Fujifilm X-Pro 3 İncelemesi

/

Titanyum gövde ve daha iyi AF performansı

Fujifilm X-Pro 2’nin piyasaya çıkışından bu yana üç yıldan fazla bir zaman geçti ve 23 Ekim 2019 itibariyle X-Pro 3 tüm dünyada aynı anda satışa sunuldu. Fujifilm’in yeni aynasızı bir çok yeni özelliğe sahip… Öncelikle gövdede dünyanın en dayanıklı elementlerinden biri olan titanyum kullanılmış ki, bu da sağlamlık ve zor koşullara dayanıklılık anlamına geliyor. Ayrıca X-Pro 2’de kullanılan 24MP X-Trans CMOS III sensor, 26.1MP arkadan aydınlatmalı X-Trans 4 CMOS IV sensor ile yenilenmiş. Bir başka önemli değişiklik ise geliştirilen AF odaklama sisteminde kendini gösteriyor.

Yazı ve fotoğraflar: Cem Kıvırcık

Fujifilm, Mart 2016’da piyasaya çıkarttığı X-Pro 2’den yaklaşık üç yıl sonra bu serinin yeni ürünü olan X-Pro 3’ü 23 Ekim 2019 akşamı itibariyle tüm dünyada aynı anda satışa sundu. Ben de bu yeni fotoğraf makinesini daha piyasaya çıkmadan önce deneyimleme fırsatı buldum. Öncelikle bana bu ayrıcalığı sağlayan Fujifilm yetkililerine buradan teşekkür etmek isterim. Muhtemelen bu yeni fotoğraf makinesiyle ilgili Türkiye’deki ilk inceleme yazısını İFSAK Blog’da okuyorsunuz.

Biçimsel olarak hemen hemen aynı

Fujifilm X-Pro 3 biçimsel olarak X-Pro serisinin geleneksel “rangefinder”lı klasik çizgilerini koruyor. Birçok fotoğraf tutkunu bu seriyi Leica’nın M serisi kameralarıyla özdeşleştiriyorlar ki, bu benzetmede de çok haksız değiller. Kameranın o nostaljik havası benim gibi analogtan gelenler için ayrı bir anlam taşıyor.

Gövdede çelik yerine titanyum malzeme kullanılmış. Bildiğiniz gibi titanyum sağlamlık ve dayanıklılığı temsil eden önemli bir element. Fujifilm, “evladiyelik” bir dijital kamerayla yıllara meydan okuyacağının bir göstergesi gibi adeta. Gövdenin üst sağ kısmındaki klasik kontrol düğmeleri ve çarklar yerini koruyor. Yine en sağda pozlama kompansı çarkı aynı noktada. Enstantane ve ISO kontrol çarklarının yeri de değişmemiş. Tek fark ISO penceresinin pozisyonunda… Fn (fonksiyon) düğmesi de aynı noktada… Makineye üstten baktığınızda X-Pro 2 ile X-Pro 3’ü birbirinden ilk bakışta ayırt edebilmek çok da kolay değil…

Ancak X-Pro 3’ün arkasını çevirdiğinizde bunun yeni bir ürün olduğunu kolaylıkla anlayabiliyorsunuz. Gözünüz LCD ekranı arıyor ama daha önce karşımıza orta format Fujifilm’lerde ve X-H1’de çıkan küçük bilgi ekranı ile karşılaşıyorsunuz. LCD ekranın olması gereken yerin tam ortasında yer alan bu bilgi ekranında makine kapalıyken bile bataryanızın durumu ve kartınızda kalan poz sayısı ile bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Fakat bu ekranın bir özelliği var ki, beni benden aldı diyebilirim.

Analog makinelerin hemen arkasında küçük bir cep bölümü yer alırdı. Bu bölümün işlevi ise şuydu. Makineye taktığınız filmin üst kapağını kopartır ve bu bölüme yerleştirirdik. Böylece uzun süreli kullanımlarda makinede ne tür film olduğu, kaç ASA değerinde olduğunu unutmazdık. İşte Fujifilm X-Pro 3’ün bu küçük bilgi ekranının da böyle bir işlevi var. Fujifilm’in aynasız fotoğraf makinelerinde kullandığı o bir zamanların film tadındaki benzetimlerinden birini seçtiğinizde -örneğin monochrome çekenlerin pek sevdiği Acros- bu bilgi ekranında o filmin kapak resmini görüyorsunuz. Bu özellik beni 25 sene kadar maziye götürmeye yetti de arttı bile…

