, toplumsal cinsiyet ve fotoğrafçılık gibi atölyelere katıldım. Bugün için fotoğraf ile çabamı “görsel hikayeler anlatmaya çabalayan” olarak tanımlıyorum.

Psikologum ve sosyal psikoloji alanında yüksek lisansımı tamamladım.

Fotoğraf çekmeyi bütün bilişsel birikimimizi, farkında olmadıklarımızı da dahil ettiğimiz bir etkileşim olarak kabul ediyorum ve dünya görüşüm, hayat duruşum, itirazlarım ve hayallerimi fotoğraf ile kaynaştırmada bir yol açmaya çabalıyorum. Eğitim ve çalışma alanım olan sosyal psikolojinin temel argümanları üzerinde tartışma, seçtiğim konular ve çalışma sistematiğimi bunlar üzerine oturtarak fotoğraf ile harmanlama çırpınışı diyelim.

Böyle olunca görsel hikayelerini anlamaya, anlatmaya çalıştığım konular da toplumsal cinsiyet, göç, toplumsal travma, hafıza, aile, gibi çerçevelenebilir.

-Herhangi bir fotoğraf eğitimi aldınız mı? Önceki projelerinizden bahsedebilir misiniz. 

TÜLİN: Fotoğraf anlamında başka yapılarda daha önce yer almamıştım, ama daha sonra katılma imkanım oldu.  ‘Uçuyor Bunlar’ çalışmamıza başlarken daha önce eğitim almış arkadaşlarımız bize bir ön eğitim verdi ve belgesel fotoğraf üzerine de okumalar yaptım. Ayrıca Özcan Yaman Hocadan temel fotoğraf ve kavramsal fotoğraf eğitimi aldım.

FEVZİYE: Mersin fotoğraf Derneği’nde temel fotoğraf eğitimi aldım ama bunun dışında da farklı belgesel fotoğraf atölyeleri çalışmalarına katıldım. Özcan Yurdalan’ın  belgesel fotoğraf atölyesi ve çocuklarla fotoğraf atölyesine katıldım. Anadolu Üniversitesi fotoğrafçılık ve kameramanlık ön lisans programını bitirdim.

Hatice Atay

HATİCE: Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık ön lisans bölümünü tamamladım.

Mersin Fotoğraf Derneğinde farklı projelerde yer aldım.

Antroposen Çağdan Belgesel Hikayeler- Özcan Yurdalan (2023) projesinde yorumcu grubu içinde yer aldım.

Fevziye ile beraber Mersin Fotoğraf Belgesel atölyesi kapsamında çalıştığımız “Yaralarım Aşktandır” (2023) sevgilileri veya beraber oldukları erkekler tarafından öldürülen kadınlardan kalan hatıralar üzerinden, akrabalarının ve yakınlarının acılarına, kadın hareketinin bu cinayetlerle gösterdiği takip ve dayanışmaya odaklanarak, tanıklığımızın görsel öyküsü oluşturulmaya çalışılmıştır. Mersin’de dernekte ve sanat festivalinde sergilendi.

TFSF-Memleketimden Görsel Hikayeler projesinde, (2021) farklı cinsiyet ve yaş veya diğer farklılıklarla, toplumsal cinsiyet algılarımızın dışında şiddetsiz, küfürsüz, rekabetsiz futbol mümkün mü konulu “Muamma” isimli çalışmam editör seçkisi içinde yer almıştır.

GAPO ve SALT Online iş birliği ile Aileyi Fotoğrafla Oluşturmak atölyesi (2020) kapsamında “Bozkırın Apakayları” isimli çalışmam, kendi köklerini anaerkil üzerinden izlemek ve kurgulamak üzerinden yeniden kurgulayarak, mümkün mü? Üzerinden Ankara’da sergilenmiştir.

Korona Günlerinde Fotoğraf ortaklaşa editoryal çalışmasında (2021) bireysel ve hikaye oluşturma bölümlerinde yer aldım.

Mersin Fotoğraf Derneği üye kadın fotoğrafçılarla kolektif bir çalışma denemesi sonucu, “Figüran” (2017) isimli kadınlar üzerinde dayatılan güzellik algısı, annelik algısı ve kadının çalışma alanı üzerine eleştirel bir çalışma Mersin’de ve Çukurova Sanat Günleri kapsamında sergilenmiştir.

-Birbirinizle nerelerde tanıştınız?

TÜLİN: Aslında ortak çevremiz olan arkadaşlarımdı hepsi. Derya ile Kadın Emeği Kolektifinde uzun yıllar birlikte çalışmıştık zaten. Diğer arkadaşlarla da Mersin Fotoğraf Derneği, kadın dernekleri, eylemleri, aynı sosyal, kültürel ve politik ortamlardan tanıştık.  Farklı zamanlardan.

Ama birlikte fotoğraf çalışması yaparken birbirimizi çok daha yakından tanıma şansımız oldu.

-Ne zamandan bu yana birlikte çalışıyorsunuz?

HATİCE: 2018 yılında “Uçuyor Bunlar” fotoğraf projesi ile birlikte çalışmaya başladık. Bu proje yaklaşık 1,5 yıl sürdü. Sonrasında farklı görsel hikayelerle devam devam etti. Koşullarımıza bağlı olarak değişiklikler oluştu.

-Kolektif haline gelme motivasyonunuz neydi?

TÜLİN: Kadın çalışmalarında kolektif ve bağımsız olmak, hiyerarşiye zemin yaratmamak, birbirimizin gelişimi için motive ederek destek olmak gibi ilkelerimiz vardır zaten. Kişisel olarak öne çıkmak yerine birlikte çalışıp, birlikte başarmak ve özellikle kadınlarla yol almak çok keyifli benim için. Kadınlar olarak kendi gücümüzü görmek, başardıklarımız için birlikte sevinmek, birbirimizle dayanışarak cesaret bulmak ve üretmek çok anlamlı bana göre.

HATİCE: Diğer taraftan “Uçuyor Bunlar” çalışmasının içerisinde aslında dokuz kadının olduğunu düşünüyorum. Beşi farklı mesleklerde çalışan farklı sorumlulukları olan kadınlar, dördü de hikâyeleriyle beraber bizimle yolculuğa çıkan kadınlar. Ve kolektif dememizin bence en büyük nedeni de buydu, herkes birbirine temas etti. Herkes birbirinin hocasıydı, herkes birbirinin öğrencisiydi. Baştan sona kadın emeğinden çıkmış bir çalışma diyebiliriz. Çünkü sadece fotoğraftaki kahramanların değil, onun önünde ve arkasında bulunanlarının da kadın olduğu bir çalışma bu.

-Çalışma ilkeleriniz, karar alma süreçleriniz nasıl?

TÜLİN: Bütün çalışmaları birlikte yapıyor ve tüm kararları beraber alıyoruz. Elbette kimi işler için herkesin yapabilecekleri veya ayıracağı zamanlar aynı olmayabilir. Ancak çalışma programını, çekimleri, fotoğraf seçimlerini her zaman beraber yapıyoruz. Birbirimizi geliştirmeye de önem veriyoruz.

FEVZİYE: Her şeyden önce etik kurallarımızı belirliyoruz. Onay almadan fotoğraf çekmiyoruz. Hiç kimsenin kendini kötü hissedeceği, görmek istemeyeceği görseller üretmiyoruz ve kullanmıyoruz. Amacımızı net bir şekilde belirliyoruz. Bu amaca giden her yolu mübah saymıyoruz. Saygıyı esas alan, eşitlikçi, hümanist bir anlayışla hareket edeceğimizi baştan kabul ediyoruz ve bunları gözden geçiriyoruz.

Dediğimiz gibi; karar alma süreçlerinde birlikte hareket ediyoruz ve aynı fikirde olmadığımız durumlarda gerekçelerimizi ortaya koyup tartışarak hepimizin ortak bir paydada buluştuğu kararlar için birbirimizi ikna ediyoruz.

-Neler yapılacağına, projelere, vb konulara nasıl karar veriyorsunuz?

FEVZİYE: Şu ana dek bizi bir araya getiren, bir şeyler üretme ve bu üretimi de fotoğraf konusunda yapma isteği oldu. Maalesef bize konu sıkıntısı yaratmayan bir dünyada ve ülkede yaşıyoruz.  Kadın sorunları, göç, kentsel dönüşüm, Covid, çevre sorunları… Bunlar yaşadığımız şehrin de maalesef en göze batan problemleri. Çalışmaya karar verdiğimizde bu konuda okumalar yaparak konuyla ilgili kişilerle görüşerek olayı neresinden anlatabiliriz, nasıl anlatabiliriz şeklinde konuşuyor, tartışıyor ve fikir birliğine vardığımız konuyu çalışma konusu olarak belirliyoruz. Az önce saydığım başlıkları koca bir şemsiye kabul ettiğimizde altında bağlam kurulacak pek çok alt başlık çıkıyor. Kadın başlığının altında kadın cinayetleri var, mesleklerin bile kadın-erkek mesleği diye cinsiyete büründürülmesi var, kadınların istihdam alanlarında yaşadıkları problemler var, kadının görünmeyen emeği var…vs vs…

TÜLİN: Üzerinde karar kıldığımız konuların, fikirlerin belgesel fotoğraf çalışması aracılığıyla gerçekleştirebilir olması da tartışılıyor tabi. Mekan, ulaşım, kahramanlarla iletişim gibi.

-Grubunuz yapısı nasıl; kapalı mı yoksa yeni üyelere açık mı?

FEVZİYE: Grubumuz kapalı değil. Zaten bir üyelik durumu da söz konusu değil . Bizi bir araya getiren neden ne ise buna göre çağrımızı yapıyoruz katılmak isteyen kadın arkadaşlarla ilkelerimizi ve çalışma disiplinimizi belirliyoruz. Yola devam etmek isteyen arkadaşlarla da projeyi tamamlıyoruz. Ama tabii ki disiplinli olmak adına proje başladıktan sonra aksamalar yaşanmaması için katılım istekleri oluşursa başka bir çalışmada deyip maalesef geri çevirmek durumunda kalıyoruz. Şöyle ifade edeyim çağrımızı yaptık, katılmak isteyen arkadaşlarla ilk toplantımızı gerçekleştirdik, proje konumuzu seçtik , kanavamızı hazırladık, konuya dair ilkelerimizi ve sınırlarımızı belirledik . Artık sahada çekim öncesi kendimizi bilgilendirmek ve  ilişkiler kurmak için hazırız. Bu nokta itibarıyla yeni katılım istekleri çalışmaya katkı sağlamayacağı için yeni katılımcı kabul edemiyoruz. Çünkü belgesel fotoğraf çalışması sadece gidip fotoğraf çekmekten ibaret bir çalışma değil.

Kolektif Kadın Fotoğrafçılar bir çatı gibi.  Uçuyor Bunlar projesinde beş kadın fotoğrafçı olarak çalıştık. Semti çukur çalışmasını ise üç kadın fotoğrafçı olarak yürüttük. Herhangi bir yapı altında çalışmıyoruz ve tamamen bağımsız olduğumuz için bu sayı, üretmeyi planladığımız işlere ve katılıma göre değişebiliyor.

-Nasıl bir araya geliyorsunuz?

TÜLİN: Aynı kentte yaşayan kadınlar olarak çalıştık hep; yüz yüze olmanın, birbirimize değebilmenin kolektif çalışmaya yoğunlaşabilmek için olumlu bir etkisi var. Birbirimizi daha yakından tanımak, yan yana olmak hem yaptığımız işlerin verimini arttırıyor hem de her birimize çok iyi geliyor. Özel bir mekana ihtiyaç duymuyoruz; bazen bir kafede, çekim alanlarımızda, kimi zaman evlerimizde…

-Fotoğraf üretim ve seçimlerinde esas aldığınız kriterler neler oluyor?

TÜLİN: Fotoğraf üretimimizde ve seçimlerimizde, fotoğraflarımızın konumuzun bağlamını desteklemesini, hikayemizi oluşturmada önemli bir rolü olmasını ve elbette ifade etmek istediğimiz bağlam açısından güçlü ve teknik açıdan yeterince iyi olmasını dikkate alıyoruz. Danışmanlık almıyoruz. Fotoğrafları seçme aşamasında, önce her birimiz yaptığımız her çekimin fotoğraflarını kendisi seçerek eliyoruz ve mümkün olduğunca azaltıyoruz. Bir araya geldiğimizde ise – ki bu aşamada her zaman kolektifimizde olan tüm kadınlar toplantıya katılıyor- her fotoğrafı değerlendirip üzerinde tartışarak  kolektif bir seçimle tekrar eleme yapıyor ve seçtiğimiz bütün fotoğrafları ‘ortak ’ bir havuza atıyoruz. Çekimlerimize hikayemiz açısından yeterlik verdiğimizde, sergilemek için ve ayrıca bir fotoğraf gösterisi hazırlayabilmek için son seçimlerimizi, sıralamamızı yapıyoruz.

Grafik tasarımlarımızı aramızdan bir arkadaşımız hazırlıyor, fotoğraf gösterisinin sunumunu da yine kendi kendine bir programı kullanmayı öğrenen bir arkadaşımız yapıyor, tabi ki her aşamadaki kararlarda birlikte davranıyoruz.

Sergilemeye hazır olan çalışmamız için bir proje dosyası hazırlıyor ve gerçekleştirilmesinde destek almak için belediye gibi kurumlarla görüşüyoruz. Ancak yola çıkarken çalışmamızı gerekirse kendi imkanlarımızla paylaşabileceğimiz konusunda da kararlı olduğumuzu belirtmeliyim.

HATİCE: Fotoğraf çalışmalarımızda, yöntem olarak belgesel hikâye anlatma yönteminin etik ve kurallarına uygun olarak çalışıyoruz. Hikayelerini paylaştığımız kadınların güvenliğini ve rızasını önceleyerek, gerekirse fotoğraftan vazgeçmeyi düşünerek çalışmamızı tamamladık.

-Diğer fotoğraf örgütleriyle ortaklıklar geliştiriyor musunuz? Bu konudaki yaklaşımınızı anlatır mısınız.

HATİCE: Şimdiye kadar Kolektif Kadın Fotoğrafçılar olarak diğer fotoğraf örgütleriyle ortak bir çalışmamız olmadı.  Fotoğraf örgütleri yani dernekleri karma yapılar. Bunun yanında tercihen gezi, yarışma, teknik ve güzel fotoğrafların örneklerinin oldukları oluşumlar olduğunu düşünüyorum. Fotoğraf üretme ve sergileme açısından kolektif yöntemle değil atölyeler şeklinde çalışmalar yaygın. Fotoğraf hocası ve atölye öğrencileri şeklinde hiyerarşik yapılanmalar… Ancak birlikte iş yapabileceğimiz, bizimle aynı anlayışa sahip örgütlerle çalışma fırsatları doğarsa değerlendirilebilir bence.

-Projenizi nerelerde sergilediniz? Uçuyor Bunlar  sergisini İstanbul’da duyurmaya nasıl karar verdiniz?

TÜLİN: Uçuyor Bunlar sergisini Mersin’de, Yenişehir Belediyesinin desteğiyle Atatürk Kültür Merkezi Galerisinde; Halkevi Kadınlarının daveti ve Beylikdüzü Belediyesi’nin desteğiyle İstanbul’da sergilemiştik. Sonrasında pandemi koşulları nedeniyle başka yerlerde paylaşma imkanı bulamamıştık. Uçuyor Bunlar adlı fotoğraf çalışmamızı İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu ile paylaştığımızda bizi davet ederek onurlandırdılar. Yakın zamanda ilk sergisini Mersin’de açtığımız Semt-i Çukur adlı belgesel fotoğraf sergimizi de İFSAK’ta açmak  bizim için ayrıca sevindirici oldu. Tüm bu güzel buluşmalara vesile olan İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubundaki arkadaşlara ayrıca teşekkür ediyorum.

 

IFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu (Ezberbozan) olarak 2019 yılı Mart ayındaki kuruluşumuzdan bu yana, toplumsal cinsiyetin farklı temsillerini, fotoğraf ve sinema ile ilişkili olarak ele alan çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalarda hem fotoğraf üreten kadın ve LGBTIQ bireylerin görünürlüğünü destekliyor, hem de toplumsal cinsiyet alanında yürütülen çalışmaları görünür hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bir yandan alanında deneyimli danışmanlarla birlikte fotoğraf projeleri yürütürken bir yandan da toplumsal cinsiyetin farklı boyutlarını ele alan, fotoğraf ve sinemaya gönül verenler için tartışma alanları açmayı hedefleyen etkinlikler yapıyoruz.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Renklerin Dili

Fotoğrafta Renk Çağrışımları Renkler güçlü bir iletişim aracıdır. Fotoğraflarda bir eylemi bildirmek, izleyicinin duygularını, ruh halini…

Foto-Virtüözüte

Malûmları olduğu üzere virtüöz kelimesi, daha ziyade müzik alanı için dillendirilir. Herhangi bir müzik enstrümanını ortalamanın…

Gestalt Kompozisyon İlkeleri

(Fotoğrafta Kompozisyon – Gestalt yaklaşımı) Bu yazımızda, “Fotoğrafta Kompozisyon” konusuna Gestalt ilkeleri ile yaklaşacağız. Gestalt, Alman…