Kırık Ayna Parçaları

///

Bu yazı, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu‘ndan Nursen Bilgin Kadayıfçıoğlu tarafından hazırlanmıştır.

*********

“Masalın en iyi yanı yeniden söylenebilmesidir,

söylendikçe büyülenirler

birleşir nehirler, dağlar yer değiştirir, tılsım ve tehlike

çığ ve lâv, kılıç ve ipek, coğrafya ve tarih yeniden keşfedilir.

ışığın kırılma yerlerinden geçerken

sırlanır yüzlerin kuytu yerleri

gümüş bir alaşımdır ilk imge: sınır ve melankoli

yani bütünlük ve binbir gece

ışıksız aynanın yalnız

olduğunu böyle öğrenirler.

Öteki Mithosu- Murathan Mungan

Sevdiği şair ve yazarlar yoldaş olur insana. Yağmuru bol kentin su birikintileriyle dolu sokaklarını arşınlarken yukarıdaki dizelerini düşünüyorum Mungan’ın. İşte diyorum, bu yüzden alamaz insan kendini yansımalardan. Çünkü her seferinde yeni anlatımlara olanak tanıyan bir masala davet ederler. 

Zamanın ve mekanın ötesine geçmenin, olmazı olur yapmanın, beliren yeni olasılıklar içinde kendine bir yer açmanın büyüsüdür bu. Dağlar, şehirler, ağaçlar yer değiştirir, nehirler birleşir, tarih ve coğrafya yeniden keşfedilir.  

Kırıldıkça, eğilip büküldükçe öteki olmaktan çıkarken akis, binbir olasılığın masalında biraz daha özgür, biraz daha çoğalmış oluruz biz. 

Yollardaki su birikintileri, binaların dış yüzeyleri, her kadraja girmesinden rahatsız olduğumuz arabaların camları ve hatta küçücük su damlaları nelere kadirsiniz! 

1960’larda İtalyan avangard sanatçıların öne çıkan isimlerinden Pistoletto’nun ayna kırma performansı başka bir felsefik yaklaşım sunar konu hakkında.

Sanatçının söz konusu eyleminde, galeri mekânının duvarlarına yerleştirilmiş oldukça büyük ebatlarda 23 adet çerçevelenmiş ayna bulunmaktadır. Pistoletto, geniş bir izleyici kitlesinin önünde, elinde bir balyozla galeri mekânında bir süre gezindikten sonra aynaları kırmaya başlar. Her kırılan aynanın arka yüzeyinin farklı bir renge boyalı olduğunu ve boyalı yüzey üzerinde dünyanın en çok konuşulan dillerinde, ‘saygı’ sözcüğünün yazılı olduğunu görürüz. Pistoletto, İngiliz sanat eleştirmeni Jonathan Jones ile yaptığı söyleşide*; “Kırılan her bir parçada, aynanın bütününün sahip olduğu yansıtma vasfı mevcuttur. Bu yüzden ayna ister bir bütün halinde ya da bir araya getirilmiş veyahut paramparça olsun, tıpkı aynı DNA özelliğini paylaşan insanoğlu gibidir. Ben toplumları kırılmış bir ayna olarak ele alıyorum,” der.

İngilizce saygı anlamına gelen respect sözcüğü, kökensel olarak ‘yeniden bakmak, geriye bakmak’ anlamlarıyla da karşılaştırıyor bizleri. “Masal her söylendiğinde tarih ve coğrafya yeniden keşfedilir” diyen Murathan Mungan’ı yad etmeden geçemiyorum yine.

Aynanın Narcissus ile başlayan yolculuğu sanat tarihinin her döneminde farklı anlayışlara sahip ne çok sanatçıyı takmış peşine… Kâh olayların şahidi olmuş kâh ışık kaynağı olmuş. Picasso sevgilisinin iç yüzünü bile aktarıvermiş onunla tuvaline. 

Günümüz sanatçılarıysa yansıtan her yüzeyi ayna olarak kabul ederek sınırları aşmakta, bazen sanal gerçeklik dünyasında bazen hiper gerçekliğe ulaşma yolculuğunda bir araç olarak kullanmaktalar.

Çağrışımlar silsilesinin ardına takılıp, 2013 yılında İstanbul Sakıp Sabancı Müzesinde işlerini görme şansına sahip olduğumuz, Hint asıllı İngiliz sanatçı Anish Kapoor’un Gök Ayna adlı, hava unsuru ve zaman unsuruyla ayna yüzeyindeki görüntünün sürekli devir daim içinde olduğu, bu unsurlarla sürekli dönüşüm ve değişim içinde olduğu işine gidiyorum.

Meral Sayar’ın çok güzel bir yorumu var bununla ilgili: 

“Kapoor’un Gök Ayna adlı işi, gökyüzüne doğru çevrilmiş, devasa bir içbükey aynadan oluşuyor. Bulutların akışkanlığı ve zamanın döngüsü, bu aynaya yansıyor. Seyirci, farklı zaman dilimlerinde her baktığında, değişmiş ve birbirinin hiçbir zaman aynısı olmayan farklı içerikler görüyor… Aslında Kapoor, üç boyutlu heykeline, dördüncü boyutu ekleyerek (zamanın akışkanlığının kaydedilmesi), hipergerçek bir imge yaratıyor. İlginç olansa, bu yaratım tarzının, kendini sonsuz kere tekrar etmeye açık bir üsluba sahip olması. “Gök Ayna”nın yanına bir “Gök Ayna” daha konabilir ve bu çoğaltım, eserin kendini sonsuz kere yineleyen bir temsiliyet simülasyonuna dönüşebilir. Bu sayede, hakikate ilişkin son sözün söylenemeyeceği bir imge silsilesiyle karşılaşırız. Bu durumda, sonsuzcasına çoğalıp giden imgeler zincirine maruz kalan estetik alımlayıcının/seyircinin hakikat arayışı sonuçsuz kalacaktır. Bu kusursuz eşitliği kabullenmek kaçınılmaz olacaktır” (Sayar, 2013).**

Temsiliyet olgusunun ne kadar sorunlu olduğunu düşünmeye davet eden felsefi bir etkinlik demek de yanlış olmaz sanırım bu işe.

Dünyayı ve toplumu oluşturan “kırık ayna parçaları” her yerde.

İmgeler yoluyla anlatılar oluşturma peşindeki fotoğrafçılar olarak çokça yararlanıyoruz onlardan. Bu yolla soruları çoğaltmak, daha çok kırmak ya da birleştirmek, sınırları aşmak, temsilleri yerinden oynatmak, yeniden söylemek mümkün.

————————

*Pistoletto’nun Düşündürdükleri, Aynanın Yansıttıkları | E-Dergi, Sanat Tarihi

 **Sanatatak.com

Not: Kırık Ayna Parçaları ilk haliyle olarak yazarın nursenbilginka.com sitesinde yayımlanmış, İFSAK Blog yayını için güncellenmiştir.

IFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu (Ezberbozan) olarak 2019 yılı Mart ayındaki kuruluşumuzdan bu yana, toplumsal cinsiyetin farklı temsillerini, fotoğraf ve sinema ile ilişkili olarak ele alan çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalarda hem fotoğraf üreten kadın ve LGBTIQ bireylerin görünürlüğünü destekliyor, hem de toplumsal cinsiyet alanında yürütülen çalışmaları görünür hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bir yandan alanında deneyimli danışmanlarla birlikte fotoğraf projeleri yürütürken bir yandan da toplumsal cinsiyetin farklı boyutlarını ele alan, fotoğraf ve sinemaya gönül verenler için tartışma alanları açmayı hedefleyen etkinlikler yapıyoruz.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Bir Şehrin Hikayesi

İlk İnsan Şehir yaşamı, vahşi tabiatın bir düzen içinde yeniden inşa edilmesinden başka neydi ki… Belki de sona kadar…

Gültekin Çizgen: İkinci Yarı

Fotograf ortamında pek çok polemiğin, sert tartışmanın, düşük yoğunluklu entelektüel kavganın baş aktörü olan sayın Gültekin…

Pozlama Üçgeni

Fotoğrafçılığa yeni başlayanlardan en sık duyduğum sorulardan biri pozlama ile ilgili, diyafram açıklığı, enstantane hızı ve…

Ölülerin Fısıltıları

Bazı fotoğraflar vardır; kimin tarafından ve hangi yıl çekildiğini merak etmeden, fotoğraftaki kişilerin kim ve yerin…

Neden fotoğraf çekiyoruz?

Ya “ben” dediğim şey, hiçbir zaman tek başına bir ben değilse? Sabah kalabalığında yürürken bunu düşündüm.…

Enstantane: B

Fotoğraf çekme arzusu bende güzel bir şey görmekle başlamadı; kaybolmak üzere olan bir şeyi görmekle başladı. Işık duvardan…

Soyut (Abstract) Fotoğrafçılık

– Görünmeyeni Görmek – Soyut fotoğrafçılık, geleneksel fotoğraf anlayışından farklı, büyüleyici bir sanatsal ifade biçimidir. Konuları,…

Hayat: Bir Tasarım

Kavram Olarak Zaman 200 yıl önce fotoğraf yoktu. Suret, sadece çizilirdi. Evrenin çizgilerden kurulu olduğu kabul…

Sağlık Evinin Son Işığı

Fotoğrafın Tanıklığı, Sağlığın Sessiz Kahramanları Bazı insanlar tarih kitaplarına girmez. Haklarında belgeseller çekilmez, isimleri hastanelere verilmez,…

Kanarya Adaları

Atlas Okyanusu üzerinde, İspanya’ya bağlı takımadalardan oluşan “Kanarya Adaları” doğu ve batı olarak iki ayrı başkenti…

Mars Mîra

2017 Temmuz’unda hayatımının en unutulmaz ve en acı deneyimini yaşadım. (Medeni) Avrupa’nın ortasındaki Bosna Savaşı’nın en…

Işık ve Renkle Resim Yapmak

Fotoğraflarımda huzurlu, sakin biraz da surreal bir atmosfer oluşturmayı çok seviyorum. Bunun için genellikle uzun pozlama…