Gizlenmiş bir LCD ekran

Peki, gerçek LCD ekran nerede? Çektiğimiz fotoğrafları nerede göreceğiz? İşte o da hemen bu kapağın altında gizli… Ancak ekran alışılmışın dışında üstten alt tarafa doğru katlanarak açılıyor. Biraz alışılmışın dışında ama kalça hizasından çekimlerde avantajlı olduğunu söylemeliyim. Yine de tek eksende hareket etmesini çok sevdiğimi söyleyemem. Özellikle makineyi yere koyduğunuzda LCD ekranı çevirebilme şansınız çok şansınız kalmıyor. Bir de yukarı açıdan çekim yapmak istediğinizde makinenin ekranını göremiyorsunuz. Bunu ergonomik bir sorun olarak kenara yazıyorum. Fujifilm’in menüye çabuk erişim sağlayan “Q” düğmesi makinenin sağ köşesine taşınmış ve sağ elinizin baş parmağıyla erişebileceğiniz bir noktaya gelmiş. Bence güzel de olmuş.

Makinenin hemen ön tarafında yer alan ve nostaljik analog makinelerde “self timer” olarak yer alan o küçük mandal, X-Pro 3’te de yerini koruyor ve rangefinder ayarlarını düzenlemeye devam ediyor. Bu mandalı sağa ya da sola çekerek, optik, elektronik ya da ikisi bir arada seçeneklerini kullanabiliyorsunuz. Optik olarak kullanmak batarya ömründe önemli bir avantaj sağlıyor ama yaptığınız kadraj çektiğiniz fotoğrafa her zaman doğru şekilde yansımıyor. Bir de sağ köşede lensin ucunu görmek biraz rahatsız ediyor.

Şeklen çok fazla değişiklik olmasa da, yeni sensor ve işlemciyle Fujifilm X-Pro 3, kullanıcılara birçok konuda daha iyi ve gelişmiş özellikler sunuyor. Daha önce X-Pro 2’de kullanılan 24MP X-Trans CMOS III sensor, 26.1MP arkadan aydınlatmalı X-Trans 4 CMOS IV sensor ve X-Processor 4 motoru ile yenilenmiş.

İzlenimlerim

Açıkçası Fujifilm ürünleri arasında belki de en çok beğendiğim X-T3’tü… İFSAK Blog’ta yayınlanan X-T3 incelememi de buradan okuyabilirsiniz. X-Pro 2’ye biraz mesafeli durduğumu söyleyebilirim. Ancak X-Pro 3 bu algımı değiştirdi diyebilirim. Şeklen büyük bir değişiklik içermese de titanyum kasa ve rengini çok beğendim. Kelimenin tam anlamıyla “taş gibi” bir makineyi avuçlarınızda hissediyorsunuz. Söylenenlere göre bu gövde eski gövdeye oranla on kat daha sağlam ve dayanıklı imiş.

Tutuş ve kontrollere ulaşma açısından değerlendirdiğimde ergonomiyi beğendiğimi söyleyebilirim. Arka taraftaki sadeleştirmeyi, LCD bilgi ekranını ve seçtiğiniz film benzetimi modu resmi esprisi hoşuma gitti. Ancak, ters açılan ekran ve bu hareketin sınırlı olmasını çok tutmadım doğrusu. Yine de LCD ekranın çözünürlük kalitesinde belirgin bir artış olduğunu görmek sevindirici. Aynı kalitenin rangefinder elektronik vizöründe de kendini gösterdiğini söylemeliyim. Leica’nın M serisine benzetilen X-Pro 3’ün bir karakteri olduğunu düşünüyorum. Bu arada LCD ekranın dokunmatik özellikte olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum.

Teknik olarak değerlendirdiğimde, rangefinder’da optik vizöre geçince lensin ucunu görmek beni rahatsız etti. Üstelik kullandığım lens Fuji’nin belki de en küçük lenslerinden biri olan Fujinon XF 18 mm f/2 iken… Maazallah, 50-140 mm lens kullansam durum ne olurdu acaba? Öte yandan, hem optik, hem de elektronik vizör seçeneklerinin korunmasına çok sevindim. Deneyimim süresinde bu özelliği sıkça kullandım. Bu sayede optik vizörün paralaks sorunlarından kaynaklanan zaaflarını da gördüm ve batarya ömrünü arttırmak için bu seçeneğe döndüğümde kadrajımı rahatça ayarlayabildim.

Benim için en önemli özelliklerden biri fotoğraf makinesinin otomatik odaklama AF konusundaki kararlılığı, tutarlılığı ve elbette ki hızı… X-T3’te “Tamam bu olmuş” dediğim AF kalitesinin kendisini X-Pro 3’te de gösterdiğini söyleyebilirim. Özellikle düşük ışık ortamlarında AF, çok hızlı ve kararlı çalışıyor. Daha önce X-T3’te karşımıza çıkan ve artık adeta bir standart haline gelen yüz tanıma ve göze netleme özelliklerinin X-Pro 3’te de olması hayatı kolaylaştırıyor. Açık diyaframlarda yapılan portre çekimlerinde gözlerin flu olması artık tarihe karışmış durumda. AF kipi ayarlarına göre 117 ile 475 AF noktası arasında seçim yapabiliyorsunuz. Özellikle AFC modundaki özel ayarlarla hareketli nesneleri çekebilmek çok daha rahat görünüyor.

Bugün karşımıza özellikle akıllı telefon kameralarında çıkan yapay zeka desteği Fujifilm’de de ustalıkla kullanılmış. Yeni sensör ve yeni işlemci sayesinde yüksek dinamik aralıklı (HDR) fotoğraf çekebilme yeteneği üst düzeye çıkartılmış. Bu yeni HDR moduyla fotoğraf makinesi otomatik olarak birkaç fotoğraf çekiyor ve bunları hızla birleştirerek standart fotoğraf kalitesinin üzerinde bir dinamik aralık becerisi sunuyor. Işığın şartları zorlaştırdığı, ters ışık vs. gibi durumlarda bu da hayat kurtaran bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Açıkçası, arada bir kontrolü makineye bırakmak beni o kadar da sıkmadı diyebilirim.

Fujifilm’lerin en önemli özelliği eski Fujifilm analog fotoğraf filmlerinin dijital benzetme modları diyebilirim. Her yeni modelde bu modlara bir-iki yenisi katılıyor. Nitekim, X-Pro 3’te de iki yeni film benzetim moduyla karşılaşıyoruz: Classic Neg. ve Monochromatic Color. Bu seçeneklerin ince ayarını da fotoğraf zevkinize göre yapabiliyorsunuz. Özellikle Classic Neg. fotoğraflarınıza 1970’lerin esintisini getiriyor adeta… Ben çok sevdim…

Peki, X-Pro 3 kimler için? Ben analog dönemini yaşamış, analogda aradığı tatları dijitalde arayan “sıkı” fotoğrafçıların bu modeli seveceğini düşünüyorum. Gerek dış görünümü, gerekse teknik yetenekleriyle X-Pro 3 onların gönüllerini fethedecektir. İtiraf edeyim ki, X-Pro 3’ü Fujifilm’e geri teslim ederken, benim de içim acıyacak sanırım…

Kendisini Babıali yokuşunun tırmanma ayrıcalığını yaşayan son nesil gazetecilerden biri olarak tanımlayan Cem Kıvırcık, mesleğe dönemin efsane gençlik ve müzik dergisi Hey‘de 3 Ağustos 1983 yılında başladı. Çeşitli büyük gazetelerde ve dergi gruplarında yönetici olarak çalıştı ve 1997 yılında Milliyet grubunda Türkiye’nin ilk internet dergisi .net’i yayınladı. Bu süreden sonra teknoloji gazeteciliğine ağırlık verdi ve PCnet, PCTime ve PCMagazine gibi dergilerin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yaptı.
Halen aktif gazetecilik yapmakta olan Kıvırcık, MediaMarkt’ın teknoloji blogunu yönetiyor, çeşitli haber sitelerinde köşe yazarlığı, teknoloji danışmanlığı yapıyor ve aynı zamanda Türkiye’nin köklü fotoğraf yayınlarından Photoline dergisinin de Yazı İşleri Müdürü.
Fotoğraf çekmeye küçük yaşlarda başlayan Cem Kıvırcık, 28 Mart 1965’te İstanbul’da doğdu. Beyoğlu Atatürk Erkek Lisesi‘ni bitirdikten sonra, Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldu. Evli ve sigara kullanmıyor. Bilişim Medyası Derneği Başkan Yardımcısı, Magazin Gazetecileri Derneği ve İFSAK üyesi.

Yorum Sayıları: 2

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Son yazılar: Fotoğraf

Gestalt Kompozisyon İlkeleri

(Fotoğrafta Kompozisyon – Gestalt yaklaşımı) Bu yazımızda, “Fotoğrafta Kompozisyon” konusuna Gestalt ilkeleri ile yaklaşacağız. Gestalt, Alman